Felsefi Hermenötik ve Yazarın Niyeti –Gadamer versus Hirsch- Kitap Notları


KİTAP NO: 0233
İSMİ: Felsefi Hermenötik ve Yazarın Niyeti –Gadamer versus Hirsch-
YAZARIN ADI: BURHANETTİN TATAR
TARİH, YER : Aralık 1999, Ankara.
OKUNDUĞU TARİH:  Nisan 2012
YAYINEVİ: Vadi Yayınları

KONU:

Bir tez çalışmasında Anlam ve yazarın niyetinin aktarımı ile ilgili bilgi edebilmek için bu kitabı okumaya karar verdim. Kitabın ince olması, karşılaştırmalı bir biçimde genel hermenötik konularını incelemesi kitabı seçmeme neden oldu.  Bu konuların tezimde kullanılmasına gerek kalmayınca kitabı bitirmedim. Ancak bitirdiğim kısımların notlarına yer veriyorum. Ancak kitap hermenötik hakkında genel bilgiler elde etmeye yarıyor. Yalnız bu konu hakkında tam bir bilgim olmadığı için aldığım notların sağlıklı olduğunu ve tam doğruyu anladığımı söyleyemem. Yine de paylaşıyorum. Kitap hermenötik ( hermeneutik), anlam bilim üzerine genel görüşler elde etmek ve bu konuya başlamak için yararlı olabilir. Her zaman ana kaynaklara gitmeyi tercih ederim. Yani doğrudan Gadamer’in veya Hirsch’in kitabını okuyup daha sonra bu kitabı okumayı tercih ederdim, böylesinin de yararlı olacağına da doğrudur. Ancak bu seferlik böyle oldu yine de kitabın faydalı olduğunu söyleyebiliriz.

Yazar Burhanettin Tatar, 19 Mayıs Üniversitesi ilahiyet mezunu olup yüksek lisansını bu üniversitede tamamlamış ve bu fakülte de araştırma görevlisi olmuştur. Yazarın kitabı Amerika’da Amerikan Katolik üniversitesinde yaptığı doktora tezinin Türkçe basılmış halidir. Tezin orjinal adı “Interpretation and The Problem of Authorial Intention.

  1. Niyetselciler, yazarın niyetini ( ufku) doğru yorumun yegane temeli olarak almaktadırlar.

–           Perspektifcilerden farklı olarak, niyetselciler, yorumcunun, başkasının bakış açısını takınmasının mümkün olduğunu iddia ederler.

  1. Gadamer’e göre, konu ile dilin birliği ifşa olarak hakikatın merkezidir.
  2. Gadamer, metnin varlığını yazarın niyeti ile sınırlamaya karşı çıkıyor.
  3. Burhanettin Tatar, metnin özdeşliği, geçmiş ve şimdi arasındaki daimi dialogda aranmalıdır, demektedir.
  4. Nesnellik adına, metin tarih-üstü ve tarihsel olmak üzere bölündüğünde mutlakçılığa ya da radikal göreceliğe düşmek kaçınılmaz olur.
  5. ? O’na göre, anlamın öncelikli işlemi yazarın niyetine değil, fakat dil içinde ortaya çıkan konu ( Sache ) ile ilgili bir hakikate işaret etmektedir.

–           Niyetselciler, bireyselliğe önem veriyor

  1. Metnin özdeşliğini tek bir yorumlayıcı bağlama indirgediği iddiası kabul edilemez.
  2. Metnin özdeşliğinin geçmiş ve şimdi arasındaki birliğin sürekliliğinde baulunduğu anlamına gelir.
  3. 1. Bölüm

Yorumda görecelik ve nesnellik sorununu anlatıyor.

Gadamer’in kitabı Hakikat ve Yöntem ( okunabilir)

Descartes ve yöntemcilere eleştirisini aktarıyor.

  1. – Gadamer’e göre hakikat yöntemle kendini ifşa edemez.

–           Niyetselciler, nesnelliği korumaya çalıştıkça, özneyi anlamıyor ve nüfus edemiyor.

+ Gadamer; metnin orjinal anlamının ( yazarın niyeti ) yeniden üretmenin imkanını reddetmesi ve böylece “yazar”ı yorumun geçerliliğinin kriteri olmaktan çıkarması, Hirsch’in nazarında, anlamın özdeşliğini ve yorumun geçerliliğini gösterecek yegane güçlü normu reddetmektedir.

Gadamer: Anlama anlaşılan şeyin varlığına dairdir.

  1. 2. Bölüm’de Anlamın Yazarın Niyeti ile özdeşleştirilmesi Sorunu.
  2. Gadamer’in Anlamın Yazarın Niyeti ile özdeşleştirilmesini Reddi.

Gadamer : Sadece ara sıra değil fakat daima metnin anlamı yazarını [ Niyetini] aşar.”

  1. Anlamın saf idealliği.

… Yazarın kastetmiş olabileceği şeyleri aşarak, yan anlamlar ilişkisine sahip olacak tarzda özgürlük kazanır.”

                        Gadamer: Sözlü konuşmada dier dinleyen “diğer şahsın niyetini anlamak zorundadır.”

Yazar, mons auctories sorunu, sabit yazılı metinler söz konusu olduğunda hermanötiğin alnına girmektedir.

  1. 3. Bölüm Metnin Özdeşliği Sorunu
  2. 4. Bölüm Hakikat Sorunu

Son bölümleri henüz okumadım. Okuduğum kadarı ile her ne kadar Gadamer’in fikirleri mantıklı gibi dursa da Hirsch daha mantıklı gelmekteydi. Yine de konu hakkında genel bir bilgim olmadığı için kesin bir yargıya varamam.

-Sache: Konuşanlar arasında ortak zemin olan konu ( sache.).

  1. Direk sonucu okudum: Burhanettin Tatar: Tatar, yorumda yöntemin yeri konusundaki tartışmalara dikkatleri çektiğini belirtmektedir. Gadamer, metin ve yorumcu arasında bir mesafe söz konusu olduğunda yazarın niyetini ortaya çıkarmak için farklı yöntemlere başvurulmalıdır sonucuna ulaştığını yazmaktadır. … Anlamın yorumdan bağımsız bir varlığı yoktur…O varlığını ancak yorumlar aracılığı ile tezahür ettirebilir…Yorumun amacı geçmiş ( yazılı ) bir metne karşılıklı konuşma ile orjinal işlevini yeniden kazandırmaktır. … Yorum geçmiş ve şimdi arasında yaşayan bir karşılıklı konuşmadır.

Tatar, Gadamer’den yana ağırlığını koymaktadır ve Hirsch ve Betti’nin niyetselci yorum yönetmlerinin yukarıda ifade edilen bu görevi yerine getiremeyeceklerini gösterdikleriğini ifade etmektedir. Tatar, onların ( Hirsch ve Betti’nin) fikrine dayalı nesnel yorum iddiaları özne ( yorumcu) ve nesne (anlam) arasında bir yabancılaşmayı gerektirmektedir… Anlamın metnin içine işlediğini görememektedirler… Hirsch’in çelişkisini ortaya çıkardığını iddia etmektedir.

Geçmiş ve şimdi arasındaki birlik daima kendi içinde farklılaşır… her yorum daha sonraki yorumlar için ön-kavram görevini görür.

Gadamer’in hermenötiinde geçmiş ve şimdi arasındaki daimi diyalog soru ve cevap diyalektii şeklinde tezahür eder. … metnin varlığı asla tamamen ifşa olmaz… soru ve cevabın karşılıklı olarak birbirini gerektirmesi… Aralarındaki ilişki daimi bir süreç.

  1. Tatar, Knapp, Micheals, Juhl, Beardsley, Wimsatt, Margolis’in görüşlerine değinmektedir.

Not: Genel olarak kitap Gadamer’i ve niyetsellik ile ilgili Felsefi sorunların farkına varmak için yararlı bir eser, Burhanettin Tatar’ın emeğine sağlık.

                        Kitabın Düşündürdükleri:

Bu kitabı okuyunca aklıma şu düşünceler geldi. Eğer bir anlam var ise bu araçlarla iletilir. Anlam iki kişiyi gerektirir. Anlam ister yazı, ister söz, ister işaretle, ister susarak olsun bir kişiden diğerine iletilir. Demekki mesajı iletenin mesajı alana iletmek istediği bir anlam vardır. Bu noktada vasıtadan bağımsız olarak yazarın anlamı mesajı alana iletebilmesi bir beceri eseridir.

Yazarın niyetinin bir kişiye doğru olarak iletilebilmesi bir araçlarla iki mesajı alanın irfanı ve niteliği ile ilgilidir.

 Bir mesaj ne için gönderilir.

Mesajı verenin mesajı alanda bir düşünceyi ve bu düşünceye bağlı davranışı ortaya çıkmasını istemesidir.

Mesaj istenen davranışa yol açıyorsa başarılı olarak ulaşmıştır.

Bu yüzden mükemmel bir mesaj iletimi mesajı verenin becerisi ile orantılıdır.

Yani mesajı veren, mesaja aracılık eden ve mesajı alanların nitelik ve hiyerarşik gruplaması yapılabilir.

Mesajı Veren: Mükemmel Mesaj verenden, niyet ettiğinin dışında mesaj veren, ne mesaj verdiğini bilmeyen, şuursuz ileti gönderen, hiçbir mesaj vermeyen ve mesajı çarpıtan olarak genel olarak sıralanabilir.

Mesaja aracılık eden araçlar mükemmellik sırasına göre: Yüzyüze, gönül gönüle, sezgisel karşılıklı, Yazı ile, işaretle beden dili, konuşma ile, dinleyerek, gözle, sessizlikle olarak sınıflanabilir.

Mesajı alan ise: Söyleneni mükemmel anlayan, Arif olan, hisseden, düşünerek anlayan, biraz anlayan, yanlış anlayan, hiçbirşey anlamayan, doğrudan yapan, çarpıtan olarak kısaca sınıflanabilir.

Bir metnin anlam ifade edilebilmesi için mesajı alanla verenin ortak bir dil konuşması yanında, kendilerine ve mesajı verene bir güven duygusu içinde olmaları ve karşılıklı inanmaları gerekir. Yani mesajın bir anlam olduğuna olan inanç. Mesajı verene olan inanç. Mesajı alana mesaj veren tarafından duyulan inanç.

Öyle ise bir metin analizi olan hermenötik konusuna dönersek özelde Kur’an ve İncil’in mesajının metinler aracılığı ile doğru anlaşılması amacı ile incelersek şu sonuçlara ulaşabiliriz.

Eğer bir metni analiz ediyorsak, bu mesajın kimden geldiğine dair inanca göre metnin anlamıda değişir. Yani İncil metni, inanan kişi ile inanmayan kişiye farklı konuşur. Çünkü, mesajı alan kişi mesajı verene bir hiyerarşik statü yükler. Mesajı verene olan güven hissi ve miktarı mesajın anlamını ortaya koyar. Zira mesaj verenin mükemmel olduğuna yönelik bir inanç yok ise mesajdan istenen anlam elde edilemez. Mesajın istedikleri yerine gelmeyince mesajın başarı ile ulaştığı söylenemez.

 Mesajın başarısı nedir ?

Mesajın başarısı, mesaj veren niyetin saf olarak mesaj alana ulaşması ve mesajı alanda istenen bilginin yerleşmesidir. Bu bilgi yerleşip bir davranış, duygu veya düşünceye yol açmış ise mesaj başarılıdır. Her mesajın anlamı onun ürettiği sonuçla ifade edilir. Eğer ki Mükemmel bir varlık bir mesaj iletiyor ise mesaj hangi zaman ve mekanda alınmış olursa olsun, mesajın kişiye nerede nasıl ulaşacağı mükemmel mesaj veren tarafından bilinir. Mesajı alanın ne düşüneceği mükemmel mesaj veren tarafından anlaşılır. Bu kişide oluşacak duygu, düşünce ve fikir bilinir. Ezelden tahmin edilir. Bu anda mesajı alanın düşündüğü, duyduğu anladığı şey gerçektir, ve mesajı verenin niyetidir. Zira mesajı alanın ne yapacağını ancak Mükemmel mesaj veren bilebilir. Öyle ise mesajın nasıl bir hiyerarşik güce sahip olan tarafından verildiğinin bilinmesi çok önemlidir. Zira bu İncil’in veyahut Kur’an’ın bozulmuş olup olmadığı sorusunun sebebidir. Eğer bu kitaplara kesin inançla inanılabiliniyorsa yani Mükemmel Mesaj veren tarafından geldiğine inanç ve güven tam ise, hissedilen, duyulan ve düşünülende kesin doğrudur. İşte yeryüzünde vuku bulan bu mesaj paylaşımı, yazarın niyetselliği ve mesajı alanın anlamı kavraması sorunlarını ortadan kaldırır. O anda mesaj verenin düşünceleri mesaj alanda tam vuku bulur. Bu mükemmel iletişim anının gerçekleşebilmesi ise mesaj alanın irfanı, anlayışı ve inancı ile doğrudan orantılıdır. Mesajı en doğru ve tam anlayan en mükemmel insandır. Bu mükemmel insandan başlayarak insanlar bir hiyerarşi içinde sıralanır. İnsandan sonra diğer varlıklara geçilir. Hatta nesnelere, maddelere, atom altına. Bir mitokondri beyni olmadan, hiçbir mekanizması olmadan hücrenin içinde nerede, ne zaman, nasıl vazife yapacağını bilir. Burada Mükemmel varlık ile bilinmeyen bir şekilde iletişim içinde olan varlık istenen vazifeyi yerine getirince mükemmel bir iletişim kurulur. ( Bence bu durum ibadet olur.) Ancak bu noktada mesajı alan yalnız bir iletişim aracı ile bağlı olduğu için hiyerarşi de insandan aşağı kalır ancak mesaja uyduğu için mesajlara karşı çıkan insanlardan üstün olur. Mesaja uyan bir insanın, mesaja uyan bir mitokondriden daha üstün olmasının sebebi, insanın mesajı verenle pekçok vasıta ile iletişim halinde olması ve olaylara çok yönlü yaklaşabilmesidir. Aldığı mesajın aksine hareket edebilme yetkisi onu bir zor sınav içinde, zor bir emaneti taşıma görevi ile yükümlü kılar. Bu durum mesajı uyguladığı zaman onu diğer varlıklardan üstün kılar.

Özetle

Anlam, yazarın kim olduğu ile ilgili inançta gizlidir. Anlam bir inanç meselesidir. Değerli olduğuna inanılan insanın söylediği sözle, değersiz olduğuna inanılan bir insanın söylediği aynı sözün mesajı alan bir insanda oluşturacağı anlamlar farklıdır. Yazarın niyeti farklı anlaşılır. Öyleyse okunulan herhangi bir metnin anlamı o metnin sahibine olan inançta gizlidir.

Saygılar. MA

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s