Ebruli Külah – Kitap Notları- Şerhler


KİTAP NO: 0235
İSMİ: Ebruli Külah – Şairin Devriye Nöbeti 4
YAZARIN ADI: İsmet Özel Hazırlayan: Ercan Yıldırım
TARİH, YER :  Kasım 2009, Şehri yazmamışlar
OKUNDUĞU TARİH:  Ocak 2010
YAYINEVİ: Şule Yayınları

KONU:

Yazarın Değerlendirilmesi

Kitap İsmet Özel’in yazılarından oluşuyor. İsmet Özel’in okuduğum iki kitabından birisi. Tüm kitaplarını okumadığım için düşünce dünyası ile ilgili tam yargılara ulaşamayacağım. Ancak  okuduğum kitaplarından olumlu bir izlenim edindim. Özellikleri yazıları için seçtiği başlıklar vurucu. Özenle seçildiği anlaşılıyor. Düşünülerek ve bir kuyumcu titizliği ile seçilmiş. Sadece başlıkları okuyarak bir şey öğrenebileceğiniz bir yazar var ise İsmet Özel olmalı. Daha önce bu işi güzel yapanları gördüm, ancak özelin tarzı çok başarılı. Bazen bir başlıkla zaten ana fikri veriyor. Mesela “Sovyet Hanedanı” başlığı her şeyi anlatıyor, yazıyı okumaya gerek var mı. Mesela “Sese Kulak” gibi.

İsmet Özel, güzel tesbitlerde bulunuyor. Genelde düşüncelerini bir cümlede, bir kelime de verebiliyor. Yazıları sanki fikrin etrafında toplanmış kelimeler gibi. Daha güzel bir ifadeyle bir çiçeğin etrafına toplanmış yapraklar, dallar gibi. Bu yazı ağacını, bitkisini oluşturuyor. Tabi ağaç meyve için şart. Ancak sanki meyve merkezde parlayan bir yıldız gibi duruyor.

İsmet Özel’e katılmadığım noktalar yok mu. Çok. Yalnız bunları aktarmanın lüzum yok. Çok yerlerde şerh düştüğüm oluyor. Ancak Özel, zaten fikir dünyasını açmış bir insan böyle olunca bir insan düşüncelerini tüm çıplaklığı ile okura sununca, bir insan olduğu için hatalara, tutarsızlıklara düşüyor. Ancak biz genele bakmalıyız. Fikirlerini düşüncelerini bu perspektiften değerlendirmeliyiz. Genel tutarlılık ve bir düşünce sistemi olan Özel  için kötü bir düşünce insanı denilemez. Bunu diyebilmek için sen kimsin sorusuna cevap verebilmek lazım. Bu açıdan Özel, çoğu yönü ile kaliteli bir düşünce insanıdır. Buna iki kitapla ulaşmış olmam her ne kadar ayıp gibi görünse de bazen bir gülü koklayıp güller hakkında genel bir kanaat edinilebilir. Yine de tüm kitaplarını okuma fırsatım olursa daha geniş bir değerlendirme yaparım.

Kitabın Değerlendirilmesi

Kitap İsmet Özel’in Yeni Devir gazetesindeki yazılarında oluşturulmuş. 28.08.1981’de, Yeni Devir’deki Dalkavuk isimli yazısıyla başlayıp 30.07.1982’de  Bu sözlere aklınız yatmazla bitiyor. Önsöz’e Türk Lokumu sözü ile kime ne söylendiğini  sorarak başlıyor. 2009 tarihli önsözünde Özel, yeni söylemi olan şu ifadeyi kullanıyor: “…Türk olmak, kafirle çatışmayı göze alan Müslüman olmak, demektir.” diyor. Genel olarak güzel yazılar var. Sovyetler ve ABD’nin durumu değerlendirilmiş. Müslümanların durumu tutumu, Türklerin genel olarak hali aktarılmış. Türkiye meseleleri ile ilgili günlük yazılar var. Ancak yazılar günlük olmakla beraber belli bir seviyenin üstünde ve memleketin sorunlarına yönelik tutarlı fikirler içeren makaleler. Kitabın indeksi incelendiğinde eserde en çok geçen kavramların Abd, Avrupa, Batı, Müslüman, Türkiye olduğu görülebiliyor. Buna bakarak kitabın Türkiye’li bir müslümanın Batı ve Avrupa’ya karşı duruşu ile ilgili olduğu söylenebilir. Bu kavramlardan sonra en çok Yazar, Türkçe, Yahudi, İsrail, Türk, Sscb, Modern, Batılı, Amerika ve Allah konuları geçiyor. Bu kavramların kullanımına bakarak Özelin yukarıdaki anafikir etrafında konuları SSCB- Amerika eksenindeki bir dünyada yaşayan  modern Türklerin Allah inançlarının İsrail ve Yahudilerle ilişkileriyle nasıl şekillendiği konusunu işlediği sonucuna varabiliriz.

Özel’e çalışmalarında başarılar diliyor, bu eseri derleyen Ercan Yıldırım’a da kalıcı bir eser oluşmasını sağladığı için teşekkür ediyoruz.

Notlar

s.124 Küçük köyler ( Vietnam) : Modern yaşama biçimi biz insanlara küçük küçük köyler hediye etmiş. Tek kişilik, bir beden büyüklüğünde köyler. Bu köylerde her birimiz işgal kuvvetleri sınırları aşıncaya kadar sukunet içinde yaşayıp gidiyoruz. Sevgilerimizden, nefretlerimizden kaygu ve sevinçlerimizden örülü bir organizma içinde saymıyoruz birbirimizi. Her ihanetimize, her gevşekliğimize, her vurdumduymazlığımıza mazaret bulabiliyoruz. Mazuruz belki de gerçekten. Mazuruz çünkü inanç ve hayat birliğini keşfedemedik henüz. Ama bu özür, kabahatimizden büyük. Eğer inanç ve hayat birliğini keşfedememişsek, kendimize mahsus inançtan da, kendimize mahsus hayattan da kolaylıkla sözedebilmemiz mümkün değil. ( Not: Teşhisi koymuş, İsmet Özel. İnanç ve Hayat Birliğini sağlayabilmek, sağlayamıyorsak sorun biz de, hatta bu yok ise bir sorundan, problem, bir dertten de söz edilemez. Müslümanların hali Türklerin hali, dünyanın hali, insanlığın hali diye ah vah etmek anlamsız olmaktadır. Zira kendi köyümüz sınırları içinde kendimizi kandırıyor olacağız. İçimizde duygular patlayıp sönecektir ve bir anlam ifade etmeyecektir. Kimin için ne diye üzülüyorsun, bu acı senin neyin oluyor.)                                                                      Düşman Köye Girince, 01.02.1982/ Yeni Devir

– Kökü sağlam söz! – İçi Boşaltılmış; kitaplar.

Batı medeniyetinin insan zihninden kelimeyi saptırması önce bu medeniyete zarar verecek kavramların ifadesini gayri mümkün hale sokmaya yönelmiştir. Sonra da söz ve yazıyla çok sayıda boş üretmeyi kolaylaştırma işi uygulamaya konmuştur. İşte milyonlarca kitabın, yüzbinlerce konferans ve seminerin hem hayatın kopuk hem de çağdaş üretim tarzının ahengine uygun bir biçimde sürüp gitmesi bundandır. (Not: Aklıma bedava bloglar, tweetler, facebooklar geldi. Çoğaldıkça çoğalan sözler yazılar, artan boş üretim. Demekki bu üretim teşvik edilen ve istenen bir gelişme. Birilerinin işine yarıyor özellikle Batı medeniyetinin.)

Kitapların okunduğu, konferansların dinlendiği bir cehalet ortamıdır bu. Çünkü düşüncelerin sadece kavrayışın kıyılarında bir insandan ötekine periferik olarak aktarılabildi, uzun yıllar sürmüş formel eğitimin hikmet taşıyan bir tek sözü anlamayacak mankafalar yetiştirdiği bir dünyadayız. Nefs ve iştiha şahlanışları bilgili dediğimiz yetişkin insanları nihayet birer yazma ve konuşma dolabı haline getirmiştir. ( Ahir zamanda artan cehaleti aktarıyor. Bir de Hz. Ali’nin ( yanlış hatırlamıyorsam) sözü aklıma geliyor. İlim bir nokta idi onu cahiller çoğalttı.).        Nasıl Beyan Etmek, 03,02,1982 / Yeni Devir.

s.130 Bugün yirmi yıl öncesi kadar heyecanla gelişmekten, azgelişmişlikten kurtulma propagandası yapılmıyor.  bütün dünya milletleri meselelerin düz bir gelişme çizgisi meselesi olmaktan uzak olduğunu, eğer bir kurtuluş sözkonusu ise bunun bütün dünyayı ilgilendirdiğini, hele gelişmiş ülkelerin buna dierleri kadar muhtaç olduğunu anlamış durumdalar.

s.133 Güzel ( Kuzey –güney ) yardım meselesi. ( kendi haline bırak!) Çünkü güney sadece kendi başına bırakılmakla kendi mutluluğunu kurabilir. Yani güneyin kalkınması da, yoksulluktan kurtulması da kuzeyin meselesi. Güney kendi haline bırakılmakla “mutluluğunu” bulabilir.      Gelişme Çarkı 05.02.1982 / Yeni Devir (Not: Böyle güzel bir tesbite ne denir. Ancak kendi haline bırakılmaya tamamen katılmıyorum. Ancak olaya bir gelişme meselesi olarak yaklaşılmasındaki yanlışı çok güzel ifade etmiş yazar. Kendi haline bırakılamaz, neden: Çünkü Batı her hareketi ile tüm dünyaya etki ediyor. Yani zararını bu ülkeler zaten çekiyor. Öyle ise bu ülkelerin dünyada olan gelişmelerle istese de istemese de bir bağı var. Bu noktada sadece karşılıklı anlama yeterli. Az gelişmişlik problemidir bu diye yaklaşılırsa Özel’in ifade ettiği gibi Kuzey kendi sorunlarını Güney’e taşır ve düzen getiriyorum derken yıkıma neden olur. Bu halleri Kur’an da anlatılıyor: “ Onlar biz düzen getiricileriz derler. Oysa onlar fitnecidirler” diye özetliyor. Afrika’ya bakın, düzeni düzüleni anlarsınız.)

– “… Bizler kendi mekteplerimizde falaka cezasını mahkum ederken, kendimizden daha medeni olduğunu kabul ettiğimiz yani mekteplerinde kırbaçlama cezasının yaşadığı bir sistemin öykünücüsü olmuşuz.” … “ Nabzının vuruşunu Wall Street’e, Moskova’ya, Tel Aviv’e, Paris’e Tahran’a ayarlı kılacak birisinin ne ülke gerçeğinden ne de bu ülkede yaşayan insanın geleceğinden kaygu duymayacağını peşinen kabul ederiz.     Bir Ülkenin  Umudu.”01.03,1982 / Yeni Devir

* s.164 … Bizi içine alan zaman cennet ve cehennem arasında tercih yapabilmemiz için vardır. “ Bir Ülkenin  Umudu.”01.03,1982 / Yeni Devir

“ Bir Ülkenin  Umudu.”01.03,1982 / Yeni Devir

s.168: Gazetecilik olayı: Özel’in en beğenmediğim yazılarından birisi. Buradan daldan dala konuyor.  S.176 Yine Döviz çocukları yazısında ise doğru sözler var ama doğru mana yok.

s.177 Sovyetlerin Birliği yazısında güçlü devletlerin yetişmiş insan gücüne verdikleri önemi ve bunu kendilerine mahsus olan kıskançlıkla korumuş olmalarını ifade ediyor. Yetişmiş insanları koruyanlar ancak güçlü olabiliyor, özerklik baskılarını ancak böyle güçlü olarak atlatabiliyor..( not: Güzel yazı Özetle Türkiye özerklik baskılarından kurtulmak için yetişmiş insana değer veren sistemi kurarak güçlü olacak ya da bölünmeye boyun eğecek. Türkiye’de çakalları ön plana alan sistemle bu nasıl mümkün. Onu da siz düşünün.)

s.191 Bilgi seviyesinin korunması Çerçevelet: Bilgi sevgisinin korunmadığı toprak, bağlar ve bahçelerle donatılmış olsa bile kısır ve kurak bir topraktır. ( Olmak ve Edinmek 15.03.1982- Yeni Devir.) Dil ve düşünce yapısı ile ilgili güzel söz.

s.221 Toplu hareket: Bir ülke belki yanlış bir dış politikayı topyekün benimsemekle bir şeyler kaybeder, ama kaybetmemiş olduğu “birlik” başlı başına “kazanç”tır. Dış Politika Mihengi 07.04.1982/ Yeni Devir

s.227 Ortadoğu sorunu için Türkiye’nin yapabileceği sınırları belli küçük hedefleriyle iç zenginliği ile bir şeyler yapabileceğini ifade ediyor.

s.228 Sovyet hanedanı: Güzel başlık, her şeyi özetliyor.

s.256 …Oysa işin trajik olan yanı budur başarı ancak yeni başarılarla sağlama alınabilmektedir. Başaran;  başardığı ile sükuna varamaz. Tam tersine, her başarı yeni başarılar olmadıkça tepe taklak yuvarlar insanları. Düşüşün şiddeti yükselinmiş olan mesafenin büyüklüğüyle orantılıdır. ( Başarının Laneti, demek büyük başarılar sonrası düşüş büyük olunca toparlanmada zor olur. Başarıya tapan sistem içinde olan dünyayı eleştiriyor İsmet Özel.)  Devamında Özel, … Uğranılan her bir felaket bir başka saadetin fiyatıdır. Bunu yakinen biliyorum. Eğer ben elime geçenden fazlasını ödedim diyorsanız, alacağınız gecikmez bekleyin. ( Not: Özel’den Çok güzel tesbitler, kişisel gelişim, insanın mutlu olması için başarıya bakış açısı olarak bu hikmetli cümleden daha değerli nasıl bir teselli verilebilir. Bu zaten gerçeğin ifadesi olarak, teskin edici bir tecrübenin ifadesidir. Hayat da bunu doğruluyor. Her düşüşün ardından bir yükseliş, her yükselişin bir düşüşü muhakkak oluyor. Hayat verilenler alınanlar ekseninde bir sabır seyaheti olarak ilerliyor. Biz şahit olan kullarız, şahitleriz.)                         Öğrencinin İntiharı, 30,05,1982 / Yeni Devir.

s.273 İlerleme mitini yıkacak iki ( amil) :

* Tıbbın hükümranlığını, yaşamı uzatma mitini, büyücülüğün etkisi ile kıyaslayıp; reddediyor.

* Şifa veren ve ömrü uzatan belirleyen O ‘dur. Gerçekten de dua ve moral değer; güç insanı ayakta tutmaktadır.

* Koruyucu hekimlik, yani kişinin öz davranış kalıpları; daha çok belirleyici.

* Doktorlar ise şifa da aracı. Ömre ise bir etkileri yok. ( çok güzel yazmış daha söylenecek bir şey yok.)  Büyüler ve Mikroplar 26.06.1982 / Yeni Devir

Bir yoğun kara bulut var insanlığın üzerinde. Bu karanlığı da insanların elinde bulunan teknik imkanlar, kütüphanelerini tıka basa dolduran bilgiler dağıtamıyor. Belki de tersine insanoğlu gururu elden bırakmayıp bütün meselelerini çözebileceğine kesinlikle inandığı için günden güne belalar dolaşıyor ayağına. İnsan yutan kumlar gibi debelendikçe batıyor insanlık.      (Not: Gerçektende insan meselelerini kendi eliyle çözmeye çalıştıkça çıkışı çok zor buluyor. Oysa kendine yetemeyeceğini idrak edince, bilgisi ve gücüne güvenmeyi bırakıp çıkışı dua ile Rabbine yönelerek arayınca, hiç ummadığı yerlerden bir çıkış yakalıyor. Nereden mi biliyorum. Kendimden. İsmet Özel’in insanlık için bu sözlerini kendimiz için bile uygulasak hayatımızdaki farkları göreceiz. Ama insan gerçeği biliyor ve uygulamıyor. Nereden mi biliyorum. Kendimden. Bunu bile bile hala kendi gücümle yine bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Bir süre sonra çıkış yolu kalmayınca gerçeği idrak edeceğim. Oysa gerçek apaçık ama insanda akıl nerede. İnsan çok cahil ve acelecidir. )     Kara Bulut 29.06.1982/ Yeni Devir

s.310 İslamda veresiye satış yoktur. Bu sözleri Aklınız Yatmaz. 30.07.1982 Yeni devir

Kelimeler:

“ … Türklün bütün şartları tarihidir. Batı’da doğan ve neticede Batı’ya intisab eden din de, felsefe de, bilim de, varlık sebebini Türki inhirafını teminde bulur.”

İnhiraf:  Topluluktan ayrı ve tek durma.

İntisap: Bağlanma, kapılanma, girme

 “…Mesela, tehafüt serisi sebebiyle zihnen tatmin olunacağı  fikri bize, biz Türklere zarar verdi

Tehafüt: Birbiri üstüne atlama üşüşme, tutarsızlık, dengesizlik ( Gazali’nin Tehafüt’ül Felsefe ve buna cevap İbni Sina’nın Tehafüt’ül Tehafüt diye eserleri var. Aşağıdaki ifade ile İbni Sina’yı mı eleştiriyor, Gazali ekolünü mü eleştiriyor, yoksa modern felsefeyi eleştiriyor tam anlamadım. Bakmak lazım. Ya başka kitaplarına bakacağız ya okuyacağız tekrar.) ( Not: Gazali bu kitabı ile felsefenin sefaletini aktarmıştır. İbn-i Sina’da buna karşı çıkmıştır. Bu dönemin akademik bir tartışması aslında. İşin özü kimin haklı kimin haksız olduğunda değil nasılında ama taraf tutmaya alışmış millet nasıl düşünsün bunu. Gazalici, İbn-i Sinacı olma kolaylığı varken hele de olayı özünden koparıp ileri gerici kavramları ile bağlamından koparıp alakasız tartışmalara konu etmek dururken bu iki alimin düşüncelerini kim inceleyecek ki. Basit bir örnekle yumurta yararlı diyenle zararlı diyen iki tıp doktoru muhtemelen aynı konuda tartışsalar, bunlardan birinin tarafını tutmak ahmaklık olur. Hele bunu bugünün meselelerinde kullansak olayı yumurtanın yararından koparıp yumurta yiyenler ilerici, yemeyenler gericiye getirsek, ne kadar divanelik etmiş olmaz mıyız. Oysa aslında farklı şartlarda iki doktorda haklıdır. Olsa olsa bu Hakikat aşkı için tartışan bu iki alimi birbirleriyle çarpıştırmaya kalkmak hakikati görmezden gelen sidik yarıştırmayı seven bizim gibi sığ insanların işidir.)

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s