DEMİRKIRAT


 KİTAP NO:   25 

İSMİ:           DEMİRKIRAT                                           

YAZARIN ADI: MEHMET ALİ BİRAND-CAN DÜNDAR-BÜLENT ÇAPLI              

TARİH, YER    :         

OKUNDUĞU TARİH: 2001

YAYINEVİ: Doğan Kitabevi

 

KONU:

           

Değerlendirme

 

Yine haksızlıklar, hukuksuzluklar.

 

Kitapta 1930’dan 1960 darbesine giden süreçte Türkiye’nin demokrasi macerası aktarılıyor. Kitapta Atatürk’ün Menderes’i keşfi, CHP’den milletvekili oluşu, Demokrat partinin kuruluşu, 1946’nın şaibeli seçimleri, 1950’de Demokrat Partinin iktidara gelişi, Türkçe Ezan meselesi, Marshall yardımı, Darbecilerin hikayesi Türkeş, Cemal Gürsel ve idama giderken rahmetlilerin başına gelenler aktarılıyor. Kitapta demokrasi için kaydedilen aşamanın önemi belirtiliyor. Kitap daha önce 1991 yılında Mehmet Ali Birand ve ekibi tarafından hazırlanmış olan belgeselden hareketle ortaya çıkmış.

 

27 Mayıs 1960 darbesi neticesi hükümet düşürüldü. Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, Maliye Bakanı Hasan Polatkan asıldı. Celal Bayar’da idama mahkum edildiği halde yaşı dolayısıyla ömür boyu hapse mahkum edildi. Benzeri Afrika ülkelerin de bile görülmeyen bir vahşetle, ülkenin Başbakanı asılmıştır. Başbakan’ın iyi veyahut kötü olması fark etmez. Vatana ihanet suçu olmadığı halde yaptığı uygulamalar neticesi bir politikacının asılması bu işe ön ayak olanların cehalet, düşüklük ve zavallılıklarının göstergesidir. Maalesef Türk ordusu ve subayı bu kir neticesi büyük yara almıştır. Bundan sonra darbeler gelenek halini almıştır. O zamanın komedi mahkemelerini anlamak ve hukuksuzlukları görmek istiyorsanız bu kitabı okuyun. Belgeseli de var. Kitap yerine bunu da okuyup ibret alabilirsiniz.

 

Peki Türkiye’de hukuksuzluk mevzuları çözülmüş müdür. Hayır, bugün de Genelkurmay Başkanları Terör Örgütü lideri olarak yargılanmaktadır. Bu da ayrı bir hukuk komedisidir. Zira bir insanı darbecilikten yargılamak ayrıdır, Terör örgütü liderliğinden yargılamak apayrıdır. Devlet böylece kendisinin terör devleti olduğunu kabul etmiş oluyor. Gerçek bir devlette ise, hak hukuk tanımlarıyla yerine oturmuş olsa kimse darbeye teşebbüs edemez. Bunu önlemek isteyen ceza vermek isteyen hukuki bir düzende yine Genelkurmay başkanını terör örgütü lideri olarak yargılanmaz. Ancak bir suçu varsa da bu aşamaya gelmeden denetim mekanizmalarıyla ortaya çıkar, bir hukuksuzluğa teşebbüs etmişse de en kısa zamanda cezasını alır ve cezasını da çeker.

 

Yine binlerce insanı öldürmüş terör örgütü lideri cezası onanmış olan bir şahsın, kurtarılması için koskoca Meclis kanun değiştirmez. Suçluya cezasını verir adamı kurtarmaz. Yine hırsızlar yer yokluğu nedeniyle sokağa salınmaz. Katiller, sapıklar gereken cezayı misliylen alır. Meğerki bir ülkede Hak ve Hukuk olsa. Hukuk ve Hak kültürü bir ülkeye yerleşmiş olsa herkes kendini bilir, hakkın ne olduğunu bilen, suçunu da cezasını da ödülünü de bilir.

 

İşte kitap Türkiye’de hukuksuzluk kültürünü yerleştiren, güçlünün milleti dönüştürme gücünü kendinde gördüğü kültürü memlekete aşılayan zihniyeti eylemleri ile gözler önüne seriyor. 27 Mayıs 1960, Türkiye’de nezaketin ve hukukun betona gömüldüğü bir tarihin başlangıcıdır. Maalesef insanların olaylar içinde nelere alet olduğunu görmek tekrar aynı deliklere düşmemek için okunması gerekir. Zira o dönemde gençlikle beraber darbeyi desteklediğini söyleyen Birand’da bunu ifade etmektedir. İnsanlar olaylar içinde doğru değerlendirme yapamaz. Cehennem iyi niyet taşlarıyla döşelidir. Peki iyi kötüyü nasıl ayırt edeceğiz, olayların içinde doğruyu nasıl anlayacağız. Bu da saf düşünceyle, saf bir kalple olur bunun içinde çalışmak, okumak ve düşünmekten başka bildiğim kolay bir yol yok maalesef. Türkiye’yi anlamak için okuyun, bu kitapta bir dönemi anlamak için değerli bir kaynak. Belgesel olarak da izleyebiliyorsunuz.

 

Bir daha memleketimizde darbelerin olmamasını sivil olsun, asker olsun ne olursa olsun oligarşiler olmamasını diliyorum. Hakkın ve hukukun olduğu bir ülke diliyorum. Adaletin var olduğu iyi insanların değil haklı olanların hakkı olanların kötülerden değil haksız olanlardan daha iyi korunduğu bir ülke istiyorum. İyi ve kötü kişiden kişiye değişmez mi, öyleyse hak ve hukuk ne ise belli olsun ve herkese eşit uygulansın. Unutulmasın zalim bile payidar olur ancak adaletsiz bir idare ne kadar iyi olursa olsun payidar kalamaz.

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s