Para Genişleme Sağlar mı ?


Ekonomik çalışmalar yürütenler, politika yapıcıları para basmanın genişletici etkilerinden bahsetmektedirler. Örnek olarak 10 liraya ekmek aldınız, bu 10 liralık ekmeği aldığınız adam gider bakkaldan 10 liralık kiraz alır, bakkal gider bir yere borcunu öder, bu kişide gider başka bir yerden alış veriş yapar demektedir. Tabi arada tasarruf ve vergi nedeniyle 10 liranın etkisi azalarak bir noktada dalgalar gibi söner. 10, 8 , 6, 4, 2 , 1 vs. gibi gider ve söner. 10 tl’nin 50 tl civarında bir etkisi olduğunu söylerler. 1’in 5 oranında etkisi olduğunu iddia ederler.

Gerçekten bu doğru mu? Yoksa bu bir gerçeğin anlaşılmasını mı perdeliyor ?

Öyle bir mucize gibi anlatılıyor ki sanki para bassan sorunlar çözülecek. Devletin neden para basıp problemi çözmediğini ise para basmanın enflasyon yarattığı gerçeği ile ifade etmektedirler. Yani para çoğalınca da bu kez paranın değeri düşmektedir.

Bu neden kaynaklanmaktadır ? Enflasyon neden oluşuyor ? Acaba gerçeği bu noktadan yakalayabilir miyiz ?

Şu an dünyada para sistemi ve serbest piyasa ekonomisi uygulanmaktadır.

Bu sistemin en temel özelliği arz ve kullanıma müdahale olmadığı savıdır. Herşeyin piyasa tarafından belirlendiği iddia edilmektedir.

İkinci temel özellik Bretton Woods’un çökmesi sonrası devletin merkez bankalarının itibarına dayalı para sisteminin sürdürülmesidir.

Genel olarak para sistemi, serbest piyasanın ve uzmanlaşmanın, sermaye sisteminin oluşmasının temelidir.

Ancak her seçim bir artı sağlarken bir kaybıda yanında gerekir. İşte bu konuyu bu hususu ve prensibi ortaya koymak maksadı ile karar verme dersinin bir parçası olarak aktarmak istiyoruz. Ekonomik yönü de ayrı bir konu.

Para sistemi, kaydi para sistemi, altın / gümüş sisteminden farklı bir sistemdir. Altın sistemi de barter yani değiş tokuş sisteminin sonraki aşamasısıdır. Üç sistem tek başına bir anlam ifade etmez. Aslında her çağda bu üç sistem aynı anda yer alır, ancak sistemin ana ağırlığını oluşturan, yani parayı kontrol gücü olanlarca tercih edilen sistem tüm genel piyasaya hakim olur. Çağımızda kayni para ve elektronik para devri tercih edilmektedir. Piyasalarda kağıt para olarak, convertable para olarak da dolar kabul edilmektedir. Egemen güç şu anda yani paraya kontrol edebilen güç petrol ticaretini sistemin ana kan damarı olarak belirlemiş bununda ticaretini dolarla yürütmektedir. Özetle para sisteminin temel noktası budur. Her çağda ticaretin ana damarını belirleyen egemen güç ticaretin değişim sistemini de o belirler.

Şimdi ekonominin takas sistemi olduğunu düşünelim. Bu sistemde kişi bir üretim yapar. Eline bir üretim sonucu bir değer geçer. Bu değeri karşı tarafta olan başka bir değerle, ürünle değişir. Yani buğday üreten kişi elindeki buğdayı verir ve karşılığında kumaş alır gibi. Bu durumda bir kişi elinde bir üretim olmadan, bir değer olmadan değişim yapamaz. Yine bu sistemde kişi yine kendi malına talebi de aynı anda bulmak zorundadır. Bu değişim döneminde en değerli değer altın, gümüştür. Zira bu altın ve gümüş daha kolay değiş tokuş yapılabilir. Bir ürün üreten kişi bu ürünü satacak birilerini bulamaz ise şayet bu ürününü altın bulunan birisine değerinin altında da olsa satabilir. Bu yüzden altın sahibi olmak değeri düşük mal alabilmek için kişiye belli de bir alım gücü kadar. Bu sistemde altın değerlidir. Altını olanlar altın değerli sistemin devamını ister. Üretim yapanlar ise alternatif arayışına girerler.

Para üretici ve tüccarların bir nevi itibar senetleridir. Ekonomi geliştikçe ve devlet güçlendikçe parayı tutanlar ürünleri ucuza almak yerine kişiye bu ürünü karşılığında bankada veya bir yerde altını olduğuna dair kağıtlar verirler. Bu da kağıt sistemini ortaya çıkarır. Bu durumda ticaret güçlendiği gibi elinde ne ürettiği birşey olan, ne de altınını kimseye veren bir kimse olur. Bu sınıf bankacı ve tefeci sınıfıdır. Maddi olarak bir değer üretmiyor, tam bir üretici değil, değer yok, elinde belli bir parası var, altını var ama sattığınız malıda altınla satın almıyor, onun yerine bu altını vermiş gibi size kağıt veriyor. Böylece hem sizin ürünü almış oluyor hem de sizin altını saklıyor. Size de bir kağıt veriyor. Bunla ticari olarak istediğiniz şeyi başka bir yerden almanız sağlanıyor. Bir süre sonra bu iş kağıt paranın temeli olmuştur. Ancak bankalar başka yöntemlerle bu sistemin değişik versiyonları icat etmişlerdir. Mevduat veriyoruz diye aslında yukarıda ifade edilen sistem değişik bir şekilde işlemektedir. Sizin malınızı beş parasız satın alırlar ve size kağıt verirler. Eğer malınızı ucuza alsa onu ya satmalı veyahut ticaretle uğraşmalı, üstelik zarar riski var, üstelik altın miktarı buna yetmez. Ama bankacılık sistemi ile 10 altınla yapacağı ticareti 100’le yapar.

İmdi olay uzadı ama öze gelirsek. Yukarıdakiler sistemin bir değiş tokuş ve üretim sorunu olduğu ve alanlı satanlı çok boyutlu bir yapı olduğunu aktarmak için anlatıldı.

Değiştokuş sisteminde herkes üretim yapar ve ondan sonra alacağını bulmaya çalışır. Bu sistemde malınızın mukabili bir kimse yoksa malı satamazsınız.

Para ise bu işi ortadan kaldırır. Malınızı piyasada satarsınız ve karşılığında para alırsınız. Burada malın fiyatı piyasada belirlenir. Parasız sistemde ise o an değiş tokuş anında her sefer bir fiyat belirlenir. Bu da muhtemelen belli bir piyasa oranında olur. Mal satılamazsa altın olarak yine en düşük değer olarakta kesin bir fiyatı vardır.  Yani değiştokuş sisteminde her üretimin bir karşılığı kesin vardır. Zira para yani altın güçlüdür. Bu sistemde altın güçlü üretici zayıftır. ( Eskiler hep para eskiden kıymetliydi güçlüydü derler. Eski üretim sistemimizin değiş tokuş yönü güçlü olduğu için bu güç hissedilmiştir. Her ne kadar Cumhuriyet sonrası kağıt ekonomisine geçtik gibi görünse de sistemin içinde biraz barter ve biraz altın ekonomisi vardır. )

Değiş tokuş ekonomisinde kişiler fakirdir. Sermaye birikimi fazla olamaz. Altını olan gücünü muhafaza edebilir. Üreten malıyla altın sahibi olması zordur. Çünkü üretim miktarı kişilerin gücüyle bağlıdır. Yani üretim kişilere sıkı sıkıya bağlıdır. Kişi ve kişilerin talebi yönlü bir ekonomi vardır.

Para sistemli ekonomide ise bir malı almanın yolu bir değer sahibi olmak kadar kağıt para sahibi olmakla ölçülür. Burada altının yerini para alır. Para yine altının türevidir. Ancak burada durum değişmektedir niye ? Çünkü malla altının değiştokuşunda alınan altın değerli bir madendir. Yani kendiliğinden bir değeri vardır. Bir fiyat değişimine maruz kalmaz. Zaten nirengi odur. Para ise altınla mal arasına girer. 

Para ne avantajlar sağlar: Para her an talebi bulmanızı gerekli kılmaz. Yani ürünü ürettiniz bir de talep bulmak zorunda kalmazsınız. Para daha az araştırma ve iletişim demektir. Parası olan kişi aracısız istediği ürünü bulur alır. Ancak işte püf noktası: Bir şeyi alabilmek için ise paranızın olması gerekir. Bu sistemde siz ne üretirseniz üretin piyasada bir fiyata satılması gerekir. Yani para ile satın alınmalıdır, ürününüz piyasada para karşılığı satılabilmelidir.  İşte temel nokta burasıdır. Siz değişim sisteminde herkes ürettiği sürece üretmek zorundasınızdır. Sizin ürününüz yine başka bir üretici tarafından satın alınır ve siz ürünü satarsınız. Değiş tokuş yapılan şey ürünlerdir.

Oysa para sisteminde eğer bir kişide para varsa ürünü alır. Ürünü alan bir üretici değildir. Onun talepleri üretim yapanın talebi değildir. Para sahibinin talebidir. Bu yüzden siz ne üretirseniz üretin satarım mantığı işlemez. Sattığınız mal piyasaya dönük olmalıdır. Yani piyasada buğday üreten kişi elinde bu mal olduğu halde pazara gelse ve ihtiyacı olan birisini bulmaya çalışsa bulamaz. Satacağı malın fiyatı parası olan birisinin ödediği kadardır. Piyasada para yoksa fiyatlarda mecburen düşer çünkü alacak kişi yoktur. Bu piyasaya, pazara iki parasız üretici gelse biri bir köşede buğday satsa,  diğeri kumaş satsa ve piyasada para olmaz ise bu ikisi bu malları satamazlar. İki üretende malını düşüğe verir ancak para olmadığı için satılmaz. Piyasanın fiyatları düşer. Para piyasayı belirler. Kişilerin üretiminin ihtiyacının bir önemi yoktur. Bu durumda üretici zarardadır. Yine malı alacak altın sahipleri de yoktur. Zira altın ticari hayatta hem var hem yoktur. Mal alımında kullanılmaz. Kişi mecbur bir bankaya başvurur veyahut zararı kabul edip evine döner. Ya gelecek gelişinde piyasaya uygun ürün üretmeyi bekler veya piyasaya para gelmesini.

Piyasada para olduğu zaman ne olur ? Bu kez de piyasaya çok para girince parası olanlar belli mallara yönelir. Bu mallar bitince azalınca fiyatlar yükselir. Fiyatlar yükselince elinde parası olanların parasının değeride düşer. Bu durum ürününü satan içinde geçerlidir. Yani fiyatların yükselmesi üreticiye faydalı gibi görünmekle beraber bir yandan da aldığı paranın değeri diğer ürünlere göre azalır. Bu bolluk piyasasında para şimdi de varlığı ile yoktur. İlk duruma göre biraz daha iyi olsa da üretici bir miktar kayıptadır.

Para piyasası demekki üretici için pazara dönük üretim yapmayı getirmektedir. Eskiden üreten üreteni bulmak zorunda iken şimdi üreten parası olanı veyahut bankayı bulmak zorundadır.

Para piyasayı belirleyen güç olunca yeni yeni sınıflar ve düşünceler ortaya çıkar. İlk örnekte belirttiğimiz gibi para piyasası avantajlarının yanında taşıdığı bu dez avantajıyla bir şeyleri gizler.

O da Paranın üretim potansiyelini düşürmesidir. Para olmasaydı daha önce saydığımız 5 çalışma grubundan insan bu işlerini yine yapacaklardı. Üretimi üretimle değişeceklerdi. Ancak sistemde para olmadığı zaman bu üretim gerçekleşmez. Üretim gerçek değerini bulmaz. Yani beş kişinin üretim miktarı normalde zaten 50 civarındadır. Para olmadığı düzende bu elli muhakkak gerçekleşir. Paralı düzende ise bu para bu sisteme girmediği sürece bu 50’nin gerçekleşmesi imkansızdır. Para darlığı yaratan hükümetler üretimi azaltırlar, yani para hükümetlere vatandaşlarının üretimlerini kontrol edebilme, kısa bilme, onları güçlü veyahut zayıf bırakabilme gücü verir. Paranın hükümetçe kontrolü, onun egemen güç olarak piyasayı belirlemesi yanında onun piyasada para kazanacakları belirleme gücü yönü olduğunu da gösterir. Para hangi kompartımana giriyorsa, oranın çarklarını çevirir. Paranın bu hareket edici dinamik yönü devletleri güçlendirmiş, bankaları vazgeçilmez kılmıştır. Para altın ve konvertible’teden, üretimden ne kadar uzaklaşırsa devletler, bankalar ve bu yeni para türevini elinde tutanlar o kadar güçlenir. Ancak bu sistemin çelişkisi bunun üretimi dönüştürmesi ve kurutabilme ihtimalidir. Zira üretimin bu suni değişikliği, doğal giden ekonomiyi kurutabilir. Mesela tarımdan sanayiye, bankacılığa yönelik bir devletin para akıtma politikası, bir süre sonra tarımı kurutabilir, devletin kökleri bilmeden kendi milletinin altını oyarak çürüyebilir.

Özetle:

* Para piyasayı dönüştürür.

* Para devletlere, bankalara vatandaşlarının geçimi ve ürettikleri üzerine kontrol gücü verir.

* Paranın artılarının yanında taşıdığı dezavantajlar vardır.

* Para elinde bir değeri olmayan değersizlere, altın gibi değerli madenleri ve ürünleri olanlardan alma gücü verir. Eskiden altını olan güçlü iken şimdi bu parayı basabilme, parayı yaratabilme gücü olanlara bu yetkiyi verir. Yani para gücün altın sahiplerinden, devlet ve bankalara kaymasına yardımcı olan yegane araçtır.

* Para üretimden, sonra altından, sonra kağıt paradan, sonra elektronik paradan ne kadar uzaklaşırsa devletlerin, otoritelerin milletler üzerindeki kontrolü o kadar artar.

* Para genişlemesi diye bir durum yoktur, bu ilüzyondur, zaten para var olan üretim potansiyelini açığa çıkarır. Para olmasaydı mal değişimi daha zorlukla ama daha ucuza sağlanabilirdi.

* Para, geneli zenginleştirir, işleri kolaylaştırır. Ancak para piyasayı dönüştürür, üretimin doğal yapısını bozar. Üretici üretici değiş tokuş ilkesini değiştirir. Farklı tüketim kalıpları kurar, farklı yapılar üretir, farklı sınıflar doğurur.

* Tüketici toplum olduk lafı yetersizdir. Bu para sisteminin bir sonucudur. Sorun tüketici olduk değil, üretci olamıyoruzdur. Para sistemi otoritelerin kontrolünde istenen üretime sevkeder. Dolayısı ile üretmek sizin elinizde olan birşey değildir. Birşey üretmiyor ve tüketiyorsanız, bu size politika olarak yaptırılıyordur. İsteseniz de istediğinizi üretemezsiniz. Paranın istediği ürünü üretmelisiniz bu ise bir üretici talebine bağlı değildir. Yani malınızı talep edenler insanlar değildir. Sistem içindeki yeni sınıf zümre ve yapılardır. Para düzeninde üretim size bağlı değildir, piyasaya bağlıdır, yapılara bağlıdır.

* Para düzeninde üretim sizin olmadığı gibi tüketim de sizin değildir. Tüketim de sizden istettirilir. Yani talebinizi de paranın üreteceyi şeyi belirleyen güçler belirler. Yani tüketilecek mallar önceden belirlenmiştir. İstediğiniz şey istettirilir. Üretmeyen tüketmeye karar veremez. Siz ürettirilmiyorsunuz, çünkü tüketmelisiniz.

* Para yasa koyucudur.

* Para bir dindir, hayatınızı belirler.

* Para karar verir.

* Parayı elinde tutanlarda para tarafından yönlendirilir. Yani dünyayı yöneten diye birşey yoktur. Elinde parası olan kişide bu aracın kendi kurallarına uymak zorundadır. Zira sistemin kuralları dışında başka bir yaşam alanı yoktur. Para sistemi kendi kendini varlıktan uzaklıştıran bir fikir haline gelir. Para maddeden bir fikre doğru yaklaştıkça gücünü perçinler.

* Para Terminatör III filmindeki Skynet gibidir. Kapatılamaz. Bir başı veyahut bir sonu yoktur. Ele gelemez. Kendini sürekli kopyalar ve çepeçevre her yeri sarar. Sistem artık her yerdedir. Mücadele lafı komik kalır, bu yüzden herkes ona boyun eğer.

* Para sistemin dinamiğidir, onu kapatacak olan ya bir süpermendir, ya bir Mesih.

 

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s