Avrupa’da Var Türkiye’de Niye Yok!


Biliyorsunuz, Türkiye yöneticilerinin ağzında hep bir Avrupa böyle istiyor, yok Avrupa’da şöyle laflarını duyuyoruz. Avrupa’nın hem iyi hem de kötü yönlerine var. Ancak niyese bu memlekete Avrupa’dan hiç güzel yönler gelmez de tali tali ne varsa o gelir. İktidar ister sol olsun ister sağ Avrupa’dan milletin bir tarafına zararlı ne varsa o ithal eder. Solsa din dışı ne varsa önce onu bulur getirir, sağsa kendine rant, güç, para getirecek ne bulursa ona yapışır, parasını verir alır.  (Nedir bu Avrupa önce onu anlamak lazım. Avrupa nedir diye bir yazı yazayım daha sonra. )

Kısaca Avrupa’yı özetlersek. Avrupa, belli bir ırk fikri etrafında toplanmış akraba toplulukların senelerce süren kanlı rekabeti sonucu her türlü teknik, fikri gelişmeye yapışıp öne geçme çabası sonrası ortaya çıkmış insanlar topluluğunun yaşadığı bir kısmı beyinlerde olan hayali, fikri bir dünya. Bu dünyanın dışa yansıyan yaldızlı kısmına ise bugünkü Avrupa deniyor .

Bu başlık altında Avrupa’da bu yaldızlı dünya neticesi ortaya çıkan sistemli yaşam tarzının memleketimizde örnek alınmaya çalışıldığını belirteceğim. Ancak bu yaşam tarzının ne denense hep birilerine yarar kısmını aldığımızı farkettirmeye çalışacağım. Ve şu an biz de olmayan şeyleri yazacağım ve bunun neden biz de olmadığını düşünmeye çalışacağım. Özellikle pazar hususunda ki gereklilikler niye yok arkadaş buna eğilip Türkiye’nin sorunlarına teşhis koymaya çalışacağız. Avrupa’da olan olumlu yönler üzerinden gidip üzerinde düşünmeye çalışacağız.

1. Avrupa’da istediğiniz telefon operatörüne gidip, isim soyisim kayıt kuyut işine derinlemesine dalmadan, bir numara alabilirsiniz. Yani parasını verirsiniz ve paranız otomatik olarak yüklenir. Bu hattı bir meta gibi alırsınız. Yani isminizi cisminizi kaydetmenize gerek yok. Git al, kullan.

2. Tarihi mekanları korurlar. Tarihi mekanlara hayatta yeni binalar yaptırmazlar. Gökdelenler yapmak akıllarına gelmez. Hatta Paris’in belli bir bölgesinde yüksek binalar yapamazsınız. Biz de Sultanahmet’in Ayasofya’nın silüetine çizik atıp, Haydarpaşa’yı yıkmayı, hem de müslüman denen bir hükümet üyeleri düşünebilir, utanmazlarda.

3. İnternet ucuzdur. Yani Türkiye ortalaması ile kıyas kabul etmez. Sizi aylık 45 tl gibi paralarda 2 yıllık sözleşmelerle firmalar soymaz. Normal bir fiyatla girersiniz. Hatta belediyelerin bedava internet wireless alanları vardır. Beş kuruş ödemezsiniz. Hatta wireless hatlarda vatandaşlar şifre koyma zorunluluğu bile duymaz. Buradaki vatandaşların aklına başkalarının hattından girmek gibi düşüncelerde gelmez.

4. Avrupalı haklara saygılıdır. Yaşanmış bir olay. Zamanında Avrupa’da bir ülkede  evlere saksı koyanlardan düşük belediye vergisi alınıyormuş. Bizim Türk Belediye başkanı bu durumu o beldenin belediye başkanına sormuş. Peki vatandaş saksı koymasa da ben saksı koydum dese siz nasıl bunu bileceksiniz diye. Avrupalı adam şaşırır Türk ün bu sorusuna. Ancak bizim Türk belediye başkanı bu durumu “Avrupalı başkan aptal nasıl yakaladım açığı diye Türkiye’de” övünerek yorumlar. Oysa gerçek şudur ki Avrupalı kendi ülkesinde yalancı değildir. Hakkını hukukunu bilir. Devlete çakmaya, kimseyi kandırmaya çalışmaz. Türk milletinin tabiatında bu kurnazlık vardır, ancak kendi altını oyduğunu hiç farketmez. Yukarıda ki olay gerçektir ve bu olayı anlatan başkan bunu farketmekle övünmektedir. Türk başkan Avrupalılar aptal diyerek üstün zekasını ve anlayışını ortaya koymaktadır. Böyle belediye başkanları vardır, böyle vatandaşlarda vardır. Öyleyse böylelerinin olduğu memleketten zaten ne beklenir o da ayrı mevzu, niye yazıyorsak.

4. Kısaca telekom hizmetleri çok ucuzdur, yeri geldimi bedavadır, hat almak çok kolaydır. Kimse sizi yolunacak kaz olarak görüp kayıt kuyut zorunluluk altına almaya çalışmaz. Türkiye’deki üçlü soygun çetesinin yanında internet hizmetleri soygun çetesi yoktur. Her ne kadar bu firmaların bir kısmı yabancılara satılmışsa da hizmetin kalitesindeki hikmet şirketlerin yabancıların elinde olması değildir. Hikmet, devletin rekabet kurulları ile yasaları ile vatandaşını korumasıdır. Firmalar dev rüşvetlerle, yüksek vergilerle hükümet yetkililerini bağlayıp, potasına koyduğu kazları yolmaya çalışmaz. Çünkü yasalar ve düzenlemeler vardır, en önemlisi bunu uygulayacak bilinçli mahkemeler vardır. Bizim hukuk mezunlarının ve eğitimin ve de görevin mahkemelerin yükünün durumu ortadadır. Ortalama Türk öğrencisinin genel kültürü ne ise Türk Hakiminin hukukçusunun genel kültürü dünya görüşü de azıcık bunun üstüdür. Tabi sokaktaki çapsızlarla karıştırmayın hakimlerimizi. Burada karşılaştırılan ortalama üniversite mezunu profili. Bu da elde olmayan sebeplerle yetersiz bir düzeyde, çünkü koyun can derdinde kasap et derdinde.

5. Üniversite sınavı yok, ama mesleki eğitim en alttan başlıyor ve üniversite ile ortaöğretim bağlantılı. Yani Yök cumhuriyeti, meb cumhuriyeti ayrımı yok. Yök içindeki derebeyliklerle, meb içinde ki derebeylikler arası çatışmalarda yok. Askerler ve hükümet yetkilileri zırt pırt eğitim sistemine müdahale etmiyor. Çünkü sistemi kurmuşlar. Sistem var. Biz de ne var. Eylem var. Her canı sıkılanın bir iş yapıyor görünmek için 4 4 4, 4 4 2 ,  yok 8 yıl kesintisiz, meslek liseleri alın size kol, veyahut meslek liselerine dokundurtmam katsayı kalksın gibi içeriği zayıf tartışmaları yoktur. Eğitim, siyasete kurban edilmez. Edilse bile bir gün de  hatta bir gece de etmezler.

6. Kalite kontrol standartları uygulanır. Rüşvetle standart belgeleri verilmez. Her isteyen her istediği malı ülkeye ithal edemez. Etse bile kalitesi çok iyi analiz edilir.

7. Dükkanlar denilen saatte kapanır. Her ne kadar bu çok iyi birşey olmasa da yapılır. İşçiler, yani dükkanda çalışanlar 10 15 saat ayakta çalışmak zorunda bırakılmaz. Gecesi gündüzü olmadan mağazalarda saatlerce süründürülmez. Maaşları SSK’ları yatırılır yatırılmazsa vay o firmanın haline

8. Doktorlar, Avukatlar, Sanayiciler, memurdan daha düşük vergi vermezler. Gelir vergisi sistemi uygulanır. Doğrudan vergi alınır. Benzin istasyonları vergi dairesi değildir.

9. Benzin yer yer Türkiye’den ucuzdur. Çünkü devlet vergiyi, gerçek verenlerden alır, vatandaşından değil. Onun için doğru dürüst bir Maliyesi ve sistemi vardır. Orada Vergi Müfettişleri madur edilmez önleri açılır.

10. Hukuk işler. Bunu nasıl sağlarlar. İsviçre’de bir hakim devlete gerekçesi ile bir yerde yazlık almak istediğini belirttiği zaman devlet hakimine o yazlığı alır. Çünkü bilir ki adalet paradan daha değerlidir. YAni ihtiyaç, arzu ve para ayrımı yapılmıştır. Düşünce sağlanmıştır. Düşünülerek doğru bulunmuştur. Adamlar bilir ki bir hakim yeri geldi mi katrilyonluk bir davayı karara bağlamaktadır. Onun ihtiyacını karşılayayım ki adil karar verirken aklına para mevzusu gelmesin der. Avrupalı sistemini para üstüne kurmuştur ve paradan doğabilecek sorunların üstesinden gelmeyi de bilir. Biz düzenimizi hangi sistem üstüne kurduk? Belli değil. PAra mı, menfaat mi, şan mı, şeref mi, ahlak mı, din mi, günahtan mı korkarız, parasız kalmaktan mı, utanır mıyız yaptımız işten, yoksa cezadan mı korkarız, yoksa ödül mü ararız. Biz bunlar üzerine düşünmemişizdir bile. Sahi biz sistemimizde en çok neye önem veririr.

10. Avrupa’da yol arabaların, kaldırım yayaların . Herşey yerli yerinde.

11. Metrolar ve altyapı sistemleri tamam.

12. Kaldırımları değiştirmeleri 1-2 yıllık plan çerçevesinde sürer. Bir gecede 10 km kaldırım yapmazlar. O kaldırımda iki sene geçmeden bozulmaz. Sonraki gelen zengin etmek için yancılarını bir gecede 15 km yapar. Avrupa’da ise kaldırım bir  sanat eseridir. Teknik bir iştir. Yayaları korunarak ve yavaş yavaş yapılır. Kimsenin aklına söyüş olarak gelmez. Yaya kaldırımı vatandaş yürüsün diye vardır, müteahit yürüsün diye değil.

13. Otobüsler vaktinde gelir. Saatleri vardır. Her yere vardır. Otobüslerin yolları vardır. Trafikte kurallar olduğu gibi araçların yolları vardır. Şehirlerde yaşarlar ama otobüsleri, vasıtaları yoktur. Otobüsü bulanın canının çıkması ancak Türkiye’de olur.

14. HEr gün bir yalandan bir proje ile belediye başkanları gelmez. Söylediklerini yaparlar. Ankara metrosu gibi 14 sene söz verip bitirilmeden işler bırakılmaz, batık bankalar gibi bu yarım işler sonra devlete ihale edilmez. Başlanıpta yarım kalan işler yüzünden inşaatlar çürütülmez. Hoş söz verip yapmadıktan sonra bir daha seçilemezsin, ama Türkiye’de olur. Oranı belediye başkanları takım yöneticisi olmaz, paraları oraya akıtmaz, üstelik sahip çıksalar bile takımlarını ligden düşürmez. Ayrıca belediye’nin zaten vazifeleri olan şeyler için tekrar ekstra vergi alınmaz. Otobüs işletmelerini satıp belediyeyi kurtarmayı kimse düşünmez.

15. Oraların belediye başkanları iyi gördükleri şeyleri hemen kopya edip kendi belediyelerinde daha iyi daha uygun, kendi imkanları çerçevesinde uygulamaya çalışırlar. Yani şehirler gelişme yönünden rekabet halindedir. Bizim belediye başkanları dünyayı gezerler, bunları görmezler mi. Orada neler oluyor bakmazlar mı, bakıpta görmüyorlarsa, anlamıyorlarsa ne yaparlar. Herhalde  yukarıda ki başkan gibi saksı olayını anlıyor gibi olayları anlıyorlar olayı. Kurnaz ve kibirli. HAlbuki ne kapılabilire bakmanız gerekmez mi. Ne eksik ne fazla bakılmaz mı arkadaş.

16. Orada bisikletler için yollar açılır, yayalar düşünülür. Önce insan denilir. İnsanların gideceği yerler için tabelalar asılır. Tabela konuda İstanbul belediyesi Türkiye’de iyi iken, Ankara belediyesi sınıfta kalır. Ankara’ya gelip yolunu bilmeyenler dön babam dön dönerler, yolunu bulamazlar. Sorun tanıdıklarınıza. Bunları buraya niye yazıyoruz düzelsin diye, inşallah belediye başkanlarımız bu tür siteleri de okurlar arada.

17.  TV’lerinde asla olumsuz haber yoktur. Kan revan yoktur. Bir saatten fazla sürmez haber programları. Hatta yarım saat sürer.

18. TV’lerinde genellikle yeni buluşlara ve teknolojik gelişmelere yer verirler. Özellikle haber programlarında daha çok olumlu haberlere yer verilir.

19. Takımları yenilse bile TV’de takımlarının eski galibiyetleri gösterilir. HAta yapan futbolcularının eski yaptığı başarılı kurtarışlar, attığı goller gösterilir. Kimse bir anda demoralize edilmez. Milletin morali yüksek tutulur.

20. Özellikle Fransız televizyonlarında bir konu tartışılıyorsa, uzmanlar çağrılır. Bunun ötesinde çok çok kaliteli belgeseller yapılır ve gösterilir. Trt şimdi bu konuda biraz daha iyi. Daha fazla kaliteli belgesel yapıyor. Fransa’yı örnek almak gerekir. Örneğin Türkiye’nin Avrupa birliğine alınması sürecinde Türkiye konusu ve Türban konusu gündeme geldiği sıralarda TV5’te bir Türban belgeseli yayınlandı. İnanır mısınız, Türkiye’de görmediğim kadar Türban çeşidinin resmini, yine Türkiye’de belgeselde çekmişler. Kişilerle sohbet etmişler. Olayın anlamını derinlemesine tartışıyorlardı. Türban nedir. Türkiye’yi alsak ne olur. Tabi yanlı konuşmalarda oluyordu, ancak maksat olayın özünü anlamaya çalışmak yönünde idi. Fransızların bu belgesel olayını takdir etmedim desem yalan olur. Siyaset böyle yapılmalı, belgeye bilgiye dayanmalı. TV kanalları bu işe yardımcı olmalı, kaliteli yapımlar desteklenmeli. Her konu incelenmeli. Mesela bizim en keskin konumuz olan Kürt meselesi için acaba Türkiye’de kaç çeşit Kürt var, kaç çeşit düşünce var türü bir program yapıldı mı. En basit türban konusunda kaç çeşit Türban var biliyor muyuz. Fransız biliyor. İşte Avrupa’lı bu programlar sayesinde bizim bilmediğimiz çok şeyi bizden daha iyi biliyor. Avrupalı sayma ve sınıflamada hepimizden daha ilerde diyebiliriz. Böylece de düşünebilecek argüman sahibi oluyor. Elinde kanıtları oluyor ve üzerinde kendine göre düşünüyor. Ama sonuç bizim yararımıza ama zararımıza adamların elinde kanıt ve belge var.

21. Avrupa’da kıyafete önem verilmiyor. Bu Amerika’dan Avrupa’ya yayılan yeni bir sistem. Daha çok kişinin yeteneğine güveniliyor. Öyle insanlar gördümki Türkiye’de öyle giyse kapıdan içeri sokulmayacak kişiler o konuda bilgisi var diye bizzat çağrılıyor ve o iş onlara veriliyor.

22. Belediye aynı sokakta benzer iki dükkanın açılmasına genellikle izin vermez. Birbirlerini yok etmelerine izin vermez. Bir istisna ise aynı sokakta istedikleri kadar Türk dönercisinin açılmasına izin vermeleri. Adamlar müşterisi kırılıp batan dükkanın vergisini veremeyeceğini biliyor. Sonra sana zarar ettim diye gelir o zaman haklı olur. Sen dükkan sahibini, esnafı korursan, ver benim vergimi, seni korudum çünkü deme hakkı oluyor. Adamın ne kadar kazanabileceğini tahmin edebiliyorlar.

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s