Mahsun Kırmızıgül’ün Sinema Anlayışı, Türkiye Medyasının Sefaleti


Mahsun Kırmızıgül, çektiği filmlerle Türkiye’yi ve Türk insanını şaşırtmaya devam ediyor. Hayatta zor olan birşey yaşayan birisi hakkında yazı yazmak ve görüş bildirmektir. Çünkü konu ettiğiniz kişi, şahıs veyahut firma ilerki eserleri, davranışları ile sizi hayal kırıklığına uğratabilir. Hatta o kişiler hakkında  yanılmış ta olabilirsiniz. Bütün bunları göz önünde tutarak, Mahsun Kırmızıgül’ün verdiği eserleri incelersek, genel olarak büyük bir başarı görürüz.

Mahsun, halihazırda Türkiye’nin bir Shakespeare, bir Dickens’ı gibi olanı biteni tüm duyguları ile vermeye çalışmakta olan gerçek bir sanatçıdır. Filmleri, bir tiyatro sahnesi gibidir. Bunlar sinema’dan çok tiyatro eserine benzemektedir. İki kişilik duygu yüklü diyaloglarla, toplumsal ilişkiler arasındaki çatışmalar, duygu durumları verilmeye çalışılmaktadır.

Böyle bir sanatçı gavur ülkelerinde olsa yere göğe sığdırılmayacağı kesinken Türkiye’de genel olarak sessizlikle karşılanmaktadır. Bunda Mahsun’un kişiliğinin de payı vardır. Nihayet bu konuda Türkiye’de ki kompleksli medya şahsiyetleri için bir başarı ancak yabancıların sizi alkışlamaları ile mümkündür. Zira onların sizi değerlendirebilecek zaten bir düşünce dünyaları, ölçütleri ve iradeleri yoktur. Sizi değerlendirirken başarı kriteri olarak bakabilecekleri şeyler dışarıda size ödül verilmiş mi, yabancı bir okulda okumuşluğunuz var mı,  Türkçe’yi kırık bir aksanla konuşuyor musunuz ama her kırık olmaz Fransızca’dan Almanca’dan kırıklık olacak veyahut uyduruk bir yabancı tv’de bir yerlerde bir başarınız varmı olacaktır. Bunları görmeden sizi de ğer len di re mez ler. Çünkü onlar kördürler, sağırdırlar ve sonsuz cahildirler. Misal vermek gerekirse meşhur ekran yüzlerinden bir tanesi, yabancı bir şarkı söylendiği zaman anlasın anlamasın ağzı açık ayran delisi gibi bakar bakar, anlamadığı şeylerden duygulanır ve hayran bir ifade ile, size bayılır. Böyle kişilerin tüm sermayeleri hayran oldukları batı tarzının çarpık algısını size yansıtmaktan başka birşey değildir. Zavallıdırlar, ama her gün ululanırlar. Her gün sizi biraz daha cahil ahmak yerine koyarlar ve bir süre sonra sizi de kendilerine benzetirler. Artık beğeniniz ve estetik duygunuz kalmaz. Tek beğeni kriteriniz köpeğinin sahibine öykünmesi onun gözüne girmesi gibi hoşuna gitmek istediğiniz taraftan gelecek en ufak bir beğeni kriteridir. Bu öyle noktalara varır ki, batılı bir gazetede sizin hakkınızda ne yazdığı sizin hayat amacınız olur. Bundan toplumun bir kesimi değil herkes etkilenir. Milyonlarca insan müslüman olur ama Batı da bir kişi müslüman olunca sanki zafer kazanmış maymun edası ile ağızlarının içine düşülür. Tabiki bir insanın İslamla şereflenmesi kıymetli bir olaydır, kim olursa olsun bu kişiye alaka gösterilmelidir ama durumun arkasında zihin dünyası beyinleri iğval edilmesi sonucu oluşan çarpıklığın yansımasıdır. Bu bildiğin batı karşısındaki zavallı eziklik duygusudur. Mesele ezik olmakta olmayabilir. Batı bizden çoğu konuda üstünde olabilir ancak mevzu bu değil. Burada anlatmaya çalışılan kişilerin kendi beğeni ve iradelerini ortaya koyamamış olmalarıdır.

Mahsun işte bu çerçeve içerisinde görülmezlikten gelecektir.  Bu çizgide eserler vermeye devam ederse 10 sene sonra bir batılı onu görecektir. Sonra bu medya zavallıları, onu yere göğe koyamayacaklardır.

Şimdi Mahsun’u kendi algılarımızla eleştirelim. Mahsun, filmlerinde aşırı bir Doğu iyidir, Batı kötüdür mantığı ile kişiler üzerinden mesaj veriyor. Gerçi bunun Türk filmlerindeki tipik kötü Doğulu klişesini yıkmak için bir tepki olduğu izlenimi de vermiyor değil. Zira aşağı yukarı İstanbul menşeli her filmde Doğulu klişesi mevcuttur ve bu Doğulu, törelerin cenderesinde bütün kötülüklerin ve cehaletin kaynağı olarak gösterilir. Yer yer iyi özellikler gösterse de o zalimliğin cisimleşmiş halidir. Doğulu iyi olmaz, kişi Batıya ne kadar yaklaşırsa o kadar iyi olur. Doğulu iyi bile muhakkak yine başka bir Doğuludan çekmiştir ve bir şekilde ya Batılıdan yardım alır veyahut hızla Batılılaşır. Doğu demek acı demektir.

İşte Mahsun bütün bunlara kendi klişeleri ile cevap vermektedir. Ancak Mahsun buna cevap verirken aynı şekilde kurulu tuzağa kendide düşmektedir. Doğudaki acıların sebebini açıklarken aynı anda Doğu acıdır fikrini bilmeden veyahut bu niyette olmadan pekiştirmektedir. Oysa Beyaz Melek’te Doğu’nun erdemlerini anlatmaya yakın bir çerçeve çizmiş daha çok pozitif noktalara odaklanmıştı. Ancak bu görüntü ilerleyen filmlerde Batılı Doğulu zıtlığında kaybolmuştur.

Mahsun’un insanlık tiyatrosunda güzellikler parça parça görünmekte, hayatın anları hızla ve yoğun bir duygu bombardımanı ile verilmeye çalışılmaktadır. Kırmızıgül bu konuda başarılı bir sanatkardır.  Mahsun Kırmızıgül, Sinemayı kullanarak Türkiye’yi anlatmaya yakın bir insandır. Bu yazıda ifade edildiği gibi onun anlayışını analiz edecek bir entellektüel bir medyamız yoktur. Maalesef Türkiye’de medyasındaki sefalet medyadaki insanların kötüyle iyiyi ayırd edecek bir bilgi dünyasının ve görüş zenginliğinin olmamasıdır. Mahsun iyidir veya kötüdür diyecek estetik duyguları ve sinemacılık bilgileri yoktur. Onların düğmeleri vardır. Batıdan gelen bir dürtü ancak onların şakımalarına sebep olur.

Kırmızıgül’e buradan tebriklerimizi ifade ediyor ve daha güzel filmlerini bekliyoruz.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s