Düşünce Sistemlerinin Tanınması / Düşünmeyi Öğrenmek 101 – Ders:6


Her insanın kendine göre geliştirdiği bir düşünce dünyası ve düşünce sistematiği vardır. Modern insanlar maalesef sistemsiz kaldığı için elindeki kıt matematik bilgisi ile taklitle yaşamını idame ettirmektedir. Bu çağda beklentiler para endeksli olduğu için, insanların pekte bir düşünce sistemi geliştirmeye ihtiyaçları olmamaktadır. İnsanları bu durumdan sistemsiz ve rastgele hareket edebilmektedir. Diplomalar basit sınav sistemleri ile dağıtıldığı için üniversite mezunlarının bile bir düşünce sistematiği geliştirmeye fırsatları olmamaktadır. Oysa düşünce sistematiği, bir hocanın bir öğrenciye fiili olarak, konuşarak aktarılabilecek bir metoddur.

Çağımızda fabrikasyon eğitim sonucu maalesef çocuklar,gençler, test sistemlerininde etkisi ile bir düşünce metodları olmadan mezun olmaktalar. Zeka seviyeside düşük ise ortalık okumuş cahillerden geçilmemektedir. Bu sistemsizliğin temelleri ta Descartes’ın mantığı sadeleştirip, modern matematiği  kurmasına kadar gider. Bununla ilgili bir yazı yazacağımı belirtmiştim, ancak henüz yazamadım. Ama özetle Descartes mantığı gelişimi hızlandırmış, ancak düşünceyi boğmuştur.

Bugünkü dersimizde bir Vaka Analizi (Case Study) yapacağız.  Bu röportajdan dikkatimi bu nokta çekti. Burada röportaja takılmayın sadece burada bir müzakere yürütülürken, şahsın karşısındaki kişinin düşünce sistemini analiz etmesine bakın. Bu analiz doğru veyahut yanlış olabilir ancak burada  doğru olan nokta insanların kendilerine göre bir düşünce sistematiği geliştirmiş olmalarıdır. Burada bir Siyasi Liderin, başarılı bir hatip olan Necmettin Erbakan’ın düşünce sistematiğinin analiz edilmiş olması ilginçtir.

Çiller’in Başdanışmanı Hüseyin Kocabıyık anlatıyor. DYP ile Refah Partisi bir koalisyon kurmak için müzakere ediyorlar. İş İçişleri Bakanlığının paylaşılması konusunda tıkanıyor : 

……

Çiller için de İçişleri Bakanlığı vazgeçilmezdi herhalde, böyle kesin bir direktif verdiğine göre?

Tabi, ertesi gün bozuluyordu zaten, zor toparlandı işler. Sonunda Hoca olmaz dedi, ben de sinirlendim. Hocanın bir ikna etme mantığı vardı, ben bunu çözen nadir insanlardan biriyim. Hoca çok iyi bir motor mühendisiydi. Siyasi bir meseleyi de motor gibi düşünüyor, bütün mekanizmayı öyle kuruyordu. Karşısındaki insana motoru yani siyasi mevzuyu anlatıyordu. Motoru, parçalara ayırıyor sonra o parçaları tek tek anlatıyordu ve sonra tek tek birleştiriyordu. Bu arada karşısındaki de perişan ve kafası karmakarışık halde ‘haklısınız Hocam’ diyordu. Ben bunu çözdüğüm için Hoca bana motor parçalarını anlatırken “işte bak bu su motoru” falan derken ben de diyordum ki “hayır Hocam, o Mercedes motorunun parçası”. Bu sefer Hoca’nın kafası karışıyordu. Böylece Hocayı müzakerede kontrol etme imkanı bulmuştum.

Kaynak: Memurlar.net. Çok merak ediyorsanız bir cümleyi kopyalayıp google’layın.

….

Google’dan, Youtube’dan, her neyse bir yerlerden Hoca ile yapılan bir röportajı bulun, olayları nasıl aktardığını inceleyin. Fırsat bulursam buraya eklerim.

Yukarıdakine benzer bir anlatımı vardı Rahmetlinin.

Her kişinin bir düşünce tarzı vardır.  Bu düşünce sistematiğini kurabilmiş nadir insanlar vardır. Doğru dürüst birşeyler aktaran insanların genelde bir düşünce sistematikleri vardır.

Düşünce sistematiği, kişinin yaptığı meslekten, okuduğu kitaplardan, büyüklerinden, çevresinden, konuştuğu dilden, dinlediği müziklerden, hayatta karşılaştığı olaylardan etkilenerek oluşur. Kişinin ruhu yapısı, mizacıyla da harmanlanır.

Modern eğitim düzeninde bir eğitim sistematiği oluşmaz. Kişilerin düşünce sistemi tesadüfen oluşur.

İnsanların düşünce sistemi bu modern düzende sadece sahip oldukları meslekle oluşur. Yani mühendislik mezunlarının büyük kısmı meslekleri ile beraber bir düşünce sistemi geliştirirler. Tabi her mühendis aynı şekilde düşünmez. Bir makine mühendisi ile bir bilgisayar mühendisinin düşünce yapısıda farklı gelişir. Bilgisayar mühendisleri doğru yanlış ekseninde, if klausları kullanarak bir düşünce sistemi geliştirirler. Bu kişiler mantık ilmi ile elde edilen bilgiye yakındırlar. Ancak bu işi mantık olarak almadıkları için duygusal dünya ile bağlantı kuramamaktadırlar. Makine mühendisleri ise, daha dinamik bir bakış açısı ile sebep sonuç ilişkisi içerisinde, parça bütünle düşünebilmektedirler. Parçadan bütüne ve bütünden parçaya gidebilmektedirler. Tabi tüm mühendisler değil. Yüzde 3’lük zekiler grubunda olanların yine belli bir kısmı.

Yine doktorların kendine has düşünme sistemleri vardır. Olaylara çabuk teşhis koyma mantığı içindedirler. Hızlı değerlendirip, teşhis koymak ve tedaviye başlamak isterler. Tabi bu her zaman doğrudur demiyorum, bir önyargı genellemeye ulaşmak ve ulaştırmak istemiyorum. Daha farklı da olabilir, doktorlar birbirini daha iyi tanır. Ancak belli bir sistematik oturmuştur. Kendi gözlemim şudur ki, doktorlar, eldeki bilgileri ile her hastalığın yakınlarında olma ihtimali için de olurlar, böylece şüpheci ve endişeli olabiliyorlar. Mesleğin hayatın diğer alanlarına etkisi yadsınamaz.

Yine Askerler, olayları dost düşman ekseni içinde değerlendirebilmektedirler. Üst düzey komutanlar, emir demir mantığı içinde her şeyin emir verilerek hemen çözüleceğini düşünmektedirler. Bu durumun sivil hayatta da mümkün olacağı mantığındadırlar. Elinde çekiç olanın herşeyi çivi görmesi gibi, kuvvetle düşmanı telef etme mantığı hayatın her anında doğru olmamaktadır.

Okumayan ümmi insanlar ise hayatın içinden gözlemleri ile bir düşünce sistematiği geliştirirler.

İktisat mezunları farklı bir düşünce sistematiği geliştirirler. Onlar kesin yargılara varmaktan kaçınırlar. Çünkü pekçok teoriyi aynı anda görürler ve çok yönlü düşündükleri için kesin yargılara varmaktan kaçınırlar.

İşte hayatın her alanında bu düşünce yapılarını teşhis etmek ve problemleri, elimizdeki sistemlerle metodlu analiz etmeliyiz. Her olaya özgü bir düşünce sistemi vardır.

Ancak insanlar, tek bir düşünce sistematiğini kaldırmaya meyillidir. Yani herkesten her sistematiğe hakim olmasını beklemek süpermenliktir. Burada istenen, insanların düşünce sistemlerin varlığından haberdar olmalırıdır. Kendi düşünce sisteminin farkında olan insan, diğer insanları sistemlerine saygı duyar.

Düşünce sistemleri sadece mesleklerle de şekillenmez. Sınıflar, para, meslek, yaş, cinsiyet, mizaç vb. herşeyle şekillenmektedir.

Bizim maksadımız kendi düşünce sistemimizi tanımak ve geliştirmektir. Bu yüzden yukarıdaki case study gibi liderlerin düşünce sistemlerini, Peygamberlerin düşünce yapılarını anlamamız gerekmektedir.

 

 

One response to “Düşünce Sistemlerinin Tanınması / Düşünmeyi Öğrenmek 101 – Ders:6

  1. Pingback: DÜŞÜNMEYİ ÖĞRENME 101- Dersleri | yesileldiven·

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s