Kadını Polisle Korumak İsteyen Akılsızlık


Kadına yönelik şiddeti önlemek için kadınlara koruma vermeye kalkılması bunun çare olacağının düşünülmesi Türk insanının, bürokrasisinin, medyasısının nerede olduğunu gösteriyor. Çürümenin son noktası burasıdır.

Türkiye büyük bir cehalet batağında. Maalesef şuuru, düşünmeyi kaybetmiş insanlar tepkisel davranışlar veriyor. Türk toplumu, hayvanlar  gibi tepkisel davranışlar veriyor. Oysa insanlar düşünerek hareket eder. İnsan sorunlarına düşünürek karar verir. Çünkü yüzleşeceği sorunların büyük kısmı yine insan kaynaklıdır. İnsanlar ise düşünebilen yaratıklardır. Bunlarla başa çıkmak binlerce koyunla başa çıkmaya benzemez. Kendini kontrol edemeyen bir çocuğunuz oldu mu ? Onu eğitmek onla başa çıkmak ne kadar zordur. Çok zekice hareketler yapar, strateji kurar taktik geliştirir, duygu sömürüsü yapar, bağırır, şiddet kullanır, tedhiş yapar. Yapabildiklerini gördükçe şaşırır kalırsınız. Sizi esir alır. Sevdiğiniz için bile bile katlanırsınız. Bu çocuk kendini yönetebilme, tartabilme, düşünebilme kapasitesi kazandıkça olgunlaşır ve toplum içinde davranabilir.

İşte insanların idaresi onların ihtiyaçlarını, seviyelerini bilerek olur. Düşünerek, eğiterek insanlar bir noktaya gelir. Olgunluk ve ilerleme diye birşey vardır. Bunlar olmaz ise şayet kişi toplumla ilişki kuramaz. Toplumla ilişkilerini kuramamış insan nasıl olacakta kadın erkek ilişkilerini sürdürecek.

Bütün bunlar üzerine ise düşünmek, konuşmak tartışmak gerekir. Eğitim aileden başlar. Din, dil, kültür, toplumla şekillenir. Böylece bir toplum bir millet oluşur.

Kadına şiddet olayları artıyorsa bu artık millet olmaktan uzaklaştığımızı gösterir. Eğitim sisteminin hatalarını ortaya koyar. Müslümanlardan oluştuğu söylenen toplumda din konusunda, ahlak konusunda, görgü konusunda, toplumsal yapı konusunda , dilin oluşturduğu düşünce ve tanımlar konusunda çatırdamalar olduğunu ortaya koyar.

Bunlara bakarak çözümler üretilmesi gerekir. Heyhat. Bir doktora giden insana doktor asgari sorular sorar ve hastalığı belirtilerinden teşhis eder. Hastada ateş bir hastalığın belirtisidir. Ateş bir yerlerde bir problem olduğunun belirtisidir. Siz o hastalığı tedavi etmezseniz ateşi düşürmek çare olmaz. Sürekli ateş düşürücü ile devam edip asıl problemin kaynağına inmezseniz hasta gider.

Kadına şiddet bir hastalığın belirtisi gibidir. Tıpkı ateş gibi. Ateş düşürücülerle bi işi çözmeye çalışmak ancak çocukluk olabilir, kendini doktor yerine koymak olabilir. Her kadının başına bir polis verme fikri ancak bir çocukluk belirtisidir. Bunu ifade edenler ise koca koca politikacılar, bakanlar, medya, kadın örgütleri vesaire. Şu işe bakın. 

Ellerini başlarının arasına alıp kimse bu işi nasıl çözeriz demiyor. Düşünmek zor geliyor çünkü o zaman kralın çıplak olduğu anlaşılacak. Bir örnekle ortaya koydukları çözüm üstüne düşünelim. Basit bir hesapla İstanbul’da 100.000 kişilik ilçede 20 polisin olduğu bir karakol düşünelim. Burada  korunması gereken 10 kadın olsun. Peki bu koruma nasıl olacak. Karakolun yarı polisi 24 saat bu kişileri korumaya kalksa kalan polisler tüm işleri yapsa bile 11. kadın başvurunca bu iş nasıl olacak. Bu olaylar çığ gibi büyürken bu korumalar hangi kişiye, nasıl, ne zaman, ne şekilde müdahale edecek. Zaten gelen kişi öldürmeye geliyor. Öldürmeyi kafaya koymuş ceza evine girecek. İçeri girince zaten çok çok 10 sene yatar çıkar. Teröristlerin başına ne yapılıyor ki. Öldürene ne ceza veriliyor ki. Adam o rahatlık öldürmeye geliyor. Yanından polis gidince öldürüyor. Olsa gene öldürür. Adam kafadan rahat insanın kıymeti yok diye geliyor zaten. Adam kafasında meşrulaştırmış olayı. İster haklı gerekçesi olsun ister olmasın, kafasında bitirmiş olayı. Sen ondan sonra ne yapabiliceksin ki.

Sen ey ahmak idareci. Senin vazifen bu kişi o öldürme işini kafasına koymadan önce tedbirini almak. O kafayı değiştirmek. Hatta sorunun çıkmasını önlemek. Yani kadınla erkek arasında sorunlar niye çıkıyor. Bunun geçmişi nedir. Bunun sebepleri tespit etmek. Sorun çıktı mı ? Bu sefer bu adam öldürmeye nasıl bu kadar kolay gidebiliyor. O düşünceye nasıl ulaşıyor, onun sebeplerine kafa yormak. Devletin kurumları, ceza kurumları niye var. Sen niye varsın işte mesele bunlara cevap verebilmek. 

İşte koca koca politikacılar çıkıyor ve bu işi polislerle çözeceklerini sanıyor. Medya buna çanak tutuyor. Çünkü onun için düşüncenin bir önemi yok. Soruna gerçekte bir çözüm bulunsun diye bir derdi yok. Muhabir verdiği habere yabancılaşmış. Muhabirler, editörler zaten üç kuruşa çalışıyor. Bir an evvel sansasyonel haber verilsin yeter. Köşe yazarlarının keyfi yerinde. Haberi kovalamıyorlar, canları acımıyor. Bilmiyorlar. İki yazı yaz paranı al. Gazetecilik diye bir durum ortada kalmamış. Olayı dert eden yok. İlgilenmekle olaya deyinmek karıştırılır olmuş. Heidegger’in dediği gibi ilgi yozlaştırılmış. Halbuki ilgili olmak işin içinde olmak yaşamak demek. Bu konunun içinde olan yok.

Türkiye’de insanın canının bir kıymeti yok. Kimse ilgili değil. YAni bu işi dert edinmiyor. İnsanların canı kimsenin ilgi alanında değil. Yalandan, -mış gibi bir ilgi değil bahsedilen. İşin içinde olmak demek ilgi. İlgili olmak bu işi meselesi yapmak, bu işin merkezinde olmak demek. Yok böyle bir siyasetçi, yok böyle gazeteci, yok böyle bir insan. Memleket yalancıların dünyası olmuş. Herkes olaya kıyısından deyinip, iki laf söyleyince ilgili olduğunu sanıyor.

Yazık ölen kadınlara, yazık tüm ölen vatandaşlara. Yazık öldürenlere. Onlarda hayatlarını kaybediyor. Demekki bir ruh hastalığı hali var. Ya geride kalan çocuklar. Onların her biri potansiyel birer yaralı. Yetim, öksüz. Babaları katil, anaları mezarda. Ve kimse dönüp gerçek manasıyla bakmıyor. Dini değerleri önde olan partiymiş sözde. Sorunlar böyle mi çözülür. İnsanlar nasıl olur da böyle sinek gibi ölür, öldürülür.

Herşeyi düşünmek lazım, her konuyu düşünmek lazım. Konuyu idama bağlamayacağım, merak etmeyin. Ancak düşüncesiz insana sonuç sunmak en büyük zulümdür. Ey okuyucu sen de muhtemelen düşüncesizin tekisin. Cahille etme muhabbet küstürürsün, cam kırığı ile etme taharet kestirirsin. Sen ki daha ölümle hayatın, ilgi ile alakanın, düşünce ile okumanın, insanla hayvanın, kendinle başkasının farkını bilmiyorsun ki. Düşünmüyorsun. Cahilin cahili körsün. Sen mi bu öldürülen kadınlara çare olacaksın. Sen mi bu kadınları kurtaracaksın.

Ahlaksız din olan ülkede, düşünce ahlakı kurmazsa şayet kültür dinle harmanlanmazsa, insanlar din olmadığında da düşünmez ve değer yaratmazsa bu işler nasıl olur. Okullarında değer öğretilmeyen, hal dili ile sahtekarlığı aşılayan okullarda yetişen insanlar katil olmazda ne olur. Rapor alarak izin almayı çocuklara öğretenler, okulda öğrendiği derslerle sınavları kazanamayan öğrenciler kime inanacaklar.

Siz ÖSYM sistemi ile çocuklara okulda öğrendikleriniz yalan diyorsunuz. Gerçekle algısını koparıyorsunuz ve sonra çıkıp diyorsunuz ki kadına şiddet uygulama. Kadına el kalkmaz. Hadi lan ordan. Sen hangi değeri verdin ki. Değersiz kanalları, paraya tapan medya kanalları vatandaşı eğitecek öyle mi. Adam insanı öldürecek, toplumu mahvedecek ve ceza almayacak bir sene bile olmadan dışarı çıkacak. Hadi oradan.

Kadını tv’de reklamlarla şişireceksiniz. HAyatının değerini para yapacaksınız lüks hayat yapacaksınız, kadına bir eğitim, bir değer vermeden sonra onu erkekle eşit hale getireceksiniz sonra aile ifsat edeceksiniz dizilerle milleti mahvedeceksiniz sonra ahlak dersi vereceksiniz. Uyumlu dengeyi, sahte bir eşitlik yalanı ile bozacaksınız. Düşüncesizce her değeri, her tanımı bozup al aşağı edip, aşağılayacaksınız. Tanımları içi boş yalanlar haline getireceksiniz. 

Erkekleri tvlerde kadınlarla bilmemlelerle gözü dışarıda bırakacaksınız. Hiçbir değer sevgi vermeyeceksiniz. Kadın erkek ilişkisini doğru dürüst anlatmayacaksınız. İşsiz bırakacaksınız. Aileyi koruyucu önlemler almayacaksınız. Mesela iş veren asgari ücretli işçi kadını işe alınca daha az vergi ödeyecek  ve erkekler işsiz kalacak. Boşanmalar artacak. Dul kadınlar daha çok işe başvuracak ve kısır döngü ile işsizliği arttırıp erkeklerin altına bomba koyacaksınız. Sonra aileden bahsedeceksin, hadi oradan.

İş yerlerinde hiçbir sıfatı hak etmeyen kadınları idareci yapacaksınız, sonuç üretemeyecekler. Kadın tabiyatlı kişiliksiz erkekleri üst yerlere getireceksiniz. Çözüm üretmeyecek ağzınıza bakacak. Sonra memleket bu halde diyeceksiniz. Hadi oradan.

Tüm düşünmeleri yobazlık, tüm önerileri gerilik, tüm gerçekleri yalan diye göstereceksiniz. Feminizm diye kadınları iş alanlarına sürüp ucuz iş gücü yaratmak uğruna kadınları mahvedeceksiniz. KAdını mahvolan toplumun ailesini mahvedeceksiniz. Her türlü tüketimi azdıracaksınız. Kıskançlığı, istemeyi azdıracaksınız ondan sonra huzursuzluk yaratacaksınız. Size bu yanlış diyene irticacı diyeceksiniz sonra tvlere çıkıp kadınlar ölmesin diyeceksiniz. Bu yalanlara karnın tok olsun millet. Hadi medya çek git. 

Evdeki kadını değersiz göstereceksiniz, çocuk yetiştirmeyi soytarılık sayacaksınız, kadının yetiştirmediği çocuklar oluşturacaksınız, kadını evde değersiz, dışarıda meta haline getireceksiniz. Sonra kadın değerli diyeceksiniz, bas git kardeş, yemezler yalanını.

Adamlara paradan başka değer bırakmayacaksınız. Geçim derdinden başka düşünme fırsatı olmayan bu insanları değersiz, inançsız bırakacaksınız. Sonra her türlü fuhşu her yerde serbest bırakacaksınız. Adamların gözüne sokacaksınız. Dünyada bu kişileri değersiz bırakacaksınız. Adamların hareket alanı kendini ifade biçimi kalmayacak. Bocalayacak. Üstüne üstlük başı boş bıraktığınız, eğitmediğiniz, sokağa attığınız bu zavallı adamların olduğu ülkede hukuk hırsızları katilleri koruyacak. En büyük öldürme cezası 10 sene olacak. Adam öldürmek sıradan birşey olacak. Katili korumak adına maduru mahvedeceksiniz buna adalet diyeceksiniz buna karşı çıkana laf söyleyeceksiniz. Buna da insanlık diyeceksiniz. Hadi oradan.

Polisle, avukatla, yok kadın sığınma evi ile koruyacağım diyeceksiniz. Dinin ahlakın, insanlığın, toplumun, toplum baskısının, ilişkilerin, aile içi ilişkilerin, milletin, ölüm cezasının ne olduğunu bilmeyeceksiniz. Bunların tanımlarını bozacaksınız. Anlamsız hale getireceksiniz. Dizilerle, medya ile kasıtlı bir bombardıman yapacaksınız. Gerçeği yok sayacaksınız. Düşünmeyi öldüreceksiniz. Bizim yerimize sonuçlara ulaşıp, bizim adımıza saçma sapan oyalayıcı çözümler sunacaksınız, bunlarla para, şan, şeref kazanacaksınız. Kadının dirisinden, ölüsünden beslenen vampirler, toplumu bozan hainler, şikayet edende, işi bu hale getiren de sizlersiniz. Bir tiyatro kurup herkesi oynatanlarsınız. Elbet sizle de oynayacaklar. Allah büyüktür.

Size bir kez daha hadi oradan diyorum.

Sizi Allah’a havale ediyorum. Cehennem lüzumsuz değil. Boynuzlu koyunun boynuzsuzdan hesap soracağı zaman geldiğinde haksız yere öldürülen kız çocuğu hakkını istediğinde sizi paralarınız, medyalarınız, makamlarınız, yalanlarınız kurtarsın da göreyim. Sizi gidi samimiyetsiz yalancılar. Sizi gidi insanın canına bir gram değer vermeyip, paraya taptığı halde insanlık havarisi kesilenler. Sonunuz çok yakan. Elbet bir gün adalet yeryüzüne egemen olacak. Elbet bir hesap günü var. Bu dünya da olmazsa elbet ahirette bir hesap günü var.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s