Güzel Bir Sözün Düşündürdükler: Düşünce Ve Tefekkür Farkı


” Soru Sormak Aklın Dindarlığıdır.”

Martin Heidegger.

İlk duyduğumda, bu muhteşem söz karşısında olmayan şapka mı çıkarmak istedim. Ne güzel bir söz. Tek bir kitabını henüz okuma fırsatım olmadı. Ama şu sözle ne demek istediğini anladım. Ne diyor, yazar Soru sormak aklın dindarlığıdır. Soru sormak nedir. Soru sormak düşünmenin ta kendisidir. Herşey hakkında soru sormak araştırmak ve üzerinde düşünmek, ve daha net bir tabirle tefekkür. Tefekkür, fikir yürütmek demek. Fikir nedir. Fikir, sadece beyindeki düşünce değil, bir değerlendirmenin eseri çıkarmalardır. Metodlu düşünceler bütünüdür. Fikir, kişiden, hayattan veyahut varlıktan bağımsız değildir. Fikir bir sorgulamadır ki kişiyi kendine kendiyle ilgili gerçeklere götürsün. Düşünce ise dışarıdan olabilir, herşey hakkında olabilir.

İnsanlar, çocuğunu düşünüyor, ev alacak onu düşünüyor, arabasını işini düşünüyor, kredi alacak onu düşünüyor. Dünya ne olacak onu düşünüyor. Ezbelerlerden konuşup, üzerinde tartmalar yapıyor. Kıyaslar oluşturuyor. Ama fikir yürütmüyor. Bu sadece düşünmedir, bunu muhtemelen bir bilgisayarda yapardı. Hayvanlarda duyguları ile düşünüyor, içeriden gelen ilhamlarla. İnsanı insan yapan ise fikir yürütebilmesidir, tefekkürdür. Bu bir kelimeyi Osmanlıca diye hayatımızdan atarsanız, düşünen hayvanlara dönüşürsünüz. Maalesef tefekkürle, düşünce arasındaki ince çizgi burada yatar. Düşünce yatay bir zeminde hayatın idamesi için insanın dış dünya ile maddi manevi ilişkilerindeki kıyas iken, tefekkür, bu düşüncelerin doğruluğunu kabullerin gerçekliğini sorgulamadır. Yani insanların fenomenlerle düşündükleri, yani dünyayı algılama pencereleri oluşturduklarını, kendi düşünce dünyalarını zamanla yaratarak bu çerçevede dünyayı algıladıklarını biliyoruz. İşte bu çerçevenin doğru olup olmadığının her an sorgusunun adı, fikir yürütme, yani tefekkürdür.

Heideger, burada soru soralım diyor. Beynimizdeki düşünceleri tekrar sorgulayalıp. İlişkimize bakalım. İnsana dünya algılamasında ne sunuyor. Faydalı mı, zararlı mı. Gerçek mi, yalan mı. Efsane mi, hakikat mi. Cümlenin başı işe şudur :

” Efsaneler, varlığa soru sormakla aşılabilir, soru sormak aklın dindarlığıdır.”

Martin Heidegger.

Muhteşem değil mi. Beynimizde yarattığımız korkular, olmayan hayaller, hayüleler, devler, periler, cinler, büyük güçler, küçük güçler, yenilmez düşmanlar, ölüm korkuları, olmayan hastalıklar, bütün bunları aşmanın tek yolu vardır. Aklını dindarlaştırmak. Soru sormak sorgulamak. Korkmadan bütün bunlar üzerinde düşünmek. Tefekkür etmek. Varlığa sorular sormak. Var olduğunu sandıklarına ve gerçekte var olana sorular sormak.

Sathi düşüncelerle insanlar zengin olabilir, makam mevki sahibi olabilir, hatta gün gelir dünyayı bile yönetebilirler. Ama bütün bunların anlamı hakkında gerçekten sorular sormamış ise, kişi aklıyla dindarlaşmamıştır. Bilinçlenmemiştir. Düşünmüştür, ama fikri yoktur, kıymeti yoktur. Tefekkür etmeyen kişi henüz insan olamamıştır.

Tefekkür, gerek ki ola hasıl idrak, Laf söyleme hama ki o bilidrak.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s