ANKARA’DA GÖLGE OYUNLARI – Kitap Tahlili Notlar


KİTAP NO: 0245
İSMİ: ANKARA’DA GÖLGE OYUNLARI Gizli Dosyalar-Derin Sular
YAZARIN ADI: Bülent ORAKOĞLU Konuşan: Selman KAYABAŞI ( Röportaj Soru-Cevap şeklinde )
TARİH, YER: 2007 İstanbul
OKUNDUĞU TARİH:   Temmuz 2007
YAYINEVİ: Timaş Yayınları

KONU:

Kitap Türkiye’nin genel siyasi kültürünü anlamak için bir şaheser denilebilir. Bu kadar kısa ve net ancak bu kadar güzel açıklanabilir bazı şeyler.  Darbelerin nasıl Türkiye’nin bir gerçekliği olduğu aktarılıyor, Ankara’da oynanan Bizans oyunları gerçek örneklerle aktarılıyor. Bunun bir kültür olduğu kitaplarının yazıldığı bu düşünceleri paylaşanların yayanların olduğu yazılmaktadır. Sürekli “Bu millet seçmeyi bilmez”, “ Hükümetlere güvenilmez” şeklinde fikirlerin sürekli işlendiğini ve milliliği meçhul gruplarca bunun kullanıldığı ifade edilmekte. Kitapta son olarak Kızılelma koalisyonu ve darbe hazırlıkları, genç subaylar sendromu, küre operasyonu, Danıştay saldırısı, atabeyler operasyonu, 27 Nisan muhtırası, Batı Çalışma Grubu ve Emasya, Kırmızı Kitap: Milli Güvenlik ve Siyaset Belgesi başlıklarıyla Türkiye’de süren mücadele değerlendiriliyor. Selman Kayabaş’ta güzel sorular soruyor. Kitabın yayına çıkış tarihi ile bundan sonra Türkiye’de yaşananlar da ilginçtir.

Yazarın Değerlendirilmesi

                        Bülent Orakoğlu, Emniyet İstihbarat müdürlüğü yapmış polis kökenli bir bürokrat. 28 Şubat sürecinde darbecileri takip ettiği için 56 gün hapiste de yatmış birisi. Yazar Türkiye’de neyin ne olduğunu bilen birisi. Bu açıdan hangi düşünceden olursa olsun, Türk vatandaşıyım, Türkiye’de yaşıyorum diyen herkesin okuması gereken bir kitap.

Kitabın Değerlendirilmesi

                        Kitap noktasına virgülüne kadar dikkatle okunması gereken bir metin. Bu nedenle şurası iyiydi demek abesle iştigal olur. Kitapta genel olarak Türkiye’deki darbe kültürünün nasıl geliştiği bunun nasıl bir meşru durummuş gibi algılandığı aktarılıyor. Bu işin Doğan Avcıoğlu gibi yazarlar ve sivillerle meşrulaştırıldığı ve askerlerin adeta her zaman darbeye kışkırtıldığı bunun bir düşünce yapısı olarak siyasi hayatta var olduğu aktarılıyor. Hükümetlerin her an ne olacak endişe ile iş yapamaz hale getirildikleri adeta her an ne olacak tehditi ile baş başa bırakıldıkları aktarılmakta. Türkiye’de darbe yapmak isteyenlerin bu ortamı oluşturmaya çalıştıkları, bu iş için çeşitli birimler olduğunu aktarmaktadır.  En son AKP hükümetine karşı geliştirilen söylem ve eylemleri genel resim içinde doğru yerlere oturtarak değerlendiriyor.  Türkiye’de ki milletin seçtikleri ile başta güvenlik bürokratları olmak üzere bürokratların dünyası arasında bir çatışma olduğunu, hükümetlerin bürokratları ikna edemeden istedikleri şeyleri eyleme geçiremedikleri aktarılmaktadır. Yine Türkiye’nin dış güçlerle girdikleri ilişkiler neticesi bürokrasinin de çetrefil ilişkilere girdikleri aktarılmakta. İsmini saydığı 8 ülkenin Türkiye’de psikoloji harp yürüttüklerini aktarmaktadır. Türkiye’nin bu kendine has oluşmuş durumundan dış güçlerin istifade ettikleri aktarılmaktadır. Bir hükümet istenen noktaya nasıl sevk ediliyor bunu aktarmaktadır. Büyük güçlerin Ortadoğu da dikensiz gül bahçesi istediklerini aktarmakta D-8 gibi zayıf bir oluşuma bile tahammül gösteremediklerini bu oluşuma ön ayak olanların başlarına çeşitli şeyler geldiğini ifade ettikten sonra 28 Şubat’ın bu süreci baltalamak için yapıldığını ifade etmektedir. Dış güçler Türkiye’de var olan bu çatışma ortamından ve birbirinin boğazını sıkmak üzere bekleyen yapılardan istifade ederek milli ismi altında insanları toplayıp nasıl hükümetleri yok ettiklerini aktarmaktadır. Yani var olan bir gerginlikten kendi istedikleri şekilde istifade etmekte ve hükümetleri askeri yapılarla yıkmaktadır demektedir. Bu yıkımı yapanlar ise bu işi vatan millet uğruna yaptıkları hesabı ile aslında kendi gruplarına zarar vermektedirler demektedir.

                        Kitapta Türk istihbaratının oyuncu değil oyun kuran olması gerektiği ifade edilmektedir. Yine Büyük devletlerin planı olan Büyük Ortadoğu Projesinde öne çıkıp oyunu kendisinin kurması gerektiğini ifade etmektedir. ( Bu noktada yazarla aynı görüşte değiliz. Zira oyun zaten kurulmuşsa rol çalmaktan başka ne yapılabilinir. Oyunu kuran değilsen, oynanan oyunda başrolü alsan bile rejisörde senaristte sen olmazsın, burada bence yazar bir noktayı atlamış.) Yine Türk istihbaratının ve güvenlik elemanlarının ikiye ayrılması gerektiğini ifade etmekte. Yani iç ve dış istihbarat diye birimlere ayrılması gerektiğini ve Türk güvenlik güçlerinin kendi vatandaşlarını düşman olarak görmekten vazgeçmeleri gerektiği aktarılmakta. Dış psikolojik harp tekniklerine dikkat edilmesi gerektiğini ifade etmekte, milletle uğraşılmaması gerektiği ifade edilmektedir.

                        Kitapta yine Genç Subaylar rahatsız olayının kullanıldığı ifade edilmektedir. 27 Nisan 2007 , e-muhtırasının ise muhatabının alt kademe subaylar olduğunu ifade etmektedir. Yine eski darbelerde bazı subayların ortam hazırlamak için yaptığı eylemlerin bir kısmına yer verilmektedir. Kitapta derin devletin meşru hukuk içinde olması gerektiğini ancak bunun kendi milleti ile çatışan bir yapı olmaması gerektiği ifade edilmektedir. Derin Devleti milletine karşı yürütülen faaliyetlere karşı gelen meşru bir birim olarak ifade etmektedir. Bu yapının da yine hukuki kayıt altında olması gerektiğini ifade etmektedir.

                        Sivillerin Emasya gibi konularda sorumlulukları bürokratlara vermemesi gerektiğini ifade etmektedir. Tabi bunun olabilmesi için tek partili iktidarların olması gerektiğini ifade etmektedir.

Notlar

Darbeler: 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997

Darbe Teşebbüsleri: 22 Şubat 1962, 21 Mayıs 1963, 9 Mart 1971, 2004,  27 Nisan 2007 ve bilmediklerimiz.

27 Mayıs’ın Türkiye’yi dönüştürdüğünü ve askeri bir yapı haline getirdiğini ifade etmekte. 28 Şubat’ta Demirel’in sayesinde bu işin başarıya ulaştığını ifade etmekte. S.31

…”Halk seçmeyi bilmez,” bu düşünce, milli iradeyi savunanların önüne tekrar tekrar konmaktadır. Vatan için her türlü fedakarlığa razı olan, gerekirse canını dahi feda etmekten çekinmeyen bu insanlara, ülkenin idaresinde söz sahibi olmaları durumunda “Sen seçmesini bilmezsin kardeşim” diyorsunuz. S.31

Yakın zamanda Refah-Yol’a uygulanan psikolojik harekatı ifşa ediyor. S.35

… Türkiye’de hükümetlerin ideolojilerinin veya ortaya koyduğu farklı konsept ve stratejilerinin – bürokratik irade tarafından desteklenmediği sürece- bir önemi yoktur. ( O zaman bu bürokrasinin nasıl şekillendiği, kimlerden oluştuğu, ne düşündüğü sorusu akla geliyor.) s.37

… Biz oyun kuran devletlerin hedefinde miyiz, yoksa oyun kuran devletlerle birlikte miyiz. ( Bu acayip soru akla kendinin ifade ettiği psikolojik harp fikirleri ile çelişkili değil mi. Yani oyun kuranlar saldırıyor ve sen ya oyun kuran olmak istemiyorsan ne olacak ? İlle oyun kuran devletlerle olun mesajı taşıyan bu satırlar ilginç.)

Türkiye aslında şu anda oyun kuran devletler arasına alınmak istenmiyor, diyor. ( İlginç ) s.37

Türkiye’deki Temel Ayrışmanın Temeli:

Mesela askerlerin ve sol partilerin ortak görüşü, Türkiye’nin en önemli iç tehdidinin irtica olduğu yönünde iken, muhafazakar ve sağ partiler böyle bir tehdit olmadığı inancında. Askerler, sağ ve muhafazakar partileri, Cumhuriyet’in temel niteliklerini tehlikeye düşürdükleri iddiası ile ve dışa bağlı  olmakla suçluyorlar. Bu fikir ayrılıkları, farklı değerlendirmeler, yabancı ülkelerce zafiyet olarak görülüyor ve psikoloji harp metotları ile kaşınıyor. Ve bu temel anlaşmazlıklar toplum da ayrışmalara, kutuplaşmalara neden oluyor. S.39

Derin Devlet nasıl olmalı:

Türkiye’de kaos ortamı doğurmak isteyen ülkelerin gizli servisleri ile onların topraklarında mücadele eden bir yapılanma. S.51

…siz çıkıp kontrolsüz güçleri kullanmaya kalkarsanız, bunlara suç işletirseniz sonuç ne olacaktır ? Adam on tane suç işleyecektir, on birincisini de kendisi için işleyecektir…. Susurluk’ta olduğu gibi diyor. S.51

Genç Subaylar Sendromu bölümü var:  Sürekli pompalanıyor. Doğan Avcıoğlu ve Yön dergisi çizgisi incelenmeli bilinmeli. “Milli Devrimci Kalkınma Modeli” öneriyorlar. Askerlerin öncülüğünde devlet-sosyalizmi öneriyorlar.( Not: Cunta mısır patlaması gibi başlıyor ve gidiyor. Zaten korunuyorlar. Suçun psikolojisi gereği hızla yayılıyor ve cunta kuruldumu biliyorsan içinde yer alırsın. Başka yolu kalmıyor, yok. Yani asker isen Cunta’dan haberdar isen mecburen şeref, namus vb. ifadelerle ortak bir ruhu paylaşmanın gereği olarak bir sel gibi içinde kendini buluyorsun. Dönüş yok. ) s.53

Bu konuda Hasan Cemal’in “Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım” kitabında da yer veriliyor. Hasan Cemal’de Yön Dergisinin elemanı.

Genç Subaylar, “Vatan millet duygusuyla hareket ettiklerinden fevri olarak yanlış yapabilirler.” Demektedir. S.62

Askeriyeye siyasetin karışmasının neticesi, Balkan faciası sebebi; Askerler arasında bölünme, İttihat ve Terakki yandaşları ile Halaskaran-ı Zabitan grubu arası bölünme s.67

Türkiye’ye 32 ülke psikolojik harp uyguluyormuş. Başlıcaları İsrail,ABD, İngiltere, Rusya, İran, Almanya, Fransa ve İtalya diyor.

Dünyada ABD, İsrail, İngiltere ana merkezli koalisyon güçleri ile AB ülkeleri ve Şangay beşlisi arasında, gizli servislerinde müdahil olduğu bir psikolojik harp, politik ve ekonomik savaş bütün şiddeti ile sürmektedir. ( Mahir Kaynak’ın görüşlerine benzer ifadeler. Mesela Libya’nın işgalinin bir gerekçesini Çin’in bu ülkede Akdeniz’e açılan bir liman sahibi olacağı kaygısı olduğunu ileri sürmektedir.) Kitapta Emekli Orgeneral Kemal Yamak’ın: “ Bu savaşlar genellikle bizim hiç kazanamadığımız savaşlardır.” Dediğini aktarmaktadır. S.69

Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak size biçilen bir rol vardır. Projeler, çok uzun sürece yayılır ve uygulanır. Bu yüzden, Türkiye’nin kırk elli yıl sonrasını görebilen liderlere ve analizlere ihtiyaç vardır.  Benim söylediğim şudur: Düz bir mantıkla idarecilik dönemi bitmiştir. Siz gelip bir makama oturursanız ve o makamda “Kanunlar bunu söylüyor, ben sadece bunlara bakarım, gerisi beni ilgilendirmez” derseniz yanlış olur. O idare-i maslahat olur. Ama yirmi yıl, otuz yıl sonrasını şekillendirmek istendiği bir coğrafyayı düşünürseniz, o zaman daha geniş bir perspektif oluşturursunuz. S.73

Psikoloji hedefler, TSK’nın yanında, Türkiye’de yükselen Türk milliyetçiliğidir. S.99 Suikastlarda milliyetçi kişiler seçiliyor böylece milliyetçili hedef tahtasına oturtuluyor. S.119 Değerlerini bilmeyen ama bunu savunduklarını iddia edenlere cinayetler işletiliyor. 121 Hedef dünya ve Türkiye’de yükselen değerler din ve milliyetçilik duygusunu yıpratmak s.125 ( Öyle mi acaba üzerinde düşünmek lazım. Yoksa kullanmak ve bir yöne sevketmek mi. Kendine mecbur mu kılmak. Bunlar aslında sana öyle bir kara çalarım ki bin sene çıkaramazsın mantığı mı. Bunu kim yapıyor, Orakoğlu’nun işaret ettiği taşeronlar mı, taşeronların bir üstü ihaleciler mi yoksa ihalecilerin de üstü işveren mi. Kim bilir. Bir büyüğün dediği gibi artık çağımızda Siyaset Dış Kuvvetlerin elindedir, kim ne yaparsa yapsın bilmeden veya bilerek dış kuvvetin emrindedir. Yani bunda iyisi kötüsü yoktur. Bu bir vakadır. Yani sağcısı, solcusu, milliyetçisi, AKP’si, CHP’si, MHP’si, BDP’Si bu düzenin dışında değildir. Çünkü oyun öyle gerektiriyor, maalesef. Allah siyasetle uğraşan herkese kolaylıklar versin. İki ucu keskin bu kılıç üstünde memleket hayrına yaptıkları işlerin ağırlığının, hizmet ettikleri daha doğrusu menfaatlerine bilerek veya bilmeyerek çalıştıkları kuvvetlerinkine yaptıkları işlerden büyük olmasını diliyorumHerşeyin iç içe geçtiği bu çağda başka türlüsü de çok zor zaten. Duadan başka elden bir şey gelmez. Bir de biraz da olsa bilgi ve düşünce sahibi olmak lazım. Neyin ne olduğunu bilirsen körü körüne hizmetkar olmazsın. Olaylara vakıf olmadığı için asimetrik bir bilgi var. Bu yüzden yapılacak yorumlarda havada kalıyor diyelim.)

… Yine devlet içerisinde kontrolden çıkmış, devlet yetkilerini ve gücünü kullanan, yabancı ülkelerin kontrolünde olduğu anlaşılan bir birimle karşı karşıyayız. S.108

… Habletmitoğlu suikastıyla başlamıştır. Eylemler devam edecekti. Ama ABD’nin Irak operasyonu başlayınca ara verildi. Bunu net olarak söyleyebilirim. S.110

Kendi kendine kendini kurumlar görev yapmıyor diye iş yapmak kutuplaşmaya neden olur, ülkeye zarar verir. S.119

Türkiye’yi iç sorunlarla uğraştırıp istediklerini yapmak istiyorlar. S.148 ( Psikolojik harple yapıyorlar bunları diyor. Peki bunda medyanın rolü ne ? )

Milletten yetki alanlar o yetkiyi kullanmada önlerine çıkan kurumsal engellere o yetkinin gücünü teslim edemezler. Diyen Emekli Tuğgeneral Tanrıverdi. S.187 ( Darbelerin anayasal dayanağı, tüzük şekline yer alan kırmızı kitap.)

MGSB;…askeri bürokrasi tarafından ve yürütme ile yasamanın değişik organlarına tanınan yetkileri sınırlayacak biçimde tasarlandığı anlaşılmaktadır. S.188

MGSB’nin güncelleştirilmesine uğraş verildiği bir dönemde bile iç tehdit algılamalarında önemli bir değişikli olmadığı ve iç güvenlik tehditlerine karşı askerin kullanılması maddesinin de yerini koruduğu düşündüğümüzde, askeri vesayet rejiminin ülkemizde daha uzun yıllar devam edeceğini rahatlıkla söyleyebilir.  S.190

 

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s