Sakka, Bir Alevi Köyü İmamının Hatıraları – Kitap notları


KİTAP NO: 0238
İSMİ: Sakka, Bir Alevi Köyü İmamının Hatıraları
YAZARIN ADI: Ebuzer Gıffari Bakır
TARİH, YER :  2008, Ankara 2. Baskı
OKUNDUĞU TARİH:  Haziran  2009
YAYINEVİ: Tanık Yayınları

KONU:

Yazarın Değerlendirilmesi

Alevi vatandaşlarımızın nasıl bir dünyası olduğunu anlamak için bir kitap araştırırken bu kitapla karşılaştım. Kitabı bir imamın yazmış olması hasebiyle çok teorik olmayacağını, hayatın içinden pratik anlatımlarla konuya ulaşacağımı düşündüm. Zira imamların vatandaşla diyalogları aracısız ve samimi olur diye düşünüyordum. En nihayetinde bir Sünni imamın gözünden Alevilerin nasıl insanlar olduklarını anlayabilmek bana mantıklı geldi. Kitap genel olarak öğrenmek istediklerimin bir kısmına cevap verdi. Ebuzer Gıffari Bakır, değerli ve saygıdeğer bir insan olarak, hem insanlara, hem kendine hem işine saygısı olan bir insan gibi sorumlu ve görevli olduğu köyün, cemaat, insanlarıyla kurduğu doğru düzgün insancıl ilişki ve iletişimi, yine gayet medeni bir şekilde kitaplaştırmış ve okuyuculara sunmuş. Böylece insanların sahip oldukları önyargıları kırmayı ve hayat tecrübesini bizlerle paylaşmayı amaç edinmiş. Kendisini bu saygıdeğer çabasından dolayı kutluyorum. Sosyologlarım, bilim insanlarının yapması gereken şeyi yapmış doğru bir anlama çabasına girişmiş, siyasetçilerin, bürokratların yapması gereken anı ve tecrübelerini paylaşma işinin üstesinden gelmiş, değerli bir kitap kaleme almış. Emeklerine sağlık diyor, işlerinde kolaylıklar diliyorum.

 Kitabın Değerlendirilmesi

İmam olarak görev yapan Ebuzer Gıffari Bakır’ın ilk görev yeri Yozgat’ın Kababel köyüdür. İmam Bakır, aktif ve kaliteli bir insan, bir imam, gibi gittiyi yörenin insanlarını tanıma çabasına girişmiş ve insanlarla iyi ilişkiler kurmaya çalışmış. Köyünün insanlarını yakından tanıdıkça onları sevmiş onlar da onu sevmiş. Önyargıları yıkmak, en azından doğrusunu anlamak için çabalamış. İmam Bakır’ın en güzel yanı insanları olduğu gibi kabul etmesidir diye biliriz. İmam Bakır insanların farklılıklarını kabul ettikten sonra bu farklılığı bir önyargı ve ayrılık gerekçesi yapmamış ve hep ortak olan, iyi olan noktaları anlamaya ve değerlendirmeye çalışmış. Cem törenlerinde bulunmuş, Hacı Bektaş’a gitmiş, köyün gerçeklerini öğrenmiş, neden sol terör örgütlerinin Alevi gençler içinde daha rahat örgütlendiklerini anlamış, kendi önyargılarından içtenlikle bahsetmiş, Alevilerinde Sünnilere dönük önyargılarını açıklamış, Sünnilerin Alevilere dönük önyargılarını açıklamış, cem evlerini ziyaret etmiş, dedeleri yok saymamış tam tersine saygı göstermiş onlarla diyaloga geçip bilgi almaya çalışmıştır.  Köydeki çeşitli anılarını aktarmış, değer verdiği kişileri ve diyalogları aktarmış. Kitapta ilginç diyaloglar mevcut.

Sahip olduğumuz önyargıların bizde olduğu kadar Alevilerde de olduğunu öğrenmek ilginç geldi. Mesela kitapta hoca vaazda Hz. Hüseyin’in şehadetini içtenlikle aktarır. Ardından cemaatten Alevi bir vatandaş “Şimdiye kadar Hz. Hüseyin’i Sünniler öldürmüş zannederdim, sayende artık öyle olmadığını biliyorum” diyor. Yine Alevilerin bir kısmı kendilerine karşı dinsizmiş gibi davranılmasına sitem ediyorlar. Yine pilavlarını yemeyenlerden, şaiya uyduranlardan, gereksiz zanlar üretenlerden şikayet ediyorlar.

Bu kitabı okuyunca cem törenlerinde dualar, ayetler okunması ilginç geldi. Aleviler hakkında aslında ne kadar az şey bildiğimizi anladım. Yine cem törenlerinin bir nevi tarikat veyahut cemiyet toplantısı olduğunu, bir geleneği paylaşanların ortak buluşma töreni olduğunu gördüm.

Ebuzer Bakır’ın kitabı, ilişkileri gazetelere, televizyonlara konu olmuş.

Notlar ve Güzel Sözler

Cem törenleri yapılış yeri ve zamanına göre değişik adlar alıyormuş:

1)         İkrar Verme cemi,

2)        Görgü, baş okutma cemi,

3)        Abdal Musa Kurbanı,

4)        Koldan kopan erkanı,

5)        Dardan indirme erkanı

Taliplerin  Alevi-Bektaşi yoluna girmeleri için yapılan cem törenlerine ikrar verme cemi deniliyormuş.

Görgü cemi her sene kışın yapılıyor, dargınlar barıştırılıyor, bir nevi kayıt yenileme cemi.

Cem törenlerini gençlere tanıtmak için yapılan cem törenine koldan kopan erkanı deniyor.

Ölen bir kimsenin ruhuna ta’ziz maksadıyla, dardan indirme erkanı yapılırmış. Ölünün yakınları, ölen kişiye vekaleten dar’a durur ve orada bulunanlardan helallik dilerlermiş.

Dedelerin geri planda kalması, sayıların azalması nedeni ile okunan duvazlar çeşitlilik gösteriyor. Duvaz: Dualar, deyişler gibi törenlerde okunan sözler.

12 hizmet varmış cemde ve bunlar olmadan cem olmazmış. Bunları aktarıyor. Dede: Cemi yöneten kişi. Sonra Rehber, Gözcü, Çerağçı, Zakir, Ferraş, Sakka: Cemde su dağıtır, hem içmek, hem de abdest almak için. Sakka; Dualanmış bir tastaki suyu, Hz. Hüseyin’in Kerbela’da susuz kalmasıyla da ilişkilendirerek halkın üzerine elleriyle serper ( Kitabın da ismi), Sofracı, Pervane, Peyik, İznikçi, Bekçi.

Bu hizmet kolları 12 imama atfediliyor.

“Her Alevi sünnidir, her Sünni de alevidir” diyor ve her tahiyyat oturuşunda okunan Allahümme Salli ve Barik dualarını örnek gösteriyor. “Allah’ım Hazreti Muhammed’e ve evlatlarına rahmet et, bereket ver diye dua edilip ehli beyt zikredilir.” Ne zaman namaz kılarsak o zaman ehli beyti zikrediyoruz.

Hacı Bektaş’ta Tekke Camii’ni görünce şaşırıyor.

Cem törenlerinde 12 imama atfen, 12 post bulunurmuş ve cemde görevli olanlar bu postlara otururlarmış.

Baba postu, horasan, ahçı, ekmekçi, nakip, atacı, meydancı, kilerci, kahveci, kurbancı, ayakçı, mihmandar postudur.

İyilik ve kötülüğün test edildiği delikli kayadan geçmiş.

Muhasip kavramı: iki ailenin kardeş olması ya da iki kişinin kardeş olması demek. Muhasip kardeşliği normal kardeşlikten daha üstün tutuluyor. Örnek alındığı yer ise; Hicret’ten sonra Medine’de kurulan Ensar-Muhacir kardeşliği

İlginç konular: çocuklarını imam hatibe yazdırmak isteyen aleviler, köy yerinde söylediklerine dikkat etmek, Aleviler din konusunda daha sorgulayıcı olması (muhtemelen yanlış anlaşılmalarının sebebi, zira Sünni sayılan vatandaşlarda sorgulama yapmakla beraber aleviler kadar açık, doğrudan ve sorgulayıcı ve hatta eleştirici bir şekilde yapmıyorlar. Bu tartışmaya en sonunda kırgınlığa yol açacak bir etken kabul edilmeli, hele iki tarafta yarı cahilse sonuçta çatışma kaçınılmaz olacaktır. Herkes Gıffari değil, Herkes Kababel köyü sakinleri gibi de değil.), cahil imamlardan şikayet ediyor aleviler,

Aleviler muharrem ayında 12 gün oruç tutuyorlar ve 13. Gün de aşure pişiriyor. Gerçi bu günlerde oruç tutmak Sünniler arasında da sevap sayılır ve tutulur özellikle aşureye yakın oruç tutulmaktadır. Aleviler 12 imamla özleştirdikleri bu oruca susuz orucu diyorlar.

Askerdeyken Alevilere yönelik bir önyargı yüzünden az daha bir kavga çıkıyor ve hoca olaya müdahale edip bildiklerini aktarıyor ve diyor ki “Bu iftira, şurada büyük bir kavga çıkaracaktı. Sonuçta bu da bu iftirayı çıkaranların ekmeğine yağ sürecekti. Akıllı olmamız lazım aklımızı başımıza almamız lazım. Bu ülke Alevi’siyle, Sünnü’isiyle, Kürd’üyle, Türk’üyle hepimizin. Birlik ve beraberlik içinde yaşamalıyız ve kesinlikle düşmanlarımızın ekmeğine yağ sürmemeliyiz.”  (doğru söze ne denir. Bu tür laflar çok sık kullanıldığı için değerden düşüyor, hele de inanmadan söyleyenler büsbütün cümlelerin ağırlığını ve kıymetini düşürüyor. Ancak bu sözleri söyleyen kişi Bakır, bu işe gönül vermiş, inanmış ve araştırmış. Bu yüzden klişe sözler değil, bir hakikatın yansıması olarak kabul edilmelidir ve ediyorum.)

Alevilik ve Bektaşiliğin sözle olmadığı, emek istediği, bir tarikat yolu olduğu için daha fazla ibadet ve fedakarlık gerektirdiği anlatılmakta, cem törenlerinin mevlütlere benzerliğinden bahsedilmektedir.

Kitabı meslekteki ilk ustası babası Osman Bakır’a ve annesi Rukiye Bakır’a atfetmiş. Kardeşi Mahmut Riyat Bakır’ın da kitapları var, Namazın beden dili, Cem Bektaşilikte yorumu gibi ancak okumadım, nasıl kitaplar bilmiyorum.

Düşünce Notları:

( Maalesef ülkemizde kavramlar birbiri içine girdiği için düşünmek ve düşünce üretmek çok zordur. Hele karşılıklı bir ortakta anlaşmak zordur. Sanki bir el bu kavramları bir çorbaya çevirmiş ve insanlar anlaşmasın istemiştir, gerçi bunda tarihi gerçeklerin ve toplumun zihniyet yapısının etkisi vardır. Mesela alevi kavramı aslında bir grubu tanımlarken, Türkiye’de bu kavram tüm üst kavramın genel adı olmuştur. Örnek vermek gerekirse Türkiye’de Çerkes olarak bildiğimiz Kafkas kökenli vatandaşlarımızın hepsi Çerkez değildir. Kabardey, Abhaz gibi pek çok farklı kol, boy, aile tanımı içinde yer alan bu insanlar için Çerkes’te farklı bir kol ve boydur. Bu yüzden bir Abhaz’a sen Çerkezsin demek olmadığı bir şeyi iddia etmek olduğu için zor gelebilir. Al sana durduk yere çatışma. Ancak Türkçe’de Çerkez kavramı işte tüm Kafkas kökenli vatandaşlarımızı kapsamaktadır. Bunu kabul edip, etmemek, çatışmaya girmemek kişilere kalmaktadır. Bu tür şeyleri önleminin yolu bilgidir, cehaletin zıddı tarafta olmaktadır. Ancak dil insanları bilgili yapmak için vardır. Yani herkes her şeyi bilmez, dil onlara bunu önceden yapar. Ancak Türkçe dilindeki bu kavram kargaşası, bizi bilgili yapmak şöyle dursun, verdiği yanlış anlayışlarla kafamızı karıştırıyor.

Yine alevi kavramı da tıpkı Çerkez kavramı gibi alt bir grubun tüm grubu kapsamasından kaynaklanmaktadır. Aslında her alevi, alt kümedeki alevi tanımına girmemektedir. Türkiye’de Sünni olmayan ve Sünni anlayışta olmayan herkesi tanımlayan bir kavram haline gelmiştir. Oysa aslında alevi kavramı, Hz. Ali ve ehlibeyte saygı duyanlar insanları, onun hakkının yenildiğini düşünen gruplar, hatta haşa O’nu tanrı tanıyan grupları kapsayan orta derece genellikte bir kavramdır. Türkiye’de ise bu grupları kapsamakla birlikte, diğer şaman geleneği olanları, inançsız ama Sünni olmayanları, farklı inançlarını saklamak için bu ismi seçenleri kapsamaktadır. Zira birisi aleviyim dediği zaman sen nasıl bir alevisin diye sormak hem yakışık almaz, hem çatışma çıkarır. Zira zaten din konusu konuşulduğu her yerde problem çıkarır zira bir inanç meselesi olduğu için herkesin kendi görüşleri vardır. Tartışmanın çıkmamasının tek yolu herkesin birbirinin inancına saygılı olması, cehaletin zıddı bir tavırla medeni davranmasından geçer. İşte Türkiye’de bu görüşleri tartışma imkanı olmadığı için, insanlar kendilerini bir şekilde saklamak istedikleri için, farklı inançtaki insanlar ben aleviyim deyip işin içinden sıyrılma yoluna gitmişlerdir. Aleviliğin Sünnilik gibi temel ve yazılı ortak kıstaslarının çizgisi tam belli olmadığı, yine kırsal kesimde ve dağınık bir coğrafyada yer aldığı için farklı renkleri içinde saklaması kolay olduğundan, ifade ettiğimiz alevi kavramı içine dahil olmayanlar biz de aleviyiz diyerek bu halkaya dahil olmuşlardır. Alevilere dönük bu önyargının temelinde bu farklı grupların davranışları olduğunu düşünüyorum. Biz insanlara düşen ise bir cadı avı başlatmak değil, sorgulamak değil. Bu insanları da anlayıp onların inançlarına saygılı olmak.

Kendini alevi halkasında saklamak isteyen değişik inançlı kişiler neden kendini saklıyor? Çünkü memleketimizde hoşgörü yok, cehalet çok. İnsanlar gerçekte ne olduklarını söyleyemiyor. Kavram kargaşası bu yüzden. Ne müslümanım diyen, ne sağcıyım diyen, ne solcuyum diyen, ne Atatürkçüyüm diyen, ne aleviyim diyen aslında özünü açmıyor. Ziya kimliği korkular belirliyor. Birşeylerden korktuğu için bir kavrama sığınıyor. Bu yüzden Türkiye’de kavramlar boştur. Özlerle sözler, gerçeklerle kavramlar, insanlarla kimlikler gerçek değildir. Kavramların için boştur. İnsanlar kavramlarla düşünür ve sorunlara çözüm arar. Ancak kavramlar boş olunca, konuşmaların hepsi havaya gidiyor.

Şimdi bir hükümet “Ben Alevi Sorununu çözeceğim.” Dediği zaman boşuna konuştuğunu anlamış olduk. Zira kavramın için boştur, anlamı belirsizdir. Kimi neyi tanımladığı belirsizdir. Alevilerin sorunları mı varmış sorusunu akla getirir. Zira kavramların sorunları olmaz insanların sorunları olur. Zira desekki “Sünnilerin sorunlarını halledeceğiz.” O zaman birileri de der ki bu Sünnilerin ne sorunları var. Diyanet kendilerinin, devlet yanlarında. Oysa bu Sünni kavramı bir topluluğu veya insanları karşılamıyor ki. Sünni kavramının ne problemi olur, problem kanlı canlı insanların problemleridir. Farklı farklı grupların problemidir. Biraz önce alevi kavramının aslında Sünni olmayan her şeyi kapsadığını aktardık. Peki Sünnilik ne? Sünnilikte devletin müteber saydığı her şey. Madem bu kadar müteber devlet katında Sünnilik, Peki memlekette Sünni kavramına dahil edilen insanların problemi nereden çıkıyor, kendi kendilerine mi dertleniyorlar bu insanları.

Böyle klişeler yok. Ne alevi kavramı, ne de Sünni kavramı hakiki insanları kapsamamaktadır. Düşünmeye yol açmazlar. Alevilerin yanındayız diyen de Sünnilerin dertlerine aşinayız diyende boş konuşuyor boşa kürek çekiyor. Kavramların karşılığı yok. Bunlar karşılıkları bir insan topluluğunu işaret etmeyen çok genel kelimeler.  Türkiye’de kavramlar yerine oturmadan, düşünce kurulmadan, kafalar çalışmadan, cehalet bitirilmeden, en azından bilgiye bir sevgi duyulmadan doğru karar almak tesadüflere bağlıdır. Kimse kusura bakmasın insanların konuşamadığı kimliklerini ve düşüncelerini ifade edemediği bir ortamda, bunu algılayacak seviye olmadan, başı sıkışan içi boş kavramların güvenli kollarında saklanır, bizlerde laflarla oyalanır boşa kürek çekeriz. Peki bu kitapla bunların alakası ne derseniz, bir imamın hakikat aşkına bir perdeyi aralamak istemesi onun bilgiye, iletişime verdiği önemdedir. Bizi konuşmak kurtarır, insanlarla diyalog kurtarır. İçi boş kavramlar üstünde tartışmak değil birbirimizi tanımak kurtarır. Allah, ben sizi birbirinizi tanıyasınız diye farklı farklı yarattım diyor. İmam Bakır, Allah’ın bu emrine uyduğu için çok şanslı, Allah duasını kabul etsin. Bizlerde insanları tanımaya çalışalım, insanların gerçek dertlerine kulak verelim, içi boşaltılmış kavramlara hapsolmayalım, zira kavramlarımız boş insanımız doludur.)

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s