Türkiye Neden Dünya Devi Olamaz.


Türkiye, 2023’de dünyanın önemli devletlerinden birisi olacak diye söylüyoruz. Herkes 2023’ü kendi dünya görüşüne göre bir vizyon yılı olarak kabul ediyor.

Gelgelelim, bir ülkenin dünya devi olabilmesi için bazı kriterleri taşıyor olması gerekir. Önce bu kriterler nelerdir, ona bakalım. Ardından Türkiye bu kriterleri taşıyor mu onu inceleyelim ve en nihayetinde Türkiye büyük devlet olmak için gereken şartları sağlıyor mu ona bakalım.

Büyük Devlet Olmanın Kriterleri

1. Entellektüel Güç

2. Düşünebilen insan kapasitesi.

3. Düşünen insanların oluşturduğu, devlet kurumu.

4. Örgütlü bileşik kurumlar. Yani düşünen insanların oluşturduğu örgüt sistemi: Bu örgütlerin ilişki biçimleri: Sınıf, zümre, klüp, askeri örgütler, politik örgütler, güvenlik örgütler, silahlı kuvvetler, sanayi sınıfı, esnaf sınıfı, eğitim sınıfı, her türlü zanaat, sanat ve düşünce kuvveti, spor klüpler, sivil kuruluşlar. Bu örgütlerin arasındaki hiyerarşi, işbirliği, karşılıklı düşünce, iletişim.

5. Düşünceyi ve İletişimi sağlayacak sağlam bir Dil.

6. Dünya anlayışı, doğru değerlendirme, cesaret, geriye çekilebilme, hırsını törpüleyebilme, ahlak anlayışı.

7. Bağımsız düşünce üretebilme ve ardından bunu uygulayabilme. Buradaki bağımsızlık saf bir bağımsızlıktan ziyade doğru değerlendirme ile karşısındaki diğer aktörlerden farklı bir çizgide olmanın ayrımında işbirliği, yarışma, çatışma, gibi karşılıklı etkileşimlere girebilme becerisi.

8. Teknoloji ve Bilgiye Verilen Değer.

9. Bilgiye Değerin Yanında bunu kullanabilecek, uygulayabilecek piyasa. Ticarete verilen önem, ticari bilgi ve saygı.

10. Yaratıcı İnsanları teşvik, Piyasanın bilgili, liyakatli, becerikli insanı desteklemesi. Değerli insanın tanımının doğru yapılmış olması. ( Yani Türkiye’deki gibi Kurnazla becerikli arasındaki anlam farkının doğru tesbit edilmiş olması.)

11. Adalete olan inanç, Hukuk Devleti.

12. Özgür Düşünce, En azından göreceli özgürlük ortamı. Can, mal, namus hürriyetinin sağlanması. Bunun tek standardı vardır. Hz. Muhammet (s.a.v.) açıklamıştır. “Bir kadın tek başına develeri, yani ticari eşyası ile bir ülkeyi baştan başa rahatlıkla dolaşabiliyor başına birşey gelmiyor ” ise bu ülke güvenlidir. ( Maalesef Türkiye’de kadınlar sokağa çıkamıyor. Bu dinle ilgili birşey değil. Bunu söyleyen yalancıdır. Bu Türkiye’deki ahlaki çöküntünün, dinden, ahlaktan insanlıktan uzaklığımızın eseridir. İtalyan bir kızcağıza bir  canavarın yaptığı ortadadır,  burası dünya Devleti iddiasında olan ülkemizdir. Bu münferit bir olay değildir. Genel bir ahlaki erozyonun neticesidir.)

13. Hırsıza hırsız denebildiği, verginin zenginlerden alınabildiği, maliye bakanlarının doğruyu söylediği, zengin sınıflardan vergiyi alamayıp eline geçirdiği zavallılara saldırıldığı bir sistem değil. Adil Vergi Düzeni. ( BU konuda Türkiye çok düzgün canım. Yüzde 80 vergiler dolaysız vergi, ve biz Robin Hood’uz demek zorunda kalan zavallı Maliye Bakanları.)

14. Bir konuda teknolojik güç. Morak Üstünlük. Yani bir ülke bir konuda katma değer yaratmada üstün olabilmeli. Bu nükleer güçte olabilir, kişileri çok nazikte olabilir. (Türkiye’nin tek üstünlüğü yardımseverliği ve merhameti idi. O konu ise maalesef çakal insanlarca süistimal edildi. Yardım duygumuzu sömürdüler.)

15. Liyakatlı insanların en üstte olduğu sistem.

Bu 15 Madde’nin 10’una sahip olan ülke büyük devlet sınıfına girebilir. Bakın güçlü orduyu saymadım, veya sadece nükleer güçte demedim. Sattığınız malların sayısı büyüme rakamlarıda vermedim. Güç yürekten gelir lafı ne kadar doğrudur. Bu iş sayı değil Ruh işidir. Ruhunuz ne kadar bilenmiş ise, kalite konuşur.

Şimdi tek tek Türkiye’de bu maddelerden hangileri var bakalım.

1. Entellektüel güç: “Belli oranlarda vardır. Siyasi olarak çok bilmiş bir çerçeve vardır. Diyebilirimki yakın siyasi durum konusunda her Türk vatandaşı ordinaryustur.” Peki geriye kalan konularda, bilim, sanat, hayat kalitesi fikri, estetik, ve dünya meseleleri. Bu konuda sokaktaki vatandaş sınıfta kalır. Ancak entellektüeller ise yerin dibine girer. Onların bu konulardan haberi yoktur. Çoğuna google’ı sorsan mertek sanır. Araştırma bilim hak getire. Bilgili olmadıkları gibi bileni sevmezler. Özellikler Türk gazetecileri bilgiyi sevmez, yanındakilerin yetişmesini istemez. Muhabirleri ezerler sırtlarından paye kazanma derdindedirler. En çok bilen değil, en çok görünen revaçtadır. Ülkenin en iyi kazananları en saygınları futbolcular, magazinciler, tv yapımcılarıdır. Bunlar saygı görür. Türkiye’de bir tek doktorlar, bilgili olduğu için saygı görür, Allah tan onlar kurtarır. Bu ise menfaatten kaynaklanır. Onun dışında bilim için doktorları seveni görmedik, insanlığa katkı konusu gündeme gelmez. Ama işe yarardır bir doktor. Özetle katma değer konusunda bir ölçülendirme yoktur Türk entellektüelinin. Günü takip eder, onun peşinde mahvolur. Mesela neden araba üretemeyeceğimizi, nasıl üreteceğimizi kimse bilmez. Yazı da yazamazlar. Koca Endüstri, İşletme fakülteleri inek gibi olaya bakar da iki rapor yazamaz. Hocaları konuşamaz. Çünkü hocaları batı hayranıdır ve tek üstünlükleri ingilizce bilmeleri ve artistik yapabilme kabiliyetleridir. Tüm Türkiye böyledir, entellektüel seviye yoktur ki neyi konuşalım.

2. Düşünen İnsanlar: Yukarıda saydık. Sınavlarla gelmiş insanların tek değeri paradır. Para, para, para. Çapsızlar tüm devlet kurumlarını ve özel kurumları zaptetmiştir. Bir yere babanız tanıdığınız yoksa çok zor gelirsiniz. Gelince ortam size izin vermez. Çünkü düşünmeyen man kafa kartvizit sahipleri köşeleri kapmıştır. Halihazırdaki nesil 80 darbesinde yok olan işe yarar gençlerin artıklarıdır. Bu iyi olanlar ölünce geride beş paralıklar kalmış ve her yeri talan etmiştir. Bunlar düşünmez, düşündürmezler. Yeni nesil de düşünmeye ve okumaya fırsat bulamaz. Öyle ise yoksa düşünen ne yarar üzülmen, hadi kaşında bari molla desinler.

3. İnsanlar çapsız olunca, düşünen insanlardan oluşmayan devlet kurumuda birşey üretemez, bir karar veremez. Birinin gelip kendine höt demesini ve dürtmesini bekler. Yukarıda sayılan çapsız insanlardan oluşan devlet kurumlarında, herkes köylüsünü tutar, köylücülük her yeri sarar, merkez bankasından tut, her kuruma kadar bu sirayet eder. Her yer bir çiftliktir. Burada düşünen insanlardan oluşan bir devlet yoktur; köyün ihtiyar heyetinden oluşan bir kahve alemi vardır. Hadi dünya devleti olalım denilir ama iş icraata gelince, sen yap, o yap derken kimin ağa kimin paşa olduğu bilinmediğinden, üstelikli liyakatlılar sindirildiğinden daha da kötüsü oralara gelemediğinden birşeycik olmaz.

4. Tek tek beş para etmeyen her kurumun birbiri ile iletişiminin olmasını beklemek abes olur. HEr bir kurum, birisinin çiftliği olunca, yani bir köy alevilerin, bir köy sünnilerin, bir diğeri solcuların, bir diğeri mülkiyelilerin, birisi bilmem ne cemaatinin, birisi şucuların, bucuların kümelendiği yerler olunca buralar köy olarak kabul edilmelidir. YAni bunlar bileşik kurumlar değilde, ayrı baş çeken baştan anlaşması mümkün olmayan beylikler gibidir. Birbirleri ile iletişimleri, ilişkileri de farklı iki memleketlinin kız alıp vermesi gibi olur. İş yapmaya çalışınca, tıpkı farklı kültürlerden kişilerin evlilik yapması gibi sorunlar ortaya çıkar ve iletişim mümkün olmaz. Ortak zemin kurulamaz. Devlette böyledir. Diğer tüm kurum, kuruluş, sendika, dernek vb. de de durum budur.

5. En önemli konu beşinci maddede. Dil. Dil olsa yine insanlar konuşa konuşa ortak bir zemine gelebilir. En nihayetinde ortak bir dili, bulan insanlar gönül birliğine ulaşır ve asgaride olsa birşeyler paylaşır. Düşmanınızla bile aynı dili konuşsanız, anlaşabilecek noktalara ulaşabilirsiniz. En azından yanlış anlamalara sebep verilmez. Ancak Türkçe diye bir dil yoktur. Türk dili katledilmiştir. Katliamın boyutları öyle faciadır ki, kişiler yaptıkları işin ne olduğunu ifade edecek kelimelerden yoksundurlar. NE yaptıklarını bilirler ama ifade edemezler. Şahit olduğum onlarca olay var. Şöyle bir örnek vererek geçiştiriyorum: ” Türkiye’nin en önemli bilgilerinden birisini üretirken, yapılan işin ne olduğu konusunda Türkçe’de sadece 2 kelime vardır. Bu konuda yapılan işi 1 kelime biraz karşılamakta diğeri ise kafa karıştıracak şekilde kullanılmak zorunda kalınmaktadır. Osmanlıcasını kullanamıyorsunuz, zira anında karşı geliniyor. Oysa işin ingilizce’de en aşağı 10 tane kelime ile karşılığı var. Ve daha fazla ek kelimeleri de kullanabiliyorlar. Yeri geldi ödünç alabiliyorlar. Zavallılığa bakın. Sonra üstdüzey bir yönetici çıkıp açıklama yapıyor ve bu iki kelime ile yapılan 10 kelimelik işi aktarmaya çalışıyor ve resmen saçmalıyor. Hiç kimse de  buna karşı çıkmıyor. Niye ? Çünkü buna karşı çıkılacak kelimeler yok. İnsanlar düşünemiyor, itiraz edemiyor. Söylediğin zaman seni gerici yapıyorlar. Gerici olmasan neye yarar. Kelimeler gitmiş. İngilizce kelimeleri yerine alsan bu sefer diğer insanlarla, bu kelimeleri bilmeyenlerle durumun farklı olacak. Yabancı kelime kullanmış olacaksın. Vakit kaybı olacak. Kelime türetsen aynı şekilde.

Özetle dilimiz katledilmiş. Geçmiş olsun. Bunun sorumlusu kim ise Türkiye’nin minik bir devlet olarak kalmasını hesap ederek bu işi yapmış. Onun için geçmiş ola. Dili olmayanın, düşüncesi yoktur, işbirliği yapacağı bir iletişim zemini yoktur, ortak bir zemin, bir iletişim havzası yok ise bir millet yoktur. Millet yoksa birşey yoktur. Türk milleti yoksa, Türkiye devleti de yoktur. Yok oğlu yoktur, efendiler. Burada yazdıklarımı anladığınızı sanmayın. Ben şu an birşeyler yazıyorum ama elimde kısıtlanmış bir dil var, düşündüklerimin kaçta kaçını size aktarabiliyorum ve siz kaçta kaçını alıyorsunuz. Zira aramızda duvarlar var efendiler. Millet yok. Size duygularımı yazi ile aktaramıyorum çünkü.

6. Türk insanın ahlak anlayışı düştüğü için önem sırasını bilemez. Yani hayatında ne değerlidir, ne önemlidir bilemediği için karar veremez. Kendine verilen önem sıralarını kabul etmek zorunda kalır. Şu an geçer akçe para olduğu için Türk insanı hayatının en önemli değerini para olarak belirler, ve en önemli değer olarak onun peşinde koşar. Peşinde koştuğu şey için herşeyi yapabilir. Bu yüzden ahlak sistemi kurabilmek için değerlendirme ve karar verebilme becerisi gerekir. Böyle insanları var mı Türkiye’nin ? Yok mu ? Yoksa boşver gitsin.

7.  Yukarıda ifade edildiği gibi karar veremeyen insanların olduğu bir ülkede, bağımsız bir düşünce dünyasının olması mümkün değil. O zaman devlet olarak birimde, bu birimi temsil eden insanlarda nasıl aktör gibi hareket etsin. Bu bir şahsiyet ve kaliteli insan meselesi.

8. Türkiye’nin TV programlarına bakın. Teknoloji ve bilgiye verilen değeri görün. En kıymetli meslek en çok para kazandıran meslektir. Okunan kitaplara bakın. Bilgili insanlara gösterilen saygıya bakın anlarsınız. Burada sahte balcılar gibi kendini bilgili gösteren insanlara karşı verilen değerden bahsetmiyorum, bilen insanı bulup anlayacak ve değer gösterecek asgari görgüden bahsediyorum. Var mı Türk insanında. Yok. Değersiz adamlara değer verenler görgüsüzdür. Görgü yoksa Türkiye de yoktur.

9. Bilgisi olan insanlar Türk piyasasında yok olur. Çünkü çakallar piyasasıdır. Var olmanız için gerekenleri daha önce yazdım. Amerika’da başarılı Türkleri bu piyasaya getirin, kurur. Niye. Çünkü piyasa siyasetten rant üstüne kuruludur. Vergi kaçır ilkesi işler. En ucuz, ucuzunda ucuzu mantığı vardır. Ticari zeka lazım .Türkiye de ticari zeka yoktur. Ticareti çakallık sananların, zavallı ülkesidir burası. Ticaret en önemli en şerefli meslek iken , bu topraklarda  en aşağı meslek sayılır, yazık olur.

10. Yukarıda da ifade ettik, bu piyasa da , bu cahil insanların olduğu yerde bilgiye değer verilmez, yetenekli insan keşfedilemez. Kaybolur gider. BU yüzden yeni icatlar ve teknoloji üstünlük olmaz. Tıpkı Osmanlı gibi yaparsın. Macar usta getirirsin. Çünkü sen elindeki ustaya kıymet vermezsin. Çünkü Senin için en önemli meslekler askerler ve şaman kültürü dolayısı ile doktorlardır. Bu meslekler önemlidir, ama bunlar diğer mesleklerle işbirliği içine girmeden üretken meslekler değildir. Katma değeri düşüktür, o yüzden böyle bir ortamda bir yol olmaz.

11. Adalet hak getire. Bu konuya girmiyorum. Türkiye’de adalet güzel bir bayan ismidir. Ne laik hukuk adam gibi uygulanır, ne şeriat olsa o uygulanır. Anadolu’da zavallı bir merhamet kültürü vardır. Hukuk alanında suçlular erkeklik öldüren bu kahredici hastalıktan yararlanırlar. Hemen insanların merhamet damarına oynayan suçlular, hiçbir ceza almazlar. Zavallı halk perişan edilir. Laik hukuk yasaları dahi uygulanmaz. Şeriat diyenleri geçin, modern hukuk uygulansa suç oranları düşer. Türkiye bu hali ile perişandır. Diğer mevzular düzelirde bu nasıl düzelir bir fikrim yok.

12. Türkiye’de ahlaksızlık her yanı sarmıştır. Kadının can güvenliğinin olmadığı bir ülkede hiçbir güvenlikten bahsedilemez. Kadınlar sokağa çıkamaz, çalışamaz. O zaman o ülkede güvenlikten bahsedilemez. Ordu kurmakta, polis barındırmakta gereksizdir, zira bu işler polisten önce eğitim konularıdır. Eğitimler, dinle, ahlakla, örnek modellerle insanca bir yaşayış tarzı bir halka benimsetilemiyorsa oradan birşey beklenemez.

13. Adil Vergi Düzeni LAzım. Ancak Türk Parlamentosunun çoğunluğunu Avukatlar, doktorlar, zengin sermaye kesimi oluşturur. Bunlar vergiyi hiç vermezler. Gelir vergisi istemezler. Bu yüzden bunlardan vergi alınamaz. Devlette dolaylı vergilere yüklenir. Olan zavallı işçi, memur ve küçük esnafa olur. Maliye Bakanları sadece birer göstermelik insan olur ve he hım der. Güzel laflarla insanları oyalar. Adil Vergi sistemi kurulmadıktan sonra büyük devlet olunmaz.

14. Bir ülkenin büyük devlet olabilmesi için Dünyanın hiçbir büyük devletinde olmayan bir gücü olmalı. Tabi bu gücü diğer nitelikleri ile harman olabilmeli. Yani bizim dezavantajımız olan merhametli olmamız, bu konuda bir avantajdır. Yine bu avantajın işe yarayabilmesi için milletin yardım edecek para gücünün olması lazım. Yine bu para gücünü aktarabilecek örgütlerinin olması lazım. Ancak maalesef örgütlerimiz tekliyor. Nerede çakal, hırsız var ise bu yardım kuruluşlarımıza sızıyor ve çalma çırpmaya uğraşıyor. Bunları asmayan sisteme ne diyelim. O açıdan bu kıymetimiz de boşa gidiyor. Başka türlü bir güç geliştirmek ise nasıl mümkün olur kafa yormak lazım. MEsela araba üretmek stratejik bir hedeftir. Bu size çelik işleme gücü, motor, uçak üretme gücü gibi yeni kapılar açar. Bu işin piri Almanlardan ve bu onları diğerlerinden üstün, daha doğrusu önde yapar. Biz araba üreteceğiz ? Ama nasıl. Kafa yormadan olur mu bu iş? Ey devlet büyükleri bu iş harala gürele olmaz. Düşünerek bunun bize ne katacağını hesaplayarak iş yapmalı. Araba üretmek artık tek başına bir stratejik hedef olamaz. Zira bunda önde olan ülkeler vardır. Şayet bu bir basamak ise, daha sonra ne yapılacak. Robot teknolojisi mi geliştireceğiz, çelik sanayimiz mi ilerleyecek, yeni teknolojiler mi geliştireceğiz, elektirikli araçta mı ilerleyeceğiz, pil mi üreteceğiz. Bu soruları soranlar nerede ? Hani TV’ler arkadaş. NErede o entellektüeller. NErede Boğaziçi İşletme, Odtü işletme, itü işletme mühendisliği, sizler arabanın hangi segmentte üretileceği hakkında bir fikir beyan etmez misiniz ? Bu adamlar niye konuşmuyor. İdare de kendine baksın, buralarda ki hocalarda öğrenciler de .Türkiye’nin üniversiteleri bir kendilerine baksın. Ara ara çıkan mücitler bile aslan gibi bir ruh taşıyor, siz birşey taşımıyorsunuz. İşte bu yüzden Türkiye büyük devlet olamaz.

15. İşte liyakatlı insanlar, ruh taşıyan insanlar bir yerlerde olmadığı için sistem böyle. Dil olmadığı için, düşünen insanlar yok. İnsanların değer sistemi çökmüş, niye düşünüp kuramıyor. Vaktinde olanı yok saymışlar. Yenisi ortaya koyulmamış. Dil olmayınca ortak akıl kurulamadığı için yenisi ortaya çıkarılamamış. Herkes atomize olmuş ve yalnızlaşmış. En nihayetinde herkes babil kulesinde gibi kendi dilini konuşur olmuş. Verilen değerler kabul edilir olmuş. Normal vatandaş, parayı bir numaralı kıymet saymış. Düşünce ölmüş. Değerli insanlar anlaşılmaz olmuş. Cahiller arasındaki alime acırım durumuna düşmüş, hakiki aydınlar. Bilen insanlar. Liyakat boş bir söz olmuş. Dayılar, emmiler, aynı mezheptekiler, aynı cemaattekiler, aynı köylüler, aynı okullular her yanı sarmış. Örgütler kokmuş, çürümüş.

Sonra anlı şanlı liderler çıkmış, ve Türkiye dünya devleti olacak demiş.

Nasıl olacak?

Hadi değiştirin bir şeyleri. Sınavların sayısını bire çıkar, ikiye indirle olmaz bu. MEsele zihniyet meselesi, insan meselesi. Vah bize ki bu vaziyetin içinde doğduk ta elimizden birşey gelmiyor. Yine de Allah’tan umut kesilmez diyelim, ve bitirelim.

Saygılar.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s