Bildiğini Bilmeyen Bilmediğini de Bilemez – Karar Verme Becerileri – Ders 8


Bilge insanların gönül insanlarının buluştukları temel bir erdem vardır. Bilge kişiler, gönül insanları insanın en büyük erdeminin “kendini bilmek” olduğunu ifade etmektedir. Kendini bilmek insanın hem neyi bildiğini, neyi bilmediğini, neyi hissettiğini, neyi hissedemediğini bilmesini sağlar. Düşüncelerini, duygularını bilen kişi kendini tanır, kendini tanıyınca kainatla olan bir ilişki kurabilir. Böylece varlık hakkında, varlığı hakkında bir bilince kavuşur.

Bu konu etrafında özelde kişinin bilmedikleri bilebilmesi için bildiklerini bilmesi gerekir. Bildikleri konusunda haberi ve bilgisi olmayan kişinin eksiklikleri, bilgisizlikleri konusunda da bir fikri yoktur. Kişi istediği kadar bilgi sahibi olsun ne hakkında ne kadar bir bilgisi olduğunu bilmeyen, bu bilginin doğruluğunu ve gerçekliğini değerlendiremeyen bir insanın eksikliklerini bilmesi, bilgisiz olduğunu konuları bilmesi de imkansızdır. Böyle bir kişi belli bilgi birikimi ile şuursuz ve cahildir.

Bildiklerinin envanterini çıkaran insan bilmediklerinin karşısında şaşkınlığa uğrar. Herşeyi bildiğini iddia eden kişiler ekseriyetle ne bildiğini bilmeyenlerden çıkar. Kişi bilgilerini ve bildiklerini bilse bir sıraya koysa en sonunda nihai olarak bilmediklerini öğrenecektir. Bu durumda da herşeyi biliyorum havalarında gezmeyecektir.

Yine hayatın içinde pratik anlamda da pekçok kurumda iş yürüten idareciler, çalışanlar genellikle konuların belli bir kısmına hakimdir. Üzerinde çalıştığı konu hakkında herşeyi bilir havalarında olan kişileri o işi yürütürken ki bilgi seviyeleri hakkında kanıları yoktur. Böyle durumlarda o iş yerinde, o birimde atalet ve menfaat bir numaralı konu olacaktır. Böyle durumlarda o işi yürütecek seviyenin üstünde bilgi sahibi olan yönetici, çalışan, işin gereklerini fevkalade şekilde yerine getirebilir. Ancak neyi bildiğini bilmeyen bu kişiler gerçeğin farkında olmadıkları için gidecekleri yönü bilemezler. Yani neyi bildiklerini bilmedikleri için bilemediği konuların da farkında olmadığından birimin eksiklerini giderici yönde hedefler koyamazlar. Bu durumda bu kişiler işi yürütürken sahip oldukları fazla birikimler beraber sürekli bir korku halinde yaşarlar. Zira yaptıkları işin geleceğini bilememektedirler. Bu durumda bu kişi ve yahut bu durumdaki kişiler menfaatlerini korumak adına gerçeği eğip bükebilirler. Zira bilgileri işi yürütmeye yetmekte, konularında yetkin görünmektedirler. Sahip oldukları bilginin kendilerine verdiği avantajı bozmamak adına, öğrenecekleri değiştirecekleri şeyleri bilmedikleri için, yönleri olmadığı için, kurumun birimin yönünü sürekli üzerinde yetkinlik sahibi oldukları başarılı oldukları konuya dönük olarak eğip bükerler. Yani sahip olunan bilgiyi adeta kutsallaştırırlar. Böylelikle birim gerçekte gitmesi gerektiği yöne gitmez de halihazırda sahip olunan bilgeyi dönük olarak çevrilir, evrilir, eğilir bükülür.

Bu kişiler yeni düşünce sahiplerini, gidilmesi gereken yönü söyleyenleri bir düşman ve rakip kabul ederler. Gerçeği kendi bilgileri etrafında büktükleri için kutsal kabul edilen bilgiye dokundurmazlar, kimseyi kıpırdatmazlar. Halbuki yeni fikirlerle gelenlerin gücü bilgiden değil  şuur sahibi, fikir sahibi olmalarından kaynaklanmaktadır. Çoğu durumda yenilik isteyenler bilgi birikimi yönünden bu durağan bilgiyi kutsallaştırmış olanlardan geridedir. Ancak üstünlük bu şuur halidir. Yine de ideal olan bildiğini bilen ve bilmediğini anlayan kişilerden kurulu bir kurum veya birimdir. Kurumlar, devletler bildiğini bilen bilmediğini de anlayan şuurda insanlar yetiştirmek zorundadır. Aksi halde belli bilgi öbeciklerine sahip ancak şuursuz, cahil insanlardan oluşan  birimler yavaş yavaş çürümeye mahkumdur. Türkiye’nin her kurumunda olan da budur. Türkiye yetiştirdiği insanların çürümesinin meyvelerini! toplamaktadır.

Not:

Peki daha önceki dersimizde bir kişinin ne bildiği değil ne bilmediği önemlidir demişsiniz. Bu nasıl oluyor diyorsunuz. Kişi bilmediğini biliyorsa bildiğini de biliyordur. Bir çelişki yok. Daha önceki derste işe alınacak kişiyi örnek verdik.  Bu kişiye neleri biliyorsun diye sorduğumuzda hangi yetkinliklere sahipsin diyoruz. Kişiye neleri bilmediğini sorduğumuzda cevap alıyorsak bu bu kişinin neleri bildiğinin farkında olduğunu da gösterir. Böylece şuurlu ve farkında bir kişi alırız. Aksi halde bildiklerini sayıp döken ve ne bilmediğini bilmeyen bir kişi elbette kurumunuzun faaliyetlerini yürütecektir. Ancak yukarıda örneğini verdiğimiz insanlar gibi kurumunuzu, biriminizi bir noktadan gitmesi gerektiği noktaya götüremeyecektir. Öyleyse ne bilmediğini bilen bildiğini bilir. Bildiğini bilmeyen ise bilmediğini bilemez. Bu adam da bize yaramaz.

İlgili Dersler:

Karar Verme Becerileri

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s