Olaylarla Türk Dış Politikası – Kitap notları


KİTAP NO: 0242
İSMİ: Olaylarla Türk Dış Politikası ( 1919-1965 )
YAZARIN ADI: Hazırlayanlar:                         Mehmet Gönlübol, Cem Sar, Ahmet Şükrü Esmer, Oral Sander, Mehmet Gönlübol, A. Haluk Ülman, A. Suat Bilge, Duygu Sezer
TARİH, YER :  Ankara 1969, Ankara
OKUNDUĞU TARİH:   Mayıs 2012
YAYINEVİ: Sevinç Matbaası, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları No.279

KONU:

Yazarların Değerlendirilmesi

 1919-1939 tarihleri arası bölümü kapsayan birinci bölüm Prof. Dr. Mehmet Gönlübol ile Dr. Cem Sar tarafından hazırlanmıştır. 1939-1945 tarihleri arasını ise Prof. D.r Ahmet Şükrü Esmer ile Asistan Oral Sander ( o zamanlar) hazırlamı. Üçüncü bölüm 1945-1965 yılları arasındaki dönemi kapsamayan kısımlardan oluşuyor. Birinci kesimde genel olarak değerlendirme Prof. Dr. Mehmet Gönlübol ile Doç Dr. Haluk Ülman   ( o zamanlar doçent) tarafından yapılmaktadır; Türk Sovyet ilişkileri ve Kıbrıs konusunu A. Suat Bilge tarafından kaleme alınmış, Türk ekonomik dış ilişkileri kısmı ise Asistan Duygu Sezer  tarafından yapılmış.

Kitabın Değerlendirilmesi

Kitap referans bir kitap olması hüviyetiyle belli bir kısmıyla yararlanılmış bir eserdir. Kitabın İkinci Dünya Savaşına  dönemini ve bu savaşın hemen öncesindeki Türkiye’nin dış politikası dönemi incelenmiştir.

Kitapta İkinci Dünya Savaşı değerlendirilirken olaylar İngiltere’nin tarafını tutar bir vaziyette incelenmektedir. Kitap boyunca Sovyetlerin yaptıkları aktarılmakta ve İkinci Dünya Savaşı Türkiye’nin düşmanı olmayı kendi elleri ile yaptıkları aktarılmaktadır. Bu durum olaylarla ve bunların gelişimi ile aktarılıyor.

Notlar

Göze çapan olaylar ise Saracoğlu’nun II. D.S. öncesi Rusya’ya davet edilmesidir. Burada Türkiye, Türk-İngiliz-Fransız deklarasyonu ile Kurtuluş savaşından beri dost bildiği Rusya ile anlaşarak ikisini bağdaştırmak istemektedir. Ancak bu ziyaretin hemen öncesinde Ruslar Almanya ile dostluk andlaşması imzalamışlardı ve bu mümkün olmadı ve Saracoğlu belli bir süre oyalandı ve bunun üstüne dışişleri bakanı Rusya’yı terk etti. Bu olay Sovyetlerle artık şüpheyle yaklaşılmasının ilk başı olarak kabul edilmektedir.

Türkiye artan Alman ve İtalya tehdidine karşı Balkan Antantını canlandırmaya teşebbüs ediyor ancak mümkün olmuyor. Türkiye, İtalya’nın Arnavutluğu işgal ederek savaşa girişi sonrası Türk-İngiliz-Fransız deklarasyonunda yer alan bir maddeyi ileri sürerek ederek savaş dışı kaldı. Bu madde Sovyetlerle karşı karşıya gelmemek üzere Türkiye tarafından konulmuş bir protokol maddesiydi.

Türkiye, İtalyan’ın Yunanistan’a saldırması üzerine Bulgaristan’ı savaşa girmemesi konusunda uyarıyor. Yunanistan’a elinden geldiğince yardım ediyor.

Almanlar Balkanlara iniyor. Kitapta krom meselesi ve bu iş dolayısı ile Türkiye üzerine artan müttefik baskısı aktarılmaktadır .

Adana konferansını, Quebec konferansı ve balkanlara cephe açılması fikrini kitapta, Moskova, birinci Kahire, Tahran, II. Kahire konferansı savaş baskısı başlığı altında değerlendiriliyor.

Türkiye’ye İngiltere’nin malzeme sevkini durdurması ayrıntılarıyla aktarılıyor. Türkiye ilişkileri düzeltmek üzere krom sevkiyatını durduruyor.

Sovyetler dostluk ve saldırmazlık paktını yenilemiyor.

II. D. Savaşı öncesi dönem incelemesinden notlar:

Lozan’dan sonrası Türk Dış Politikası

Türkiye’nin 1923’ten 1932’ye kadar dönemde Türkiye’nin Lozan’dan geriye kalan sorunları çözmeye çalıştığı aktarılmaktadır. Kitap’ta Lozan’ın I. D. S.’ından sonra galip devletler tarafından mağlup devletlere zorla kabul ettirilen barış andlaşmaları mahiyetde olmadığı belirtiliyor. S.63

İstanbul’un Türkiye’nin başkentinin olmamasının sebebi boğazların silahsız bırakılması yönündeki antlaşmadır.

Türkiye ve İngiltere arasında Musul meselesinde İtalya ve Fransa’nın bu iki devletin İngiltere’nin tarafını tuttuğunu belirtmektedir. Bu dönemde Türk Sovyet ilişkileri çok iyidir. Bu durum savaşın başına kadar iyi gitmektedir.

Türkiye’nin doğudaki devletlerle ilişkilerini geliştirmeye çalıştığı da anlaşılmaktadır.

1932-1938 yıllarında Türkiye’nin politikası aktarılmaktadır.

Bu dönemde İtalya’nın Status Quo’yu yıkmaya yönelik politikalar izlediği ve bu durumun Türkiye’de tehdit olarak algılanmaya başladığı anlaşılmaktadır. Türkiye bu tehdite önlem olarak Balkan antandını canlandırmış ve Sadabat paktını kurmuştur. Yunanistan ile olan ilişkilerin düzeltilmesi buna ön ayak olmuştur.  Türkiye milletler cemiyetine çağrılmıştır ( 1932 ).Yine Fransa ile olan ilişkilerin düzelmesi için Hatay meselesi çözülmüş böylece Fransa ve İngiltere İtalya karşısında Türkiye’yi yanlarında görmüşlerdir. İlginç bir nokta ise İtalya  ile Türkiye’nin anlaşmasından çekinen İngiltere ve Fransa’nın şaiyalar çıkarması ve önlem alması gösterilebilir.  ( Milletler cemiyeti statüko’nun savunucusu bir yapıdır. Versay’ın bekçisidir ve Hitler bu örgüte ve sisteme karşıdır. İtalya’da  ise Mussolini yemini az bulduğu için bu işe karşıdır ve o da gücüne bakmadan dünyaya kafa tutmaktadır. Habeşistan’ı işgali blöflerinin yenilmesi sonucu olmuştur. Sesini kessin diye statükocu devletler bu duruma ses çıkarmamıştır. Hatta İngiltere’nin işine gelmiş ve o da Habeşistan’ın belli bir kısmını işgal etmiştir. Süveyş’i de açık tutmuştur ki Mussolini’ciğinin önü açık olsun.)

Boğazların silahsızlandırılması meselesi 1936’da Montreux’de çözümlenecektir. Türkiye, rebus sic Stantibus (şartlar değişmiştir ) prensibiyle durumun görüşülmesini istemiştir. İtalya ve Almanya ise beğenmedikleri konularda ise hemen güce başvurmuşlardır. Bu durum, İtalyanların işgalci siyasetlerinin İngiltere , Rusya ve Fransa’yı rahatsız etmesi sonucu mümkün olmuştur. Bu İtalyan tehlikesi Türkiye’yi Status qou’dan yana koymuştur. ( Bu sebepten “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” politikasını bu eksende değerlendirmek gerekir. İş o noktaya gitmiştir ki bir süre sonra Sovyetler bile kendilerini revizyonistlerin yanında bulmuştur.)

Türkiye, Hatay
sorununda fait accompli ( oldu bitti ) yapmamış ve barışçı bir yol izlemiş, uluslar arası hukuka başvurmuştur. Bu batılı devletlerin yanında yer almasına yardımcı olmuştur.

Türk Sovyet ilişkileri Atatürk hayatta olduğu sürece iyidir. Yine Almanlarla ilişkiler ne iyi ne kötüdür. I. D. S. Dolayısıyla pek ilişkiler kurulmaz. Ancak 1938’den itibaren tekrar bir hareketlenme göze çarpacaktır.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s