Caminin Önü, Aynanın Karşısı


Camiler bizi yansıtır. Camilerin çevresi de öyle. Cami temiz ise cemaat de temiz demektir. Böyle bir mekanda imam temiz, işler yolundadır denilebilir. Yine caminin çevresindeki hayatta orada ki üslubu yansıtır. Cemaat camiden çıkarken birbirine saygılı değilse, bu oradaki cemaat hakkında bize birşeyler söyler.

Bu memlekette Müslüman olsun olmasın yaşayan herkesin yolu elbet bir camiye düşer. Bir Cuma günü, memleketimizin bir camisinde namaza durduk. Caminin adı güzel ama veremiyorum, cami küçük bir cami de değil, üstelik semtinin merkezi bir noktasında. İçine girdikki ne görelim; yerler toz pas içinde. Alnımızda tozlar yapışıyor, üstümüz başımız perişan. Yerleri pislik götürüyor. Herhalde kimsenin eline süpürge alıpta  hayrına yerleri temizlemek aklına gelmemiş diyordum kendi kendime, daha önceki gelişimde.  Ancak bu gelişimde bu durumun bir güne de mahsus olmadığını anladım. Caminin genel bakımı Türkiye’nin hiçbir yerinde görmediğim kadar zayıftı. 

Yine aynı camide,  kapıdan girdiğinizde sizi masa başı dedeleri karşılıyor. Dedeler Caminin giriş kısmına masayı atmışlar gelenden geçen de para topluyorlar. Hayrına?!. Hayır sahibi dedeler sanki caminin muhtarı gibi masada bekliyor, camiyi pislik götürüyor ama dedeler hayır yarışında. Masaları da muhtar masası.  Dedeler bu parayı caminin temizliğinde de kullanmıyorsa, bu parayı bu yaştan sonra ne yapacaklar akıl sır alır gibi değil. Zaten bu gibi olayları artık sık gördüğümüz içim bu duruma şaşırmadım. Maşaallah meğer bu memlekette hayır toplamak isteyen ne kadar vatan sever insanımız varmış.

 Camilerin kapısından çıkıyorsun elinde makbuzlu kafasında namaz başlığı, önünde inşaat halinde bir güya Kur an Kursu’nun resmi makbuz dağıtan insanlar. Bir değil, iki değil, üç değil bazen her kapıda beş altı tane. Bazen yaşlı bir amca, bazen Kur an talebelerine yardım diyen genç tipler. Çoğu merkez camide böyle. Bunun hikmetini bir bilenlere sordum. Bu tiplerin bir kısmı bu parayı toplayıp yüzde 20’sini ,en az, ceplerine atıyormuş. Niye peki, çünkü toplayıcı hakkı diye bir racon varmış bu alemde. Böyle birşey icat edilmiş ve bunun da dini kılıfı bulunmuş, Allah’ın izini ile, töbe töbe. Gerçi bu zekat toplayan görevliler için geçerli olan bir hükümmüş ancak bizimkiler de para topluyor efendim, hayrına, bu da zekat gibi birşey, içtihat kapısını açmışlar sağolsunlar.

İşte bu camide de dedelerden sonra dışarıya çıkınca bize bu kez buna benzer bir  manzara karşıladı. Yine gençten bir oğlan güya bilmemne Kur’an Kursu için yardım topluyor, bir de makbuz kesiyor. Yalandan kesilen makbuzda zaten ne miktar var ne birşey, ortada birkaç koçan var, onu da kes kes at. Yine iş bunlarla kalsa idi bu yazıyı yazmayacaktım. Zira birileri çıkıp madem bu tiplere güvenmiyorsun para vermezsin arkadaş olur biter diyebilir. Haklılar diyelim. Ancak ben paramı dilencilere vermek istiyorum arkadaş, buna engel oluyorlar desem ne dersiniz. İşte camiden çıktım bence bu adamlardan daha muhtaç oldukları, en azından bu işi meslek edindikleri belli olan birkaç dilenci avluda göründü. Bir Polis memuru bence bu dilencilerden hiçbir farkı olmayan makbuzlu zata dokunmadan orada dilenenleri dışarı çıkardı. Hem bağırıyor, hem de bir yandan onları avludan atıyor. Hadi gidin başka yere diyor. Tabi bunu görünce cinlerim tepeme çıktı. Polise “dilencileri bırak dolandırıcılara bak asıl hırsızlar içeride” dedim ama duymadı.  Duymayınca üstelemedim. Zaten yanlış anlaşılma ihtimalim de yüksekti. Zira şimdi bunu yazınca da insan kendini kötü hissediyor. Acaba iyiliğe engel mi oluyorum diye. Ancak göz  göre göre de dolandırılmakta bir Müslüman’a yakışmıyor. Türkiye şartlarında ancak bu kişilerin onda birinin iyi niyetli olduğunu düşünüyorum. Tabi doğrusunu Allah bilir. Kötüler yüzünden iyilerin cezalandırılması da yanlış ancak yardım bu şekilde olmamalı.

Böyle bir çelişkiye izin verilmemeli. Dilencinin sadaka için beklediği ortada. Sadaka vermek ne zamandan beri yasak. Zaten dilenci, bu işten başka bir iş yapamayan insandır. Kim bir dilenciye iş vermek isterki. Kimse bunlara zaten iş de vermez. Sen bunları düşünmeden onları engelliyorsun hem de içeri de göz göre göre dolandırılmaya ses çıkarmıyorsun. Burada sözüm polisten ziyade bizim genel bakış açımıza. Bu yanlışa kim dur diyecek ona bakıyorum. Bu yardım işi bir düzene konulmalı. Bir ara Kocatepe’ye bilgisayarlı bir sistem kurulmuştu, parayı yatırıyorsun ve anında ne kadar para yatırıldığı internet bağlantısı ile merkezi bilgisayara aktarılıyor idi. Bunlar kaldırıldı ve yaygınlaşmadı. Bu neden oldu ? İnsan bu para toplayıcıları görünce, hele de yüzde 20 olayını duyunca, acaba bunlara yan gelir olsun, birileri nemalansın, kapıları kapanmasın diye mi bu işler yapılmadı diye düşünüyor. Eğer bu kişilerin paraya ihtiyacı varsa, bunlarda camilerin, Kur’an Kurslarının görevlileri ise bu tür herkesin aklına kötü şeyler getirecek yöntemler yerine parayı doğru dürüst toplayıp bu kişilere hak ettikleri maaşlar ve ücretler düzgün bir şekilde ödensin. Yani bu yan ödeme sisteminden vazgeçilsin. Müslüman bir ülkede adam gibi sistem kurulur ve adam gibi para dağıtılır. Müslümanım diyenler şaibeli işlere bulaşmasınki memlekete örnek olsunlar.

İşte camiler aynamız derken bu netameli konulardaki tavrımız nasıl yansıyor görüyorsunuz. Para ile ilişkilerimizi doğru tanımlamazsak, doğru dürüst sistemler, örgütler kurmazsak, böyle alavereli, dalavereli, şüpheli bulanık, gölgeli, gri alanlar bırakırsak bu memlekette Hak Hukuk olur mu. Hak hukuk camilerde başlar buralarda öğrenilir. İnsanların halis duygularını zedelemeye, onların iyi niyetlerini bilerek veya bilmeyerek suistimal etmeye kimin ne hakkı var.

Diyanet, eğer doğru dürüst bir organizasyon yapıp doğru bir sistem kurarsa bu işin önüne geçebilir. Aksi halde bu iş polisiye tedbirlerle çözülemez. Camiler aynamızdır. İşte Türkiye’deki her problemde böyle çözülür. Organize olunmalı, şeffaf olunmalı, dürüst olunmalı, para konularını, insan kaynağı konuları bir tertibe oturtulmalı. İnsanları birbirleri ile duyguları ile karşı karşıya getirmemeli. Yoksa herkesin başına bin polis diksen hava civa.

Umarım yazımdaki niyet doğru anlaşılır. Bir camide gördüklerimi yazıyorum. Bir Cami Türkiye’nin temsili. Kur’an Kurslarına oraya buraya yardım yapılmasın demiyorum, yapılsın ancak ölçüleri konulsun, camilerde yardım isteyenler bir tek dilenciler olsun, yolda kalanlar olsun, düşmüşler olsun. Bu sadaka onların hakkıdır. Kur’an Kurslarına yardım konusu ise zekat yardımına dahil edilebilir. Buralara toplanacak paralar kapı önlerinden sadaka sahiplerinin haklarından alınmasın.  

Allah bize Hakkı Hak bilen kullarından olmayı nasip eğlesin.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s