Temel Taşları Oturtmak / Düşünmeyi Öğrenmek 101 – Ders 4


Bir insanın hayatındaki en önemli karar, kendisi için neyin ve nelerin önemli olduğuna karar vermek, bunları belirlemektir. Hayatındaki değerlerin, kişilerin, olayların, önem derecelerini bilen bir kimse hayatta en önemli problemlerden birisini çözmüş olur, böylece hayatı boyunca takip edeceği temel çizgileri çizmiş ve bir istikamete girmiş olur. Özgürlük, kendini sınırlayabilme sanatıdır. Yani sınırlarını belirleyebilme böylece yolunu bulma sanatıdır. Disiplinin temeli kendi sınırlarını belirleyebilmektir. Disiplinli yaşam doğru ve sağlıklı düşünebilmenin temel yardımcılarından birisidir. Buradaki disiplin dışarıdan gelen değil, içeriden gelen bir disiplin olmalıdır.

( Askeri disiplinden ziyade özden gelen, kişinin zamanla kazandığı bir alışkanlıktır. Askeri disiplinin amacı kişinin kendi öz disiplinini oluşturmasına yardımcı olmaktır, ancak maalesef bu bilinç olmadığı için bu türden hareketler istenen neticeyi vermiyor.)

Bir kişi hayatında önce büyük şeyleri hallederse küçük şeyler için zaman ve yer kazanmış olur. Öğretmenin çocuklarla olan hikayesini bilirsiniz. Çocuklara kumlar, çakıllar ve daha büyük taşları veren hoca bunu bir bardağa yerleştirmelerini ister. Çocuklar kumları koyar, üstüne çakılları koyar ancak büyük taşlara yer kalmaz. Hoca ise önce büyük taşları yerleştirir, sonra çakılları koyar ve kalan boşluklara da yavaş yavaş kumları döker. Böylece bardağa hepsi sığar ve bardak tam dolar.

İşte bu noktada hayatımızı ve zamanımızı bir bardağa benzetirsek, bizim için önemli olan şeylere de büyük taşlar diyebiliriz. Hayatımızdaki büyük taşları, yani önemli olan kişileri, olayları, fikirleri, eylemleri belirler isek hayata büyük avantajla başlarız.

Müslümanların en büyük şansı ve hayata bir sıfır önde başlamalarının sebebi, en büyük taşlarının yerli yerinde belli olmasından kaynaklanır. Bir Müslüman için Allah’a kulluk en önemli konu ve fikir iken, Namaz bunun en temel direğidir. Bir kişi bu büyük taşı hayatının her alanına doğru zamanda yerleştirdiği zaman işte o bardağın her noktasını doldurabilecek bir alan kazanır. Bir başlangıç noktası elde eder.

Yine namaz kılan birisi namaz için zaman yok diyemez. Neden ? Çünkü eğer namaz hayatının en önemli olayı ise, zaten o hayatını doldurması gereken en önemli taştır, temel büyük direktir. Onu hayat bardağına yerleştirdiği zaman diğer meselelere ancak o zaman yer açabilir. Zaten namaz kendisi için önemsiz küçük bir çakıl parçası veya kum tanesi ise zaten bu kişinin mayası ve niyeti ortaya çıkmış olur. Namazı kum tanesi olarak belirleyip hayatına yerleştirmeye çalışırsa, tabiî ki hayatının diğer alanlarında belirlediği kendisinin önemli zannettiği olaylar, kişiler, fikirler, sevdalar, büyük taş zannedildiği ve sayıldığı için kişinin bardağına sığmaz.

İşte namazı hayatına doğru yerleştiren bir mümin, zamanında doğru yerlere dağıtan bir mümin, hayatının başlangıç noktasını bulmuş olur. Çünkü hayatını tanzim eden bir istikamet sahibi olur, istikamet sahibi olanın işleri kolaylaşır, her şeye zaman bulur. Gereksiz işleri haddinden büyük görmez. Onlar için zaman sıkıntısı çekmez. Niye, çünkü sınırlarını bildiği için, önemli gördüğü meselelerin boyutunu bilir, bunlara ne kadar zaman ayıracağını bilir. Zaman ayıramayacağı, küçük çakıl taşı gördüğü, kum tanesi gördüğü işleri zamanının içine almaz.

Namaz insanı böyle disipline eder, gereksiz işlerden ve zaman kaybından korur. Bu noktada bu işler benim için önemli diyen kişi, yani gereksiz işleri büyük gören kişi zaten onları büyük taş gördüğü için kolay kolay namaza yer de bulamayacaktır. Burada kişi namaza vaktim yok diyor ise şayet neye önem verdiğine, hayatının değerler hiyarerşisine bakmalı. Ailesine mi, mala mı mülke mi, paraya mı, şana mı, şöhrete mi, heveslerine , tv seyretmeye, internette vakit öldürmeye mi en çok değeri veriyor onu bir an önce anlamalı.

Bir mümin kendini bilmek zorundadır. Benim hayatımın önemli değerleri nedir dürüstçe karar vermeli. Bir insan olarak inanmayan bir şahısta yine hayatında önemli olmayan ne var ise belirlerse hayatta başarılı olur. Kafir olduğu, inanmadığı halde hayatta başarı olabilen bir kısım insanların karar verebilme ve hayatlarında önemli şeyleri derecelendirme noktasında başarıları oldukları söylenebilir. Bu kişilerin bir kısmının tutku ile hayatlarında en önemli bir taş olarak belirledikleri olguya, nesneye sarıldıkları ve ondan önemli bir şey görmediklerine sıkça rastlanır, bu sayede emeklerinin karşılığını alırlar.

Bir müminin hayatının en önemli parçası ise ibadeti, kulluğu, iyiliğidir. Bunun için en temel direk namazdır. Namazı hayatımıza doğru yere yerleştirirsek hayat yolumuz belli olur. Başlangıç noktasını bilen hayatta karanlıklardan kurtulur bir yolu olur.

Bakara Suresi 16 – 20’inci ayetlerde :

16. İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır.

17. Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.

18. Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.

19. Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.

20. Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.

21. Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız.

Allah doğrusunu bilir ancak burada söylenenleri yorumlarsak; Yolunu kaybetmiş sapık kişinin özellikleri anlatılmakta. Yaptıkları iş bir netice vermiyor, zira yolu yok sapıtmış. Verdiği kararlar, hareketleri, ilerleyişi hayatlarındaki bir takıp anlık ışık patlamaları ile olmaktadır. Fırtınalı bir havada kararlar vermekte ilerlemekteler, felaketin ışığından medet ummaktalar. Zira başka türlü yollarını bulmaları da mümkün değil. Allah onları bu iş için süre tanıyor gözlerini kulaklarını almıyor. Onlar bakıyor, duyuyor ama görmüyor ve gerçekte ise anlamıyor. Zira akılları yok, yanlış yoldalar. Anlık kararların ışığındalar, bir yol üzere değiller. Böyle anlık karar verip gittikleri için yanlış yollarda bocalıyorlar. Fırtınadan medet umuyorlar. Daha önce kendilerini aydınlatan yol gösteren şeyler ise geçici olduğu için, Allah tarafından verildiği için onlar bir anda söndüğü zaman ise yollarını kaybediyorlar.

Yukarıdaki ayetler Batılıların ve bir kısım insanımızın sapık olanlarının karar verme süreçlerinin temel yapısını gösteriyor. İnandıkları kiliseler, kitaplar, Nietzsche, Komünizm, August Comte, Sartre gibi yanan ateşler yanlışlanınca, yararsız kalınca, bir anda sönüyor ve karanlığın ortasında kala kalıyorlar. Ya da fırtınalı bir denizde gidiyorlar. Sağa sola saldırıp fırtınalar oluşturmadan, sapık hareketler yapmadan, cinayetler işlemeden adım adamıyor yerlerinde çakılı kalıyorlar. Fırtınada borsayla, ekonomik saldırganlıkla bir kaos oluşmadan, şimşekler çakmadan karar veremiyorlar, zira karanlıklar içindeler.

( Bu kişilerin fikirlerini şüpheci bir şekilde, yeri geldi inceleyebiliriz. Bunların fikirlerinin hayatımızdaki yerinin birer çakıl parçası, kum tanesi olduğunu unutmadan incelemeliyiz. Bazen doğru yol zıddı ile bilinir. Ancak okurken ve düşünürken,  önce büyük taşları yerli yerine oturtmayı unutmayalım. Önceliklerimizi bilelim.)

Bu karanlıklardan çıkışın tek çıkış yolunu ise Yüce Allah, kendisine ibadetle olacağını gösteriyor.

Yukarıdaki anlatılanlardan özetle doğru karar becerileri için hemen bir önem cetveli oluşturuyoruz. Kendimize soruyoruz, hayatımda benim için önemli olan nedir ? Mümin isek şayet hayatımızın temel taşı olan ibadetleri ve en önemlisi olan namazı zamanın temel noktalarına yerleştiriyoruz. Böylece bir başlangıç noktamız ve istikametimiz oluyor. Hayatımız anlamlanıyor ve diğer işler için boşluklar kalıyor. Yolumuz ve sınırlarımız belli oluyor. Unutmayın Özgürlük, kendinin sınırlarını çizebilmektir.

One response to “Temel Taşları Oturtmak / Düşünmeyi Öğrenmek 101 – Ders 4

  1. Pingback: DÜŞÜNMEYİ ÖĞRENME 101- Dersleri | yesileldiven·

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s