İnsanlar Arası İletişimsizliğin ve Kişilerin Yalnızlaşmasının Sebebi Nedir


Vel asr İnnel İnsani lefi Husr.

Bu muhteşem ayette, asrın insanının hüsranda olduğu aktarılıyor. O kaybediyor. Kaybederken üzülüyor. Mutsuz. BUnca teknolojinin içinde, bunca bolluk içinde, herşeyi varken nasıl da insan mutsuz ve yalnız. Kimse sorunun sebeplerini bilemiyor. Cevaplar Muhtelif. Biz de bu kafa karışıklığına son vermek isteriz. Ama biz de Asr insanıyız ve bazen balıklar denizin farkında olmaz. Derdimiz hakkında kesin cevaplarımız yok ama akıl yürüterek, düşünerek, hissederek, sezerek bize ne oluyorumu anlamaya çalışacağız. Bazen cevaplar değil de verilen çaba, emek ve süreç önemlidir.

Düşünelim ve derdimizin kaynağını bulmaya çalışalım. Bilinen gerçek:

” Hastalığı teşhis edemezsen, nasıl tedavi edeceksin.”

Modern insanın mutsuzluğunun temelinin teknoloji olduğunu biliyor musunuz.

Teknolojinin artıları yanında eksileri olduğunu ve eksilerinin artılarını kimi zaman bastırdığını biliyor musunuz.

Şimdi bir örnekle açıklayalım.

Şehir de insanların yalnızlaşmasının temel başlangıcı, arabaların artması iledir.

Yani, araç sayısı arttıkça, insanları bir yere kavuşturması ve zaman kazandırması beklenen araçlar insanları insanlardan koparır. Araçlar için açılan yollar, mahalleleri koparır. Koparmak ne demek, mahalleler bölünür ve birer birer bağımsız adacıklara dönüşür. Yıkılan bölünen her semt ise mahalle kültüründen kopar. İnsanlar bir topluluğun parçası olmaktan çıkar, kaldırımdan geçen kişiler olur. Yollarda önem sırasını arabalar alır.

Hızla geçen arabalar ise kenarda yürüyenlerle diyalog kurmaz. Makineler insanları camları ile ayırır. Karşı kaldırımdaki ile oluşan mesafenin sebebi karşıya geçişi zorlaştıran, imkansız kılan, hızlı geçen arabalardır. Arabalara yol açma sebebi insanları parçalar.

Kişiler bina kenarlarına sürülürler. Eskiden yollar insanların geçişi için kullanılırken, at, eşşek gibi insani ve insanı kolay kolay ezmeyecek hızlarda ilerleyen vasıtalarla ulaşım sağlanırken herkes yolun ortasında ilerlerdi. Böylelikle yolun karşısı ile arada bir mesafe yok idi. Yani bunlar bir bütünün parçaları idi. Oysa şimdi araçların böldüğü yollar, derin nehirlerden daha azgın ve tehlikeli olarak bütünü ikiye ayırıp karşı ile bağları koparmaktadır.

Zira bir mahallede oturanlar arası iletişim her an gidip gelme, karşılıklı haber paylaşımı ile mümkündür. Karşıya geçiş fiziken imkansız olduğu gibi, yine arabaların gürültüsü ile sesli iletişimde imkansız hale gelir. Böylelikle karşı ile iletişim imkansızlaşınca, kafanızı kaldırıp karşı tarafla konuşmak bile gelmez. Olay eğer tek bir yolun tek bir caddeyi bölmesi olarak kalsa  idi iyiydi. Ancak arabaların başını çektiği vasıtaların yol açması, mahalleyi bölmesi her noktada görülür. Böylece mahalle kalmaz, iletişim kalmaz, mahallenin kişiliği kalmaz. Haber taşıma kalmaz. Siz mahallenin delisi, çaycısı, dedikoducusu bile olamazsınız artık. Kimse değilsinizdir. Kaldırımdaki adamsınızdır. Geçer ve gidersinizdir. Çünkü iletişim kalmadığı için sokaktan geçenin teşhisi imkansızdır. Şehirde herkes kimsesizdir. Kimse teşhis edilemez. Mahalle baskısı bir palavradır. Bir nostaljidir. İnsanın keşke mahalle baskısı olsa diyesi gelir. Zira mahalle diye birşey ortada yoktur. O zaman mahalle baskısı diye ifade edilen şey ya mazide bir hayaldir veyahut başka birşeydir. Bu da mahalle baskısı değil, yalandan dedikodu ve taassuptur. Eğer böyle bir iletişim imkanı var ise de hayretle ne güzel şey demek lazım. Bu zamanda en azından insanlar arası iletişimin kötü de olsa devam ettiği kanaatine varılır.

İşte kaldırımdan geçen ey yalnızlar ordusu, seni kenarlara süpüren şey, ayaklarını yerden kestiğini vehmettiğin ama aslında senin başına kesen bu muhteşem araç yığınıdır.

Seni senden ve insanlardan koparan şey nasıl muhteşem olabilir ki. Arabalar dursun demiyorum. Ama yollar arabalar için değildir. Yayalar insanlar içindir. İnsanlık öldükten sonra yollar kimin içindir.

Hayatı parçalayıp koparan, insanları uzaklaştıran, araba, tv, internet bağımlılığı gibi herşeyin aşırısı şeylere lanet olsun.

İnsanlar artık bunların nerede nasıl ne kadar kullanılacağını, insanlar arası ilişkilerin geliştirilmesini, selamın çoğaltılmasını ne zaman düşünecekler.

Ne zaman bir toplumda yaşadığımızı hatırlayacaklar.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s