Neden Kanser Oluyoruz! Tavuk Eti Yemek Ne Zaman Haramdır.


Herkes Kanser oluyor. Çevremize bakın. Ölüyoruz. Niye ölüyoruz. Çünkü çevremizi yok ediyoruz. Haksızlık ediyoruz. Hak yiyiyoruz. Nasıl ?

Kazandığımız parayı sorgulamıyoruz ?

Helal mi Haram mı bu, nereden geliyor, aldığım paranın hakkını veriyor muyum diyor muyuz ?

Yediklerimiz helal mi haram mı bakıyor muyuz ?

Parası helal diyelim, peki alınan ürün de helal mi diye sorguluyor muyuz. Yani satanı alanı sorguluyor muyuz?

Alan satan namuslu dedik mi hiç ?

Nasıl üretiliyor bakıyor muyuz ?

İşte bak tavuklara neler yapıyorlar. Çakallar piyasası yazımı okuyun. İnsanlık ahlaksız olmuş. Derdi para olmuş. Tavukların birer canlı varlık olduğu unutulmuş. Onların haklarının hukuklarının olduğu unutulmuş. Arkadaş biz neye dönüşüyoruz, bilmeden zavallı hayvanlara neler yapıyoruz. Şu haberi okuyun, ilgili belgeselleri izleyin:

http://gundem.milliyet.com.tr/-saglikli-diye-yediginiz-tavuklar-tavuk-degil-/gundem/gundemdetay/04.04.2012/1523826/default.htm

Evet, bu şartlar altında yetişen bir tavuğu elde edilen yumurtayı zaruret hali dışında yemenin haram, mekruh olduğunu söylemek için Diyanet İşleri Başkanı olmak gerekmez.

Kur an dan aldığım emirle, hiç bir hahamı, kiliseyi, aracıyı kabul etmeyerek, ilim adamlarına ve alimlere saygımı kaybetmeden, kendi görüşüm ve düşüncemle, Kur an’da yazan ayetlerin genel manasına bakarak diyorum ki :

Hakları verilmeden yetiştirilen bir hayvanın etinin yenilmesi zaruret hali dışında günahtır. Bunun üretimini, gelişimini yapan günahkardır. Elinde güç olduğu halde bu üretimi teşvik eden yönetici, önlemeyen memur günaha girer. ”

Burada üretimin yasallığı konusunu geçiyorum. Bundan sonra mümkün olduğu kadar tavuk eti yememeye çalışacağım. Elimden geldiği, paramın yettiği oranda. Yeri geldi mi makarna yemek lazım. Veyahut daha aktif olup, doğru dürüst tavuk nerede üretiliyorsa, internetten her yerden araştırıp oralardan almak lazım. Değil mi ya ? Herkes mi sapıttı. Bunu arayıp bulmakta bize vacip olur mu. Olur.

Adımız müslüman ise, içimiz münafık değil isek, tavukların hakkını da savunmak bize düşer. Zira Dünya Allah tarafından Müslüman müminlere emanet edilmiştir. Bizler birer halife isek bu tür üretime dur demeli ve gereğini yapmalıyız. Benim gücüm yetmez arkadaş, senin ki yeter. O zaman gereğini yap. Bu noktada üreticileri de madur etmeden bir çözüm bulmak aklı olan bizlerin görevi. Yani bu tavukları üretmek zorunda kalan kişi de sistemin bir kurbanıdır. Zira fiyatlar düşüyor. Bir malın ederi vardır. O fiyatın altında satılır ise kişi zarar eder.

Herkesin bu tür üretim yaparak, fiyatları düşürdüğü bir ortamda, eğer alıcılar bu tür adi yöntemleri uygulayanla, doğru dürüst üretip maliyeti yüksek tutan kişinin farkını bilemiyorsa bu durumda dürüstler yok olur. Ve piyasa sürekli kötüye gider.

Ticari hayatta  Asimetrik Bilgi Teorisi diye çok önemli bir konu vardır. Asimetrik bilginin olduğu her alanda, yani bir kişinin bildiğini diğeri bilmez ise, bir kişi diğerinin zararına görünürde bir kar elde eder. Aslında bu tavuk olayında olduğu gibi toplum kaybeder. Kanser vakaları artar ve toplu bir yıkım sinsice her yanı sarar.

Hz. Muhammet doğru ve dürüst tüccarı övmüş ve şehitlerle bir tutmuştur. Yüce Peygamberimiz, bir ürünü satanın bu ürünün kusurunu ve sevabını alan kişiye söylemesi gerektiğini emretmiştir. Yani Hz. Peygamber, asimetrik bilgi konusunun şuurunda olarak buna set çekmiştir. Sen ne yüce bir insansın. Adı müslüman olan ey münafıklar, ve ey nefsim dinle ve ibret al. Peygamber bu.

Bize gıymet etmenin Mümin kardeşinin etini yemek olduğunu söyleyen bir peygamber var. O böyle diyorsa doğrudur. Fiziksel etkileri de aynen böyle olmalı. Giybet eden insanın derisinin rengide bir süre sonra değişir. İşte hak yemek böyle yıkımlara yol açar.

Gelgelim biz zulüm gören zavallı hayvanların, tavukların, küçücük ağzı yok dili yok civcivlerin ahlarını ve vahlarını görmeden onları midemize indiriyoruz. Onların hakları hukukları yok mu. Onların yaşam hakları var. Onların güneşten yararlanma hakları var. Sularını yemlerini vermek mecburiyetindeyiz. Allah bizleri onları yetiştirip rızık yapalım diye mübarek hayvanlar olarak bize emanet etmiş. Sorumlu davranmak zorundayız. Peygamberimiz susuzluktan kırılan bir sokak köpeğine kuyudan su veren kötü bir işe müptela kadını cennetle müjdelemiştir.

Peki aksi ne ola ki. Milliyetteki yazıyı okuyun. Hayvanlara antibiyotik verip etlensinler diye binbir eziyet çektirenlerin sonu ne olaki. Hiç düşünmez misiniz? Üstelik bu hayvanlar size emanet varlıklar. Onlara iyi bakmak zorundayken ne yapıyorsunuz.  Bir hayvanı kurban ederken bile ona eziyet etmemek lazım. Bu konuda da hali pür  mealimiz ortada. Her ne kadar medyanın müslümanlar canidire bir gönderme olarak yayınlansa da bu görüntüler, yine de cehaletimizi ve organize olamama halimizi gösteren ibretlik resimler değil mi.

Tavuklar meselesi ise daha da çetrefil. Dünyanın her tarafında bir gıda sanayi var ve bunu bir sistem olarak her yerde uygulamayı dayatıyor. Eğer uygulamaz isen kar edemeyip yok oluyorsun. Bir ara kuş gribi diye diye Anadolu’nun her yanındaki çiftçinin elinde bulunan çok yararlı hayvanları ticari hevesleri uğruna katlettiler. Sonra hatırlarsanız keneler azdı. İşte doğanın dengeleri ile oynarsanız olacağı bu. Tavuklar yetişirken onların yapıları ile oynanıyor, güya bol et elde ediyorlar. Bunların yüzünden kanser vakaları ve hormonel problemler arttı.

Allah Yüce Kitabımızda ahir zaman insanları için bakın ne diyor :

Bakara 27

“Onlar ki, Allah’a vermiş oldukları sözü kesin bir ahit haline getirdikten sonra bozarlar, Allah’ın sürdürülmesini emretmiş olduğu ilişkileri keserler ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarırlar. İşte onlar hüsrana uğrayanlardır.”

Ve tavukların hayat düzenlerini altüst edip onu hormonlarla değişik bir hale sokanları onları kemiksiz bırakanları Allah şeytanın emrini dinleyen insanları olmakla itham ediyor, İnanmazsan aç Kur an’a bak:

“…(Şeytan dedi ki) Mutlaka onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını kesecekler ve yine mutlaka onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler…” (Nisa Suresi 119.ayet).

Evet bu yapılan Allah’ın yarattığı bir hayvanı değiştirmek değil midir ?. Ömer Çelakıl bu konuyu hayvanların kulaklarının klonlanmasına örnek olarak vermiş. 

İşte bir diğer yorumu da bu. Bu ahir zamanda olan şey, hayvanların dna’ları ile yapıları ile ilaçlarla, hormon destekleri ile yiyeceklerle, çeşitli yöntemlerle, binbir zorbalıkla oynanması değilde nedir.

Hadi birimiz de çıkıp inkar edelim. Kur an -ı Kerim’e inanmıyanlardan başka kim buna itiraz edebilir. Kim Allah’ın kitabı O dur, biz de Müslümanız diyen, kim itiraz edebilir.

Korkarım Sonumuz iyi olmayacak. Çokça tövbe edelim. Allah’ım bizi affet. Bilerek bilmeyerek işlediğimiz günahlardan, kusurlardan dolayı bizi affet. Öyle bir çağdayız ki bilmeden iyi niyetle yediğimiz kuşun eti, tavuğun eti bile bir fitneye kurban gitmiş. Bilmeden ne günahlar içerisine düşüyoruz. Kazandığımız paralara hep haram karışmış onu biliyorduk. Gel gelelim bu daha da ağırı. HAramı bile ağız tadından yiyemiyoruz. Korkarım Sularımızda neler var, etimiz de olduğu gibi.  Burada karamsar olun diye yazmıyorum. Çokça tövbe edelim. Bunları bilelim birşeyler yapmaya çalışalım diye yazıyorum. Allah affetsin. Elimizden birşey gelmiyorsa sorumlu sayılmayız. Ama elimizden ufakta olsa birşey gelip yapmıyorsak sorumlu oluruz. Hiçbirşey yapmıyorsak daha az yemeğe çalışalım. Yiyiyorsak bile az yiyelim, insanları bilgilendirelim. İmkanımız varsa kendi hayvanımızı kendimiz yetiştirelim. İnsanları kaliteli malı bulmaya teşvik edelim. Diyelimki mecbur kalıyoruz ve yiyiyoruz. Ama biz temiz yetişmiş hayvanları bulup yemek niyetiniz ve isteğiniz hep canlı. Ticaretin kanunudur. Talep varsa, bir süre sonra arzda ortaya çıkacaktır.

Ben buradan çağrı yapıyorum:

Gıda üstüne çalışanlar, nerede zulümsüz yetişen hayvanlar.

Vatandaşlar nerede temiz kaliteli ürüne olan talebiniz.

Aydınlar, müslüman aydınlar, gavur aydınlar, ateist aydınlar, vicdan sahipleri, bilenler, nerede yeri göğü inletmeniz.  Hepimiz zehirleniyoruz bu asimetrik bilgi savaşında, para uğruna canımız yanıyor. Hayvanlar telef oluyor, genleri ile şekilleri ile oynanıyor. Dünya nın doğal düzeni bozuluyor. Adına fıtrat deyin, ilahi kanun deyin isterse doğal denge deyin. Ne derseniz deyin Dünya para hırsı uğruna elden gidiyor. 

Mühendisler, işletmeciler, doktorlar, avukatlar, öğretmenler, din bilginleri,  bilim adamları, düşünürler, hani kafanız. Hani sisteminiz. Bu teknoloji çağında nerede üretimi gösteren bir sistem. ÜReticiyi tüketiciyi ayna gibi gösteren her an kontrolün olduğu bir sistem niye kurmuyorsunuz. Niye insanlara e=mc2 ‘yi öğrettiğiniz gibi, atomu parçalatmayı öğrettiğiniz gibi, yaşamayı ve yaşatmayı anlatmıyorsunuz.

Hani insanlık diye birşey vardı. Hani insan diğer varlıklardan üstündü. En basit beslenme problemini bile içinden çıkılmaz hale getiren menfaat uğruna kendini ve dünyayı bilmeden zehirleyen daha cahil bir yaratık var mı yeryüzünde.

Kafa yoralım dostlar yarın çok geç olabilir. Gıda mıya sahip çıkalım. Dünya’nın Düzeni Var. Her ne kadar burada geçici isekte bu istasyonu harap etmenin, emanete hıyanet etmenin gereği yok. Emanete hıyanetin bedeli ağırdır.

 

 

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s