TÜRK DİNİNİN SOSYOLOJİK İMKANI-Kitap Özeti


KİTAP NO: 182
İSMİ: TÜRK DİNİNİN SOSYOLOJİK İMKANI
YAZARIN ADI: YASİN AKTAY
TARİH, YER :
OKUNDUĞU TARİH: 11/12/2002
YAYINEVİ: İLETİŞİM YAYINLARI

KONU:
ODTÜ SOSYOLOJİ MEZUNU SİİRT DOĞUMLU, 1970.

Aleviler köyde( kırsalda) yaşıyor, şehre gelince hızla modernizme uyuyor. Şu an yaşanmıyor alevilik, sadece ideolojik veya eski alışkanlıklarla savunuyorlar. Antagonizm ile var olmaya çalışıyor, karşıdakini kötülüyor, sürekli zulüm görmüş havası yaratıyorlar. Osmanlı bunlara biraz iyi davranmış, bunlar asıl ekonomik sebepler ile onunla çarpışmışlar. Göçebe kültürden geliyorlar ve yerleşik hayata geçmek istememişler. Şah ismail ise onları kullanmaya çalışmış, kızılbaş ajanlarını yollamış. Osmanlı vatan haini gördüğü için alevileri hep dikkatli olmaya çalışmış. Cumhuriyet ile birlikte kurucular arasında yer almışlar, kurtuluş savaşı ve Atatürk çevresini efsaneletişmiş onlara inanır olmuşlar, pek çok hakları da cumhuriyet ile ellerinden alınmış ama yinede hep bu tarafta yer almışlar. Dedeler kültü var, muhtarlık gelince dedenin özelliklerini almış ve dede angarya olmuş, onlarda şehre göç etmiş. Sünniler içinse muhtarlık çok farklı bir şey değil. Osmanlı teşvik etmiş kırsal inancı, ama sünnilik şehirli bir din olmaya kitaba dayanıyor. Alevilik sözlü, ve bir iktidarın ideolojisinde yoğrulmaya müsait. ( Heterodoksi-alevilik) Aleviler modernite karşısında söylem geliştirmek istiyorlar son yıllarda ve yayınlarında büyük bir patlama oldu. Cezayirli düşünür Muhammed Arkoun elitlerin düşünce yapısında. Cezayir’de islamı ehlileştirmek için berberileri kullanmayı öneriyor. Berberiler Cezayir alevisi. Heterodoksi.

Aleviler kabuklarında yaşıyor ve dinlerini başkalarına ( aktarmıyor herhalde, not alırken boş geçmişiz.).
Jacques Derrida’nın differance kavramı ile özdeş bu adamın düşüncesi.:

Difference:
Tahakküm doğuracak her çeşit söz merkezciliğinin kurulmasını imkansız kılan bir kavramsalllaştırma olup, kurulu her çeşit anlam hiyerarşisinin kurulduğu tarz üzere kendisine atfedilen ve kendisini meşrulaştıran anlamdan yoksun olduklarını ispatlamaya çalışır.

– Protestanlık ve kapitalizm bir arada gitti, ama bu aslında bir tesadüf diyor yazar. Protestanlık bir öze dönüş çağrısı ama zamanla her kafadan bir ses çıkıyor, herkes kendi dinini yaşıyor ve bir süre sonra sekülerleşiyor insanlar.

– -Yahudiler cumartesi günü çalışmama buyruğuna karşın Cuma günü ağı seriyor, Pazar günü topluyor, dünya işleri için bir din içtihadı yaratıyorlar.

– Siyasal islam ile Yaşar Nuri Öztürk birbirine yakın görüşte ama biri teslimiyetçi. Tekke ve zaviyelere yaklaşımı aynı.

– Giddens ve Beck modernite üzerine ( postmodernite görüşleri ).

– Din şuraları oluyor Türkiye’de, bu biraz iyi bir şey. İslam ulemasının vekaletini üstleniyor, aydınlar. Liseli gençler islam konusunda çok bilgili.

– İlahiyat kurumlarının 1924-1933 dönemi çok parlak değil, bir tane dini reformizasyonu savunuyordu. Tuhaf bir konumda, laik bir kurumda, dini meseleleri tartışıyor. Dini konular şuralarda tartışılırken ideolojik, otorite taraftarları hür fikirlerini söylüyor, ilim erbabı ise tedbirli, çekingen görüşler bildiriyor.

– Yahudi ve kalvanist işi bağımlı insanın birikimi ile şu an kapitalist mafya, kaçakçılık yolu ile elde ettikleri servet karşılaştırılamaz.

Ali Bulaç yönetiminde bilgi ve hikmet. M.Arkoun “ İslami Aklın Eleştirisi” Kuran okumaları.

Tanıl Bora Türk Sağının üç hali: Milliyetçilik, Muhafazakarlık, İslamcılık 1998

Ruşen Çakır “ Devlet İslamı İstiyor: Değişim Dayatmacılarının Amacı” Birikim Sayı: 55 Kasım 1993.

Reha Çamuroğlu, onlar ve biz mantığı üzerine yazı yazıyor. Zamanlaması yanlıştı Abant toplantılarının.

– Foucault’ın iktidar tanımına göre hizaya getirme( discipline) var. “ Hiçbir şeyi dışlamayan, herşeyi içine alacak şekilde genişlemiş iktidar ( 1977).

– Moderniteye karşı İslamın duruşu konusu yeni başlıyor.

– Habermas postmetphysical Thinking ( 1992) 4 büyük felsefi akımın analitik felsefe, fenomenoloji, Batılı Markism ve yapısalcılık.

– Aleviler Sünniler ile diyalog denince hemen Mevlana, Yunus Emere, Hallac-ı Mansur, geliyor akla. Ahmet Yesevi

– Asıl imamlar hiç dillendirilmiyor. Oysa alevilikçe kutsal addedilenler sünnilerce de kutsal kabul ediliyor. Hiç kimse kendini sünni olarak tanımlamıyor ve buna ihtiyaç bile duymuyor.

Durkheim Önemli: Şehre gelenler kendi değerlerinin şehirde hiçbir anlamının olmadığını görünce çatışma yaşıyor.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s