KAR KOKUSU


KİTAP NO: 0232
İSMİ: KAR KOKUSU
YAZARIN ADI: AHMET ÜMİT
TARİH, YER : 1998, iSTANBUL, BASKI 2010
OKUNDUĞU TARİH: 2012
YAYINEVİ:Everest Yayınları

İyi romancılarımızdan bir tanesi olan Ahmet Ümit’in ilginç bir kitabı. Kendisi bu roman için yarı-otobiyografi diyor. Ahmet Ümit Sovyetlerde de Sosyal bilimler eğitimi almış. Kitapta Moskova’da eğitim gören TKP’lilerin başından geçen olaylar aktarılıyor. Roman Ümit’in diğer romanları gibi yine bir cinayetle başlıyor.

Bence Ahmet Ümit’in romanlarının o cinayet işlenene kadarki bölümü çok güzel. O son anları güzel tasvir ediyor. O anda sizi bir duygu boyutuna taşıyor. O noktada sizi bırakıyor. O duygu kalbinizde bir köşede kalırken, bir den bire normal hayata geçiş yapılıyor. Oranın duygulanma hızı ve çeşidi daha değişik. Hem değişik bir düzeyde, hem farklı bir frekansta, hem farklı bir nitelikte.

Böylece karman çorman olmuyor. Yazar size hangi duyguyu nerede hissetireceğini, basit görünen bir dille sağlıyor. Roman yazmak isteyen birisinin Ahmet Ümit’in birkaç romanını okumasını tavsiye ederim.

Baştan sona bir iki duygu ile, yalın ama yararlı bilgiler vererek romanlar devam ediyor. Sonuna kadar olayların nasıl gideceğini anlamaya çalışıyorsunuz.

Kar kokusunu diğer romanlarından daha çok beğendim. Bazı romanlarının gidişatında katil mantıksız tipler olarak çıkmaktaydı. Yani alakaya çay demle tipler oluyordu. Kar Kokusu kendi penceremden diğer romanlarına göre daha başarılı. Mantık örgüsü bana Sherlock Holmes’u hatırlattı. Daha mantıklı bir Sherlock Holmes Romanı gibi, daha güzel bir hikaye anlatım ve daha derinlikli bir roman gibi geldi.

Romanın sonunu anlatmadan kısaca konuya değinelim. Türk öğrenciler, komünist ekip, rusya da eğitim alırken bir arkadaşları öldürülüyor ve katil kim sorusu üzerine gidiyor. Mit var, kgb var, kısaca bir soruşturma var. Bu romanda Ahmet Ümit, komünist sistemi eleştirmiş. Daha doğrusu komünist ideallerle uygulama arasındaki derin uçurumdan bahsetmiş. Ve komünistler aslında muhalefette kalsa iyi olur diyor. Bir ideal olarak güzel ama uygulamada insan zaafları, bürokrasi, otorite ile umut olmaktan çıkıyor diyor. Leonid isimli Rus hoca, Türkleri seviyor Türklerin içindeki o masum idealler kendisine komünistlerin iktidarda bir yer bulmadan önceki 1905 yıllarını hatırlatıyor.

Romanda güzel cümleler ve çıkarımlar var.

“Kuramla ilgilenen insanlar yaşamdan belli bir uzaklıkta dururlar.” s.138

Rusya için “düşlerin ülkesi” deniyor. Muhtemelen komünismin uygulandığı düşünüldüğü için. s.142.

Herhalde Ahmet Ümit TKP’liler arası eski bir tartışmayı açıklamak istemiş :

Cemil romanda sınıfta hocasına soruyor:

“…komünist toplumu tarihsel bir zorunluluk olarak görmenin diyalektiğin, ” değişim dışında hiç bir şey mutlak değildir” önermesiyle çelişip çelişmediği…” sordu.

Romanda bunun üstüne tartışmalar oluyor, kimi sen Marx’ı anlamadın falan diyor vs. s.157-158

Soruşturmayı yürütenler, otoritelerini kaybetmek istemiyor. Amirler sürekli olayları kendi üstünden gitsin istiyor. Asaf, isimli parti üyesi de öyle. Bazı kahramanlar genelde otorite kaybetme ve olayların insiyatifinden çıkmasını istemiyor.

Beşir isimli bir TKP12 Eylül’de konuşmuyor ve alt hücresi kurtuluyor. Böylece TKP yeniden kuruluyor.

Bu romanla hiç bilmediğimiz bir dünya hakkında bilgi sahibi oluyoruz. TKP’nin gizli bir örgüt olduğu, şahısların kod adları olduğu ve kimsenin kimseyi ismi ile tanımadığını öğreniyoruz. Kademe arttıkça herkesin bir alt hücresi olduğu da anlaşılıyor. İlginç bir konu, ama hayatımda duyduğum en aptalca tasarım. Bir örgütteki bir şahıs gizli ise hedefi kitleler olan bir örgüt nasıl başarıya ulaşır. Bence bu saçmalıkta neden başarısız olduklarının açık kanıtı olsa gerek. Bu gereksiz gizliliğin zaafını görmemek için her halde hayalci olmak gerek. Yine de bir bildikleri var herhalde. Roman hiç tanımadığımız insanların dünyalarını, beklentilerini, isteklerini, zaaflarını aktarıyor.

Şu paragrafta güzel ülke hasreti üzerine:

” Sovyetler Birliği’nde geçirdiği günler, yurtdışına çıkmadan ülke dışına çıkmadan ülke sevgisinin ne anlama geldiğinin tam kendisine öğretmişti Cemil’e. Ayrı düşmüş insanlar için ülke bazen yalnızca bir türkü demekti, bazen buğusu üzerinde sıcak bir yemek, bazen bir sokak görüntüsü, bazen de bir isim. Nereye giderse gitsin ülkesini içinde taşırdı insan. Ülke düşüncelere sinerdi, davranış olur, hiç beklemediğiniz bir anda kendini gösterirdi. İsteseniz de kurtulamazdınız ondan, bir tat, bir dokunuş, bir ses, bir koku, bir görüntü olur, aklınıza takılır, çekip götürürdü çocukluğunuzun, gençliğinizin geçtiği yerlere.”

Bu paragraf için bile bu roman okunurdu. Çok sade ve güzel bir anlatım.

Bunun gibi paragraflarda var, bazen fikir roman boyunca dağınık oluyor ve siz çıkarıyorsunuz. Takdir edersinizki o zaman buraya romanı yazmak gerekir. Bir de beğeni herkesten herkese değişir. Şu yukarıdaki paragrafı siz beğenmezsiniz de başka biri hoşunuza gider.

Ahmet Ümit ‘in romanları genelde güzel. Bu romanı ayrıca siyaset bilimle uğraşan herkes için tavsiye ederim. Hem ağır değil, kafa patlantmıyor, çabuk okunuyor, hem de faydalı.

Sadece bir iki eleştirim var. komünistlerle ilgili klişeleri pekiştiriyor. Veyahut bu klişeler gerçekten doğru bunlar ne: Komünist Kapitel’i alır ama okumaz, komünizm idealde iyidir ama pratikte herkes menfaat derdine düşer, pratikle kuram işlemez, kuramcılar, pratikçiler ayrımı vb. Şimdi aklıma bir tek bunlar geldi. Roman içinde üç tane daha böyle cümle var bu gerçek mi yoksa insanlara yapışan bir önyargı bilmiyorum, gerçi bunu Ahmet Ümit geçmişinden dolayı daha iyi biliyor. Bize bu dünyayı gösterdiği için kendisine teşekkür ediyorum.

Bir de Romanı okuyunca şu kanıya vardım ki, idealleri olan insanlarla bunların peşinde giden insanlar hep aynı dertleri taşıyor, hem aynı problemleri acıları yaşıyor. Pratik ve gerçek uygulama problemi hayatın her alanında var. İnsanlar umut taşıyor. İnancı olanlar daha güçlü oluyor. Komünist düşünceyi taşıyanlar dahi bir ahlak taşıyor. kitabı okurken komünist ideal peşinde koşanların yeni bir peygamberin peşindeki havarilere olan benzerlikleri ve umutları dikkati mi çekti.

Dinimizin temiz idealleri inançları ve insanların bir arada daha iyi bir dünya için mücadeleleri ile içinde gerçek inanlç taşıyan Komünistlerin ideallerinin benzerliği dikkati mi çekti. Elbette insanlar bir umut uğruna mücadele ediyor. Kimisi de serüven için, kimisi şan şeref için, kimisi makam için. Bir davanın peşinde koşan topluluklarda insani yönler hep benziyor. Burada tabiki HAk dinimizle komünizmi karşılaştırmıyorum, sümme haşa. Ama insanların umut taşıyan ve yeni ve daha iyi bir dünyaya inançları hiç değişmiyor. Zaferden sonra kazananların mücadelesi, iktidarın getirdiği kötülük değişmiyor. Emeviler aklıma geliyor, SSCB’nin durumu aklıma geliyor.

Yine roman bize bir partinin görevinin ne olduğu düşüncesini hatırlatıyor. Yani bir parti sadece insanların toplanıp belediye hizmeti yapar gibi, iktidarın payını paylaşacakları, nimetleri bölüşecekleri bir yer midir, yoksa siyasi bir parti, insanları dönüştürmeyi amaçlayan, insanlara düşün ve fikir veren, fikirlerin paylaşıldığı, yayınlarla, düşüncelerle canlı tutulan bir yapımıdır onu sorgulattı. İkisinin de tam doğru olduğu söylenemez ama doğru bu iki parti tipinin ortasında olmalı.

Zira ilkinde bir parti yok, bir insan topluluğu hizmet yapmak için görev paylaşıyor. Bunu seçimle yapmaya ne gerek var. Parayla ihale et, bir şirkette bunu yapar. Diğer parti ise insanları dönüştürme amacı ile düşünce amacı ile harmanlandığından, iktidarı ele geçirince diğer insanlara zulüm etmeye ille fikirlerini empoze etmeye çalışıyor.  Ancak ne fikirsiz idealsiz olmalı bir siyasi bir parti,  ne de işi herşeyi bilirim konusuna taşımamalı.

Maalesef günümüzde partilerin için boşaldı. Sadece iş menfaate döndü. HEr ne kadar CHP’nin temel görüşlerine karşı olsam da, en azından bir fikir düşünce taşıdığı ortada. Şu an herhalde o da mı nasıl bir parti olacağını bocalıyor. Bu konuda Duverger’in Siyasi Partilerle ilgili bir kitabı vardı, yanlış hatırlamıyorsam. Kitle partileri, fikir partileri vs. diye sayıyordu.

Ahmet Ümit’e bize yeni bir dünyayı tanıttığı, yeni düşünceler hatırlattığı için teşekkürler.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s