Düşünmeyi Öğrenmek 101 – Ders: Kendini Tanıma


İçinde bir kainat taşırsın.
Resmin Kaynağı: http://www.freedigitalphotos.net/images/view_photog.php?photogid=2280

Ders: Kendini Tanıma

Kendini Tanımak ne demektir ?

Yunus Emre’nin,
“İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsen bu nice okumaktır.” Sözü ne manaya gelir ?

Bu sorulara kendi bilgi ve algı çerçevemizle bir takım cevaplar arayacağız.

Öncelikle bu atasözü düşünceyi geliştirmek için bize neyi öneriyor. Kendimizi tanımayı.  Peki biz kendimizi tanıyor muyuz. Daha doğru bir ifade ile kendimizi tanımak için bir çabamız var mı. Peki çabamız var ise kendimizi tanımak için bir metodumuz var mı. Kendimizi tanımak için araçlarımız var mı. Kendimizi tanımak için hangi organlarımızdan yararlanıyoruz.

Kendimizi tanımak için aklımızı, hislerimizi, yoksa başka yetenek ve varlıklarımızı mı kullanıyoruz. Demekki kendimizi tanımak istiyorsak nelere sahip olduğumuzu da bilmemiz gerekiyor. Öyle ya hangi teçhizatlarla donatılıyoruz. Bu teçhizatların ölçebilecekleri ne. Bunların doğruluklarına nasıl güvenebileceğiz. Bir diğer bir soru bu teçhizatların kaynağı ne. Tabi soru soruyu doğuruyor. Madem kendimizi ölçeceğiz, bu kullanacağımız aletleri seçeceğiz, bu aletlerin doğru ölçüm yapıp yapmadığını yine bize verili olan organ ve teçhizatlarla yapacağız. Bütün bunların doğruluğundan emin olup olmamak sorusunun yanında bu aletlerin en baştan beri biz de var olmasını nasıl açıklayacağız. Bu aletlerin bize nereden nasıl ve neden verildiği sorusuna cevap aramalıyız.

Yine başka bir soru görme engellilerin, işitme kaybı olanların kendini tanımak için hangi organları kullanacakları. Bir diğer soru zihinsel engellilerin bu işi başarıp başaramayacağı. Öyle ya en nihayetinde onlarda insan olduğuna göre bir kendini tanıma safhasına onlar da ihtiyaç duyuyor. Bu noktada zihinsel engellilerin ilme talip olmayacaklarını söyleyebilir miyiz. Çabuk sonucu varmak istemiyorum, ancak akıl ve zihin uyanıklığının yanında yukarıda ifade edilen Yunus Emre’nin sözü bir ilme talip olanları ifade ettiğine göre ilme talip olan kişinin gerekliliği de ortadadır. Zira Yunus Emre önde çok kıymetli bir söz söyleyip, arkası önemsiz bir laf etmeyecektir. Bu atasözünün bir bütün olarak değerlendirilmesi şart yani aynı kıymette. Demekki tam teçhizatlı organ sahibi olmak yetmez, ilme de talip olunacak. Yani daha öbür soruları cevaplayamadan bir gereklilik daha ortaya çıktı. İstek, talep. Yani talep eden, talebe olacağız. İlme talip. Demekki bir sonuca ulaştık. İlme talip bir kişi ancak kendini tanıyabilme yoluna girer. Yukarıda ki söz ilme talip olan insanlarında kendilerini tanıma işine girişmeden meşguliyet içerisinde olacaklarını ifade ediyor. Aynı şekilde ilimle, bilimle uğraşan bir şahıs eğer kendini tanıma safhasına geçmiyor ise bu çabası beyhude en azından arızalı bir çaba olarak kalmaktadır.

Biz bu satırları okuduğumuza göre, bir şey karaladığımıza göre bir kendini tanıma çabası içerisindeyiz demektir. Biz düşünmeyi öğrenmek istiyoruz. Buna en kolay analiz edeceğiz şey olan kendimizden başlıyoruz. Kendini tanıma çabası bundan kaynaklanıyor. Demekki kendimizi tanımaya talibiz. Düşünmeyi öğrenmekte bir ilim en azından ilim ve bilim yolunda önemli bir gereklilik olduğuna göre bu çabamız var. Bir insanın hakikatı dünyayı doğru algılamak gibi bir çabası yoksa neden düşünmeyi öğrenmek istesin ki. Düşünmeyi öğrenmek hem kaliteli bir hayat, hem anlamlı bir hayat için bir gereklilikse ve bunu öğrenmek istiyorsak bir ilim talebesi olmak için sebeplerimiz ve işaretlerimiz var demektir.

Elimizdeki bu sorulara düşünmeyi bilmeyen insanlar olarak şu an cevap vermemiz imkansız. Bu soruların cevaplarını bildiğimi iddia edemem. Eski Yunan bilginlerinden, İslam alimlerine, Yahudi filozoflardan, Modern çağ bilim adamı ve yazarlarına kadar bu sorulara cevap verenler mevcuttur. Fakat en nihayetinde düşünmeyi öğrenme çabası içinde olan bizler bu sorulara kendi cevaplarımızı vermeye çalışmalıyız. Bütün bu filozofların ne dediklerini öğrenmeye çalışarak ömür tüketirsek, biz düşünemez oluruz. Şerhçi okumacı, dinlemeci olur ve geçer gideriz. Buradan bu kişilerin fikirleri, kitapları okunmasın basit ve yanlış sonucu çıkarmayın. Burada demek istediğimiz kendimizi tanıma ve yukarıda ki sorulara cevap vermek konusunda bizim çabamızın olması gerektiği, her birey olarak bu kişilerin bilgilerinin varlığının yanında bizim bu soruların cevaplarına ilişkin fikirlerimizin olması gerektiğidir. Tahkik eden bir insan olmak demek, düşünen analiz eden birisi demektir. Ancak böylece bir ilim sahibi olunur.

Bütün bu cevapları geliştirirken geçmiş insanların kullandığı söz ve düşünme kalıplarından yararlanacağız. Tıpkı program yazanların, kendi programlarını oluştururken başkalarının önceden hazırladığı kodların işlerine yarayan parçalarını, looplarını kullanmaları gibi.

Kendimizi tanıma çabası içerisinde nereden başlayalım. Bu soru aklıma bir kıymetli kitabı okurken geldi. 28. Mektup’ta, s.370’de insanların bir fikri tahkik etmediklerini, bu fikri değerlendirirken yüzde 80’inin bu fikrin kim tarafından söylediğine baktıklarını ifade etmekteydi.

Yani insanlar “kıymetsiz bir fikri kıymetli bir adamın elinde iyi zannetmesi.” Durumuna işaret ediyordu.

Bu noktada doğru düşünmeyi öğrenmek ve kendimizi tanımak için “Algı Kusurlarımızı” bilmenin çok önemli bir başlangıç noktası olacağı aklıma geldi. Zira insan kendini tanımak istiyorsa önce kusurlarına bakmalı. Mefhumu muhalifinden hareketle, kusurlarımızı bilirsek niteliklerimizi de biliriz. Kusurlarmızı öğrenmek kendimizi tanımanın başlangıcıdır.

İnsanın yukarıda saydığımız özellikleri dolayısıyla pek çok kusurları mevcuttur. İnsan tek parça olduğuna göre tüm kusurlar birbirleri ile ilişkilidir. Bütün bunları parçalayıp listelemek Batı bilim metodolojisinin bir kusurudur. Ancak işi anlaşılır kıldığını da inkar etmemek gerekir, kesinlikle hepsinin bir bütünün parçaları olduğu akıldan çıkarılmamalı:

  1. Teçhizatları dolayısı ile kusurlar. Organları kaynaklı kusurlar olup algı kusurları bu konuyla ilişkilidir.
  2. Düşünce ve Fikir Kusurları.
  3. Paradigma kusurları. Yukarıdaki ikisi ilişkilidir.
  4. Ruh kusurları daha doğrusu zayıflıkları.
  5. Her türlü sınırlılıklar, algı eşikleri.
  6. Kişilik kusurları, farkında olunmayan kör noktalar, his kusurları. Tabiki bunlar düşünce ile bağlantılıdır.

Özelde ise insanın Algı Kusurları Nelerdir, bu listeyi tespit etmek ve geliştirmek başlangıç ve temel ders konumuzdur:

  1. Zemin nesne ilişkisi ve değerlendirme ( Bu konuda pek çok testler mevcut hangisi kısadır, uzundur vb gibi. )
  2. Bir fikre, nesneye değer verirken çevre ile karşılaştırma ( Toplumun kıymetlendirme ölçütlerine uyumluluğuna bakma, gelenekle uyumluluğuna bakma )
  3. Ben yaparsam daha iyidir
  4. İstek ve arzunun karıştırılması
  5. Göz yanılmaları, ilüzyon
  6. Kıskançlık hastalığı ve bu hastalık dolayısı ile değerlendirmelerde çarpıtma
  7. Gurur hastalığı bu sebeplerle çarpıtma ve buna bağlı davranış arızaları
  8. Kibir hastalığı, bile bile zararına davranış
  9. Algıda seçicilik. Daha ziyade bir kusur değil ama bir özellik. Herşeyi algılamıyoruz, ne ile ilgili isek neye yoğunlaşmışsak beynimiz o nesneleri seçiyor. Bir insan bir an da 1 milyona yakın algı bileşeni ile karşı karşıya kalıyor. Ancak bunların 10000 civarını algılayabiliyor. Yani her şeyi görmüyoruz, bizim için gerekli olanları şekiyoruz. ( Bu konuda aklıma hep cinler, melekler neden görülmüyor sorusu geliyor. Maddi alemde bile 1000000 algı bileşeninden yalnız 10000’ini görebilen insanın bu varlıkları görememesinden daha doğal ne olabilir. Bu varlıkların maddi bir şekilleri bile olsa bunların geri kalan 990000 algı bileşeni içerisinde bir yerlerde gözümüzün önünde görülmemelerinden daha doğal ne olabilir. )
  10. Algı sınırları. ( Gözün kulağın belirli sınırları var belli eşiklerin altında ve üstünde göremiyor. )
  11. Kuvvet sınırları. ( İnsanın dayanabileceği sınırlar diğer canlılara göre geniş olmakla beraber, bununda maddi olarak belli sınırları var.)
  12. Duygusal olması. ( İnsanın duygular ile harekete geçebilmesi. )
  13. İnsanın duygularını körelttiği zaman değerlendirmelerde hataya düşmesi. Genelde bu daha güçlü olmak isteyen insanların duygularını bastırması ile ortaya çıkar. Ancak bu durum Kendisine güç vermek yerine aksi tesir yapar. Bu kişi maddi ve manevi zindana sürüklenir. Bu kişiler bir değerlendirme kriterinden mahrum kalan insanlardır ve hataya sürüklenirler. Duygusallıkla hissizlik arası bir çizgi vardır ve bu noktada orta yolu bulabilmek çok önemlidir. Örnek kişileri izlemek gerekir, sınır ancak böyle bulunabilir, aksi zor, orta yol hangisidir bilmek uzun değerlendirme gerektirir.

Algı kusurlarına rastgeldikçe, aklıma geldikçe yazacağım, sizin bildikleriniz var ise alta yazın sevgili düşünce talibi dostlar.

Ek: 11/04/2012

Algı kusurlarını niye yazdık. Kendimizi ve eksikliklerimizi bilmek için. Böylece kusurlarımızı bilerek kendimizi bir yönü ile tanıdık. Kusurları bilirsek, niteliklerimizi, becerilerimizi, kaliteli yanlarımızı da biliriz. Yukarıda sıralamaya çalıştığımız kusurlar her insanda olan kusurlar idi. Bir de kişiden kişiye şahıstan şahısa değişen kusurlar vardır. Hatta bazı yeteneklerin sadece bir kişide yıldızlaşması gibi bazı kusurlarda bir kişi de yıldızlaşabilir. Nasıl yetenek arttırılabilinirse, kusurlarda azaltılıp törpülenebilir. Bu ne demek ? Kendini bilen kişi ancak kusurlarını törpüler ve yeteneklerini değerlendirir. Bunları bilmeden yapılan çabalar beyhudedir.

İşte Yunus Emre’nin bu sözü doğru insan yetiştirmek için prensipleri ortaya koyuyor. İnsanlara da eğitim sistemi dışında kendimi tanıma misyonu yüklüyor. Yani sadece eğitim sistemi kötüdür demekle kimse sorumluluktan kaçamaz. Ancak Eğitim sistemi de bu yeteneklerin keşfi ve kusurların törpülenmesi konusunda şahsın kendini tanımasına olanak sağlaması gereken bir düzeyde ve nitelikte olmalı. Eğitim sistemini kuranlarda bu sorumluluktan kaçamaz.

İlerki derslerimizde konu konuyu açtığı için ek derslere geçeceyiz.

3 responses to “Düşünmeyi Öğrenmek 101 – Ders: Kendini Tanıma

  1. Pingback: DÜŞÜNMEYİ ÖĞRENME 101- Dersleri | yesileldiven·

  2. When I originally left a comment I appear to have clicked on the -Notify me when new comments are added- checkbox and now each time a comment is added I receive four emails with the same comment.
    Perhaps there is a means you are able to remove me from that service?
    Thank you!

  3. I don’t even understand how I ended up here, but I assumed this put up used
    to be good. I don’t realize who you might be but certainly you are going to a famous blogger when you aren’t already.

    Cheers!

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s