İstanbul Kuşatılırken Meleklerin Kanatları Üzerine Tartışanların Çağı Geldi. “There are Wings of Angels.”


Bizans, Fatih’in orduları tarafından kuşatılmıştır. Bizanslı din adamları meleklerin kanatları var mı diye tartışmaktadır. Ne kadar saçma şeylerle uğraşıyorlar gibi görünüyor değil mi. Bunu anlatanlar keyifle gerinir ve yahu derler kuşatma altında bu aptalların yaptığı işe bak derler. Bilmezlerki asıl aptal ve ahmak kendileridir.

Maalesef, bu düşünce, genel kabul görmekte ve yer yer anlatılmaktadır. Oysa bu aslında iki dünya arasındaki görüş farkını da ortaya koymaktadır. Eskiden bilim çalışmaları din adamlarınca yürütülmekteydi. Din adamları bu tartışmaları ile bize aslında hangi şart altında olursa olsun çalışmaların devam ettirilmesi gerektiğini en güzel şekilde göstermektedir. TAbi bu konuyu aktaranlar, ve özellikle dinin bir afyon olduğunu anlatanlar, bir nevi kendilerince bir istinad duvarı yakalamışçasına bu asil insanlarla dalga geçmekte ve sizi bu oyuna alet etmektedir. Oysa Bizanslı alimlerin tartıştıkları konu, kadim Doğu felsefesinin en önemli konularından biridir. Bunu anlayabilmek için biraz çap ve karakter lazımdır. Oysa aklı yağma etmek ve bilimi, teknolojiyi, araçları yağmalama için kullanmak olan Batılı zihinlerle bu olaya bakanlar burada inceliği göremez. Biz Türkler muhakkak ki bu tartışmaları o sıra anlayabiliyorduk ama son 200 yıldır kendi coğrafyamıza batı gözlükleri ile bakmaya başlayınca, elbette Doğulu bilim insanlarının bu en önemli bir konu üzerindeki tartışmasını bir acizlik ve aptallık olarak algılayacak beyin çöküntüsünü yaşar hale getirildik.

Bugün kuantum teorisi bir ileri merhaleye geçmiştir. Doğu alimleri, batının mekanik ilimlerde gösterdiği aşamaları sanayisine yansıtamamıştır. Ama onlar düşünce dünyaları ile kuantum düşünce dünyasını, ve fenomenlerini anlıyacak ileri bir kapasite de idiler. Meleklerin kanatlarının olup olmaması sorunu, alemler arası özelliklerin farklılıkları ve niteliklerini anlama çabasıdır. Çünkü eğer meleklerin kanatları varsa onların da bizim gibi kayıtlı oldukları mekanik bir alem figürü ve maddi boyutları vardır. Yani nurdan veyahut enerjiden maddi boyutluluğa geçiş imkanları söz konusudur. Yok ise Ruhsal varlıklardır.

Şu asırda atom altı parçacıkların izlenmesi ile Newton dönemi fizik algılamalarının yıkıldığı, kanunların tek ve aynı anda her aşamada etki tepki olarak işlediği alem tasavvuru alt üst olmuş vaziyettedir. Şu anda alemler içinde, kendi kuralları olduğu kabul edilmekte, her alemin kendi kuralları içerisinde, iradi hareketler takip edebildiği gözlenmektedir. Burada alemler arası ilişkileri yürütenlerle, bu kanunların kendi alemi içerisinde aynı anda her noktada işleyebilmesini sağlayan kanun yürütücü parçacıklar, enerjiler, bağlantı elementler, paralel evren ilişkileri ve bunun nasıl mümkün olduğu konusu gözlenmeye çalışılmaktadır.

Burada Tasavvuftan, KAdim doğu felsefelerinden yararlanarak ancak bu gerçeklikler anlaşılabilinir bir hal almıştır. Zira burada ister melek diyelim, istar parçacık altı varlıklar, ister kuark ötesi ağlar veyahut paralel geçişli ışınım kanunları diyelim, bu kanunları yürüten ve alemleri bir arada tutan vazifeli iradeciklerin olduğu artık kabul edilebilir bir varsayımdır. Bu varsayımlar olmaz ise zaten, alt parçacıkları anlayabilecek düşünce aşamalarına geçilmesi mümkün görünmemektedir.

Evet meleklerin kanatları vardır. Onlar alemler arası geçişte ve kanunların her alemde işlemesinde görev almaktadır. HEr alem için çeşitleri mevcuttur. Aksi halde bir kanunun benzer evrenler içerisinde ki işleyişi ve aynı anda iletimi, ışık hızının ötesinde mümkün olamazdı. Evren bir çöküntüye maruz kalırdı. Çünkü her enerji dalgası diğerini tetikleyecek ya evren parçalanarak kendini yok edecek, veyahut en nihayetinde bağlantılarını koparıp dağılacaktı.

Yakın bir zamanda alemler yardımı ile melekleri ve diğer alem altın parçacıkları, nesneleri ve olguları görebilmemiz mümkün görünmektedir. Tabi bunu bilimsel çalışmaları takip eden, araçların kullanımını bilen alimler, bilim adamları daha iyi anlayacaktır. Meleklerin kanatları üzerine bir şey düşünmek değilse hayat, nedir doğru olan bu anlamsız çölleri anlamlı kılan. Düşünmek eğer bir damla suyu anlamsız geliyorsa sana yazık olur varlığına. Düşünmek, soru sormaktır, tefekkür düşünmek üzerine düşünmektir. Her akıl akıldan üstündür, ama seni tartılır kılan kıymetli kılan şeydir onu kullanman. İlim, bilim satılık şeyler değildir, birer anlamı vardır. Bunlar senin için, insan için, insanlık için, hayat için şarttır. Ne kadar az düşünüyoruz ve düşünenleri yargılayıp gülüyoruz. Güleriz ağlanacak halimize, elimizde ezberden kağıtlar, ezberden resimler ve yaşarız ezber hayatları yeniden. Bizanslı alimlere gül artık gülebilirsen. Sen onların binde biri ol bakalım da alem yiğitler görsün.

Yüce kitabımız Kuran da, ancak gerçek alimlerin Allah ı ve kainatın yaratılmasındaki sırları anlayabileceklerine değinmektedir.

“Kulları içinde ise Allah’tan ancak alim olanlar ‘içleri titreyerek-korkar’. Şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, bağışlayandır.” (Fatır Suresi, 28)

“Allah, gerçekten kendisinden başka ilah olmadığına şahitlik etti; melekler ve ilim sahipleri de O’ndan başka ilah olmadığına adaletle şahitlik ettiler. Aziz ve Hakim olan O’ndan başka ilah yoktur.” (Al-i İmran Suresi, 18)

Yeni Bir Alem Tasavvurun Zamanı Gelmiştir. Günaydın İnsanlık. Bu size Bir Müjdedir….

Madde, söz ve Ruh üstüne yararlı fikir notları:

https://yesileldiven.wordpress.com/2012/03/28/maddi-ve-ruh-ustune-dusunce-notlari/

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s