ANA Gorki – Kitap Özeti


Gorki Asıl Adı: Aleksey Maksimoviç Peşkov

Türkçesi: Muttalip Özkan

Ana

Roman – Dünya Klasikleri

Bordo Siyah Baskı, 2003 İstanbul

Gorki okula gitmeden kendini geliştirmiş, 1905 devriminde etkili olmuş, 1936 yılında ölmüş. 1917 yılında Bolşevik ihtilali olunca ihtilali desteklemiş.  Doğduğu şehre Gorki adı verilmiş.

Pavel’in anası Pelage ile olan ilişkisinin perspektifinden işçilerin hayatını ve yeni bir dünya için mücadelelerini anlatıyor.

Kitabı bir devrimcinin propaganda kitabıymış diye düşünerek elime aldım. Bu kitabı Türkiye’de çok görüldüğü üzere, şişirilmiş Batılı yazarlar, Rus yazarlar gibi Gorki de öyle olabilir diye düşünerek aldım.  Tabi bunu anlamanın tek yolu sizin kitabı alıp okumanızdır. Okuduktan sonra anladımki bu kitap devrimciler için yazılmış bir propaganda kitabı değil. Kitap devrimle yeni bir dünya kurma ideali olan insanları anlatırken, bu umudu sürekli sürdürüyor. Ancak insanların zaaflarını, devrimcilerin zaaflarını, dünyadaki geçerli düşünce yapısını müthiş gözlemlerle aktarıyor. Bunları hasır altı edelim demiyor. İnsanlar böyle düşünüyor diyor. Özellikle yeni bir dünya idealinin gençlerin içinde her zaman olduğunu ve insanların geçmişten gelen alışkanlıkları ile yaşları ile ilgili konumlarını muhteşem analizler, derin sözlerle açıklıyor. En sonunda öyle bir noktada analizi var ki aşağıya not edeceğim adeta Sovyetlerin geleceğini, parti düzenini ve Stalin’i o günlerden tarif ediyor.

Kitabı vaktiniz var ise okumanızı tavsiye ederim, özetler ruhu kaçırmanıza neden olur. Bir eleman vardı, insanlar kitap okumadan ne anlıyorlar diyordu ve hiç kitap okumadım diye övünüyordu. Bu da bir başarıdır. Sürekli cehalette sizi bir yere götürür ama azimli olmalısınız, o zaman belki sadece enerjinizi yaşayarak ve dinleyerek öğrenmeye ayırabilirsiniz. Ancak şu sayfada bu özete bakıyor iseniz siz de okuyanlardan olacaksınız ve lütfen hayatta yarım iş yapmayın. Okuyan insan iseniz siz de hala umut vardır. Şunu bilinki hayatta bazı şeyler okumadan bazı şeyler yaşanmadan bazı şeyler insanlardan dinlenmeden, gözlenmeden anlaşılmaz. Ne hayat ne de okumak yek diğerinin yerini alabilir.

Sahne 1

Pavel, anası ile bir konuşmada; anasının kırk yıldır acı çektiğini, babasından dayak yediğini gençliğinin gittiğini, babasının otuz yıl çalıştığını ancak fabrikanın iki binası var iken şimdi yedi binası olduğundan bahsettikten sonra babasının dayaklarını şimdi anladığını bunun acısını anasından çıkardığını belirtmekteydi.

Pavel’in bu kafasında şekillendirdiği adalet üzerine ilk nutkunu  “…Gençliğin  verdiği enerjiyle, bildirdiklerinin doğruluğundan tamamiyle emin ve övünen bir öğrencinin coşkusuyla, bütün öğrendiklerini anlatıyordu. Aslında bu konuşmayı anasını ikna  etmekten çok, kendisini denemek için yapıyordu.”

.. Analara acınmaz..

Sahne 2.

Pavel konuşuyor fikirlerini söylüyor, Ana ana şevkati ile  kendisine zayıf olduğunu ve dikkat etmesi gerektiğini söyledikten sonra:

–          Tanrı sana yardım etsin, dedi. Dilediğin gibi yaşa, seni engellemeye kalkacak değilim . Yalnız senden rica ediyorum, insanlardan sakın, onlarla konuşurken dikkatli ol. İnsanlar birbirlerinden nefret ederler, bu yüzden onlardan çekinmek gerekir. İnsanlar hırslıdır, birbirlerini kıskanır, kötülük yapmaktan zevk alırlar. İçyüzlerini açığa çıkarmaya veya onlar hakkında hüküm vermeye kalkışırsan senden nefret eder ve seni mahvetmek için ellerinden ne gelirse yaparlar.

( Doğru söze ne denir. Ama her saniye nefret etmezler, yukardaki şartlar oluşursa dediği gibi olur. İnsanlar eleştirmeye geleme. )

Pavel’in şık cevabı:

–          Haklısın, insanlar kötüdür.  Ama ben yeryüzünde bir adaletin var olduğunu öğrendiğimden beri gözüme  daha iyi görünmeye başladılar!…

Pavel insanlardan korktuğunu sonra bunun nefrete döndüğünü ifade ettikten sonra

“…Şimdi sanki onlara acıyor gibiyim. Ne olduğunu tam anlayamıyorum, ama içinde yüzdüğümüz pislikten hepsinin sorumlu olamayacağını anladıktan sonra yüreğim yumuşadı….”

Pavel, anasına daha sonra arkadaşlarını tanıtıyor. Ana korkunç insanlar beklerken, korkunç devrimcileri beklerken çeşit çeşit normal insanlarla karşılaşınca şaşırıyor.

Nataşa diye bir kız var, Pavel’in kırık adayı, Ananın gelin adayı ancak PAvel’in namuslu devrimci tripleri ile kıza eyvallahı yok.

Sahne4

Ribin isimli arkadaşı dile geliyor ve

–          … Halk kurtulduğu zaman bunca zamandır kafasını dolduran şeylerden kurtulacak ve kendisi için iyi ve kötü olduğunu bilecek. Siz sadece onlara öğrenmenin yollarını açın kitaplar verin diyor. Bu mealde şeyler söylüyor. Keşke dediği gibi olsa, şimdi imkanlar Rus işçisi gibi zor şartlar altında değil. Tamam bir nevi hayatları kölelik ama kurtulan insanlar ne yapıyor. Daha iyi şeyler için değil, daha çok para, ün şan, makam, daha daha daha olan şeylerle uğraşıyor.

Sahne5

İşçiler gösteri falan yapıyor bataklık kurutma için fabrika para topluyor, Pavel ve ekibi itiraz ediyor. İşçiler Pavel’in müdürle çatır çatır konuşmasına şaşırıyorlar. Müdür aniden aralarından geçiyor.

“…Müdür önlerinden geçerken işçiler şapkalarını çıkarıp eğilerek onu selamlıyor, o ise bu selamları karşılıksız bırakarak, insanlara sessizlik,şaşkınlık, sıkıntı yayarak aralarından ilerliyordu. İnsanların yüzlerinde suç işlediğini anlayıp, pişmanlık duyan çocuklarınkine benzer bir ifade görülüyordu.”

Sahne 6

Ribin müdürün sözü ile işçiler dağıldıktan sonra arkadaşına :

–          İyi konuşuyorsun da yüreğe hitap edemiyorsun. Kıvılcımı ta yüreğin içinde fırlatmalısın. İnsanları elde etmenin yolu akıl ve mantıktan geçmez. Bu ayakkabı küçüktür, uymaz!

Sahne 7

Anası Pavel’in bu ilk hezimetinde onu teselli ediyor, Pavel beni anlamıyorlar deyince, Anası, senin adaletine ben bu cahil kafamla anlıyorum diyor. ( Not düşmek isterim ki, Pavel’in adaleti de insanın dağıttığı adalettir, yine içinde insanın tüm zaaflarını taşır. Aklınıza alternatif ne diye gelecek. Hayır düşündüğünüz şey değil. İnsanlar Allah’ın adaletini yine kendileri sağlayacaklar. Yine aracı insan bu seferde araçta problem çıkar, arkada bir şey aramamak lazım. Ama insanı tanımalıyız. İnsanı tanırsak adaleti anlarız, yoksa getireceğimizi taşıyacağımızı sandığımız adalet yine bizim zaaflarımız yüzünden zulüm olur, olacaktır, dünya tarihi adalet dağıtmaya çalışan zalimlerin tarihidir. )

Sahne8

Yahudi şairin şiiri:

“Hiçbir suçu yokken, öldürülenler

Adaletin gücüyle dirilecekler!”

Sahne 9

Anaya okuma yazma öğretmek isteyenin sözü:

“…Bu tıpkı bereketli bir yağmur gibidir, her damla bir ekin tanesine can verir. Okumayı bir öğrenirseniz…”

Ana bunu söyleyen Andre’ye cevap veriyor.

“… siz gençlere her şey kolay gelir! Oysa yaşlanınca acıların çoğalır, gücün azalır, aklın ise hiç kalmaz!”

Sahne 10

Devrimle ilgili Güzel ilginç tesbitler Gorki buna katılıyormuydu, bir gözlem mi, yoksa o sıradaki insanların görüşlerini yansıtmak için mi burayı Romana koydu bilmem ama güzel bir noktaya ışık tutmuş. Adam boşuna Gorki olmaz arkadaş:

Ribin basılan kitapların, broşürlerin para ile olduğunu Ana’ya söyledikten sonra bu değirmenin suyu nereden diyor.

–          “… Yani, o kağıtları beyefendiler basıp, dağıtıyorlar. Oysa onlarda hep beyefendilere karşı yazılar var. Söylesene bana, bu adamlar halkı kendilerine karşı ayaklandırmak için neden böyle para döküyorlar?”

Ribin bütün bunların sahtekarlık olduğunu söyledikten sonra, benim gerçeğe ihtiyacım var diyor. Beni öne sürerler, sonra da üzerime basa basa yürür giderler diyor onlarla yan yana olmayacağını ifade ediyor.

Sahne11

Andre diyorki:

–          Ucu bana dokunmasa bile hiçbir haksızlığı bağışlamaya niyetim yok. Ben bu dünyada tek başıma değilim. Bana yapılan hakareti bağışlayabilirim, hatta güler geçerim bile; ancak bugün bende gücünü deneyen yarın bir başkasının canına okumaya kalkacaktır. Ayrıca, insanlara geniş bir açıdan bakmalı, yüreğin katı olmalı, insanları birbirinden ayırmalı, şu dost şu düşman diye… Doğru olan bu, ama bunun doğruluğunu bilmek de insanın içini rahatlatmıyor.

Sahne 12

Emekli Asker diyorki ( Tam Doğu kültürümüzle konuşuyor bak ha iyi bak ) :

–          Haklısınız! Dedi. Rezil bir durum bu! Sonunda güçlü bir sesin ortaya çıkıp, “Susun artık!” demesi gerekiyor. Güçlü sert bir ses, anlıyor musunuz?” ( Stalin’i çağırıyor, hangi rejimde olursa olsun Doğu’da yüksek ses aranan bir şey zahar.)

Sahne 13 Andre dışlanan birisi ile konuşuyor – Senin yüreğin yanıyor dostum deyince o kişi:

“- Evet. Yanıyor, sizinki de yanıyor, ama siz, kendi yangınınızı benimkinden daha asil sanıyorsunuz. Hepimiz, birbirimizin gözünde pislikten farksızız…”

( Benim bir arkadaş var insanlardan nefret eden aynı onlar gibi konuşuyor bu tipler, Allah içimizdeki sevgiyi söndürmesin.)

Andre adamın sözlerinden hastalığının tesbitinde bulunuyor, herkesin hayatta bir kez yakalandığı kızamık gibi belli bir dönemde yakalanılan ve atlatılan bir hastalık:

“…İnsan kendini dünyanın en iyi meyvesi ve başka herkesin de kendisini yemekten başka derdi olmadığını sanır.”

Andre sesin herkesin içinde uyumlu çıkar diyor, herkesin dışında yalnız kalırsan boğulur diyor, ben öyle anladım.

Sahne 14

Ne zaman dövüşeceğimiz diyen birisine Andre:

–          Daha önce birkaç kez dayak yememiz gerekiyor. Bunu biliyorum ama ne zaman dövüşeceğimizi bilmiyorum. Önce beynimizi gerekli silahlarla donatmalıyız,  elimizi daha sonra.

15 Özün Özü Düşüncenin Gözü Gorki diyorki:

Ananın devrimci gençlere yönelik düşüncesi:

“Ana çocukların yaşam üzerine düşüncelerinden çok şey öğrenmiş ve mutsuzluğa neden olan asıl kaynağı keşfettiklerini seziyordu, onların düşüncelerine katılıyordu. “… Ancak, içinde bir şeyler: onların bu hayallerini gerçekleştirebilecek ve yaşamı, özlemini çektikleri biçimde değiştirebilecek, halkı peşlerinden sürükleyebilecek güçte olduklarına inanmasına engel oluyordu. Herkes günü kurtarma derdindeydi, bugün yiyebileceği hiçbir şeyi yarına bırakmak istemezlerdi Bu zor ve uzun yolculuğa pek fazla kişinin dayanabileceğine inanamıyordu. O yolun sonundaki ışığı pek az göz görebilirdi. Bu yüzden de bütün bu gençler, boylarına poslarına, sakallarına bıyıklarına rağmen ananın gözüne birer çocuk gibi görünüyorlardı.”

16 Andre şakaya vurarak:

–          En fazla suçlu olan, öncelikle, “Bu benimdir! Diyen kişidir.” Diyor. ( İnsan genelde demiyor mu )

17

Pavel’i tutuklamışlardı, bildiri dağıtıyor diye, Ana ise oğlu tutuklanınca bildiriler kesilince oğlunun bu işi yaptığı ortaya çıkmaması için kendi dağıtıyor. Oğlu hapisten çıkınca:

Sanki bu mutluluğun eksilmesinden korkar gibi üstünü örtüp gizleme ihtiyacı duyuyordu, tıpkı tesadüfen eşi bulunmaz bir kuş avlamış bir avcı gibi.

18

Yegor işçi mücadelesi ile ilgili ilginç hikayeler anlattıktan sonra şişko, şişman insanların Çara karşı isyandan sonra başa geçip halkı öldürecekleri kehanetinde bulunmuş. Sanki Stalin’i anlatmış. S.172

19 Gümüşten bir Çan pırıl pırıl ses verirmiş. S.182

20. Pavel devlet hakkında görüş bildiriyor:

İnsanları korkutup ahmaklaştırıyorlar, gözlerini kör ediyorlar sonra birbirlerine kırdırıyorlar. İnsanları sopa, taş silah şekline sokuyorlar ve buna da, “ Devlet” diyorlar, diyor. S.194

Mallarını korumak isteyen kişilerle ilgili fikirlerini belirtmektedir.

Mallarını mülkleri korumak isteyenlerin ölüm saçtıklarını belirttikten sonra, “ Korumak istedikleri şey içlerinde değil dışlarında…”      diye ifade etmektedir. S.194-195

21. s.227: Sayfada halkın eskiden korkarak söylediği şarkıyı hep beraber cesaretle söylediklerini ve geçmişin paslarını sildiklerini ifade etmekteydi.

22. Talika nedir ? 256

23. s.271 İnsanların birbirini hayvan yerine koyması.

24. Pavel’in arkadaşlarınıniçten davranışlarını övüyor. Diğer insanların içten olmadığını iki yüzlü olduğunu ifade ediyor. S.273

  1. Yaptıklarınıza ödül mü verecekler diyen kişiye cevabı:

… Hayatamızı bizi en mutlu edecek şekilde yaşıyoruz. Diyor. S.277

26. Hapse giren kişiye üzülmüyormuş artık alışmış. S.280

27. … Fakir açlıktan, zengin varlıktan önünü göremez olmuş dersin.  Ey insanlar, dersin aklınızı başınıza toplayıp, tarafsızca  bir düşünün! Yazıyor. S.298

28. “… Bu insanlar, bir yıkımın içinde sürekli çalışmanın zincirleriyle bağlanmış kişilere, iyi niyetli aklın ve adalet isteğinin güzelliğini armağan ediyorlardı. S.301

29. Atını selamlatan yerel başkan. S.305

30. Ana bir araya toplanıp tartışan insanların yeni kurulacak düzeni değil olanın nasıl yıkılacağını konuştuklarını, birbirleri üzerine üstünlük mücadelesi içerisine girdiklerini ve içten olmadıklarını ifade etmekteydi. s.310-311

31. Kiliselerde biriken altın ile aç insanların durumunu belirtiyor. S.313

32. İsa’nın yoksulların dostu olduğunu ifade etmekteydi, ve ipekle dolu Kilise’nin kendilerini kaldırdıklarını ifade etmekteydi, Ana.

33. İnsanların özgür olabilmek için paraya ruhsal gelişimden daha çok önem verdiklerini bu yüzden Ruhsal gelişimin yavaş olduğunu ifade ediyor. Nikola.

Özgür insan çok az, en büyük şanssızlık bu diyor.

  1. 34.  Güzel söz “Yaşam sanki özgür, namuslu ellerin gelip kendisini işlemesini bekleyen, henüz sürülmemiş gerilimli bir tarla gibi bekliyordu.” ( Ama bu her zaman mümkün değil.)

35. s.438 Devrimciyi anlatıyor niye aile kurmaz onu anlatıyor. Güçlü olmalı diyor falan filan diyor. Uzun bir yol bu diyor ve nihai hedef zafer diyor.

36.s.452 Mahkeme Salonunda Pavel sert bir sesle:

“ Bu salonda bulunanlar suçlular ve yargıçlar değil, şu anda zafer kazanmış olanlarla onların tutsaklarıdır.”

Daha sonra mahkemeyi tanımadığını ifade edip gücü halktan alıyorsunuz falan diyor.

37. s.456. Pavel in avukatlarla durumunu anlatıyor.

38. Ana beraat edeceklerini bekliyor. Sonra böyle çıkmayınca sonuç:

… Yargılananlar yargıçlardan onların göremeyeceği kadar uzaktır. Yargıçlar ise yargılananlar için gerekli bir şey değildi. S.466

39. Pavel in savunması:

“ Bizim köleliğimiz bedensel, siz ise ruhsal olarak kölesiniz.” … “ Bizim ise ruhlarımız özgür ve bunu hiçbir güç engelleyemez.” Diyor.

40. Ana zora karşı zorla karşı koymaya karar vermiş.

41. Ana son olarak diyor ki : “ Bizi zincirlenmiş köpekler gibi karanlıklarda tutuyorlar, hiçbir şeyden haberimiz olmuyor, her şeyden korkuyoruz! Bizim bütün ömrümüz  karanlık bir gecedir!… Gerçeği kanla örtemezsiniz diyor… Adaletin ateşini denizler dolusu kanla dahi söndüremezler… diyor.

Kitapta Rusya’nın özel durumu zorlukları anlaşılıyor. Aslında bu devrimci düşünce kilisenin düşüncesi ile iç içe geçmiştir.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s