Algı, Gerçek ve İnsan; ve Duygu üzerine Güzel Sözler


“Algılama Gerçeğin Kendisidir.”

Resmin Kaynağı: http://www.freedigitalphotos.net/images/view_photog.php?photogid=2599

( Tufan Karaca; İş planı üzerine sitesinde gördüm bu sözü. Sitesi fena değil.)

Bu laf boş beleş bir laf değil. Eğer benim gibi yaptığım iş önemli insanlar ne düşünürse düşünsün,

Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz.” diyenlerden iseniz, haklısınız ama yanılıyorsunuz.

Zira hayatta öyle insanlarla karşılaşıyorsunuz, öyle çok kişiyle tanışıyor, iş hayatından tut her yerde çaplı çapsız o kadar kişiyle muhatap oluyorsunuz ki bir süre sonra insanların algılarının sizin üzerinize olan etkilerinin boyutları karşısında şaşırıyorsunuz.

Diyelim ki siz saf bir insan değilsiniz ama insanlar sizi öyle görüyorlar, sizi beceriksiz görüyorlar. Sizin fikirlerinize değer vermezler. Diyelim ki siz bir iş yapacaksınız. Size inanmazlar yaptırmazlar aksini ispat ederler. Ellerinde size sunacakları seçenekler her zaman alt seviye de olur.

Daha iyi yapacağınıza inanmazlar. İşinizi zorlaştırırlar. Gitmeniz yola engel olurlar. İşleriniz daha güçleşir.

” Ben kendime inanıyorum, onlar inanmasa da başarırım.” diyorsanız, haklısınız, ama bazı noktalarda yanılıyorsunuz. Bu öyle sinsi bir savaştır ki, siz bir kişisinizdir onlar yüzlerce binlerce ve her yerde.

Türkiye’de yurtdışındaki gibi rahat gezemezsiniz, kıyafet olarak. Niye? İnsanlar oradakilerden daha mı kişiliksiz. Hayır. Aksine. Ama gelgelelim her yerde zorlanırsınız, işler zorlaşır. Sözlü, yazılı, bazen maddi bazen manevi eziyet görürsünüz. Takmamak ayrı bir başarıdır, ama gerçekte birşeyler yapmak, üretmek derdinde iseniz ister az ister çok etkilenirsiniz.

Burada insanlara uyun, işleriniz iyi gitsin diye onların sizi görmesini istediği gibi algılanmaya çalışın demiyorum.

Şurasını unutmayın ” Algı gerçeğin ta kendisidir.” Yani sizi nasıl görüyorlarsa, gerçeği o kabul edip davranacaklardır. Nasıl algılandığınızı iyi bilin, bunu kontrol etmeye çalışın. Yani uyanık olun. Sizin gerçek halinizi bu kabul ediyor insanlar, içinizde ne olduğunu değil. Tabiki insanlar özünüzü, ruhunuzu hissederler, dışla iç güzelliği harmanlarlar. Ancak bu harmanın ve değerlendirmenin sonunda hangi sonucu ulaşırlarsa, sizi ne olarak görüyorlarsa, nasıl biri olarak düşünüyorlarsa, artık siz O sunuz. Kafanızda tasarladığınız Ahmet, Mehmet, Ayşe veya Kemal değilsiniz. Karşınızdaki Osman’ın, Reşat Amca’nın, Neriman teyze’nin, karınızın çocuğunuzun beyninde yarattığınız kişisiniz. Ötesinde siz onlara hangi duyguyu yaşatıyorsanız O Sunuz.

Sonuç olarak siz:

” Yarattığınız Duygusunuz.”

sözü açarsak, insanlarla ilişki kurduğunuzda onlara hissettirdiğiniz, içlerinde duyurduğunuz duygu sizsiniz. Siz onlarda bir izlenim, düşünce oluşturursunuz elinizde olan ve olmayan ögeler o kişinin beyninde birleşir, bir yargı oluşur ve en nihayetinde bu sizinle ilgili bir duygu yaratır. İşte o yarattığınız duyguların bir ortalamasısınız. Özellikle ilk anda yarattığınız duygu devam eder zincirleme diğer duyguların oluşmasına neden olur ama ilk izlenim, ilk oluşan duygunun izi kolay kolay kaybolmaz.

Saygılarımla, bir cümle yazalım dedik nerelere geldik, düşünce düşünceyi açıyor, umarım yararlı olur.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s