Yetenek Tesbiti Acun’un mu İşi ?


Bugün itibari ile olimpiyatlarda ilk madalyamızı aldık. Yarışmaların ortasına gelinmişti ve bir tane bile madalya alınmamış idi. Tam bu sırada güreşte  alınan bronz madalya ile sevindik. Halbuki yarışmaya kalabalık bir katılım oldu. Adı üstünde kalabalık. Zira her işte nitelik yerine niceliği ön plana çıkaran   yeni Türklerin zihniyeti, her işinde çokluk arıyor. Oysaki meseleler sayı meselesi değil, nitelik ve kalite meselesi. Bu kalite ise ancak düşünülerek çalışılarak elde edilir.  Sistemli bir düzende iyiler, bir işe meyili olanlar bilgi ve birikimle, tecrübeyle tespit edilir ve yetiştirilir. Peki bunu kim yapar ?

Yetenekleri kim belirler, onları kim yetiştirir ?

Acun mu ?

Acun’un programı “Yetenek Sizsiniz” bir TV şovudur. Nihayetinde bir gösteridir. En yetenekliği seçmekten ziyade en çok izleneni ön plana alır. Takdir edilir ki bu yarışmadan ciddi bir sonuç beklemek bizim yanlışımız olur. Acun’un yarışması, bir şovdur.  İzler geçersiniz. Ancak bu programın önemli bir zararı daha doğrusu mahsuru vardır.  Yetenek, beceri türü kavramları pespayeleştirmektedir. Yetenekli, becerikli insanların tesbitini bir cambazlık gösterisine indirgemektedir. Halbuki yeteneklerin tesbiti işi o kadar önemlidir ki büyük denilen devletler büyük olmuşlarsa ancak bu şekilde olmuşlardır.

Yetenek ve beceri tesbiti işi eğitim sisteminin işidir. Milli Eğitim bakanlığının görevidir. Ortaöğretim denen şeyin görevi budur. Ama heyhat. Şu an içim sızlıyor. Yazarken bile üzülüyorum. Bizim eğitim sistemimizin böyle bir amacı var mı ?

Biz küçükten başlayarak çocuklarımızın bedensel yeteneklerini, zihni yeteneklerini, edebi yetenekleri, el becerilerini, kafa yapılarını, müziğe olan duyarlılıklarını tesbit edebiliyor muyuz ? Böyle bir amaca rastgeldiniz mi ?

Hayır. Öğretmenler bile bunun şuurunda değil. Herkese herşeyi verme derdinde. Torna tesviğe atölyesi gibi herkesin müzik dersinde, beden eğitimi dersinde, fizik dersinde, matematik dersinde ortalama bir başarı tutturması bekleniyor. Oysa bu derslerin maksadı yetenekli kişileri seçmek yönlendirmek, bu derslere meyli olmayan öğrencilere ise genel bir zevk, anlayış ve bilgi vermek. Estetik duygularını geliştirmek.

Oysa biz de her ders bir zulüm. Her ders çalışma gerektiren bir bilgi yığını. Üstelik bu derslerde alınan bilgiler size hiçbir fayda sağlamıyor. Yani Üniversite sınavında sorulan sorular ile bu derslerde öğretilenler arasında dağlar kadar fark var. Daha öğrettiği şeyleri soramayan bir Milli Eğitim sistemi.

Milli EĞitim sisteminin yetenekleri tespit edip bunları yönlendirmesi lazım. Bunu ifade ettik. Ve bu durum üniversitelerle uyumlu olmalı. Yani ortaöğrenimde kişi spora yatkınsa buraya yöneltilmeli buna uygun bir üniversite programına gitmeli. Ya da buna paralel bir eğitimini sürdürebilmeli. Aynı durum müzik konusunda da böyle. Yine mesela fen bilgilerine yatkın bir öğrenci bu kulvarda gitmeli. Fen Lisesini okuyan bir öğrenci tekrar tekrar sınava sokulmamalı. Asıl işine bakıp kendi yolunu çizmeli. Eğitimin maksadı öğrenciye yön çizmektir.

Gelgelim yukarıda ifade ettiğimiz gibi bırakın böyle bir yönlendirme işini Milli Eğitimle, Üniversiteler arasında en ufak bir uyum yok. Derslerde ezberletilen konularla, üniversite sınavında sorulan sorular arasında dağlar kadar fark var. Böyle bir şey nasıl olabilir ? Burada bir kasıt var. Öğrencinin onlarca yıl aldığı eğitim bir anda yok sayılıyor ve tekrar sınava girmek için yıllarca tekrar çalıştırılması hedefleniyor. Yani dersten başını kaldıramasın mantığı var. Zira eğer zaten okulda öğrendiklerinin benzerleri sorulmuş olsa çocuğun bu kadar da sınav için çalışması gerekmeyecek. Ama sanki onun yıllarca öğrendiği herşey bomboş hale getiriliyor. Buradaki niyeti umarım anlamışsınızdır.

İnsanın bu noktada sorası geliyor. Milli Eğitim sistemi öğrencinin yeteneğini belirlemiyorsa, üstüne üstlük ortalama olarak herkese öğrettiği konular bir işe de yaramıyorsa, Milli Eğitim neye yarıyor. Üniversite Sınavında Milli Eğitimin öğrettikleriyle alakalı değil sorular. Ekstra çalışma olmaz ise bu sorular yapılamıyor. Demek ki Milli Eğitimin öğrettikleri boştur gibi bir sonuç ortaya çıkıyor. Öğleyse onlarca yıl bu çocukları, gençleri harcamanın mantığı nedir. Ülkemizin yeteneklerini, temel sermayesini böyle harcamaya kimin hakkı var.

Bu yetkiyi size kim verdi ?

Sizin temel göreviniz sporcu olabilecek, iyi bir doktor, mühendis olabilecek, iyi bir müzisyen olabilecek, iyi bir tarihçi, iyi bir tüccar, girişimci, iyi bir öğretmen, iyi bir arkeolog, iyi bir din bilgini, olabilecek nitelikli kaliteli insanları yetiştirmek. Kişilere iş zevkini, meslek aşkını yerleştirebilmek. Bilgi sevgisini verebilmek. 10 sene boyunca verdiğiniz eğitimle çocuğu gözlemleyip yavrum sen şu yolda gidersen başarılı olursun diyebilmek.

Heyhat. Nerede yaşıyoruz. Hangi ülkedeyiz. Sömürge desen değil, cehaletin beşiği desen bir nebze. Nasıl oluyor bu işler akıl sır ermiyor. Büyük ülkeler yetenekli insanlarını seçerler dedik. Bakın ABD’ye, bakın Çin’e, Rusya’ya. Bunlar spor dallarında en iyileri bulup yetiştirmede uzman. Biz de sporlar uğraşan bir genç elinden başka bir iş gelmeyen, nerede yaramaz tip varsa onlardır. Halbuki sınav harpleri sahasına sürdüğünüz kıymetli gençler pek ala sporda başarılı olabilirler. Müzik sahasında böyle. Fizik sahasında böyle. Yeteneklerin bu kadar kolayca harcandığı, dikkate alınmadığı bir ülke var mı.

Yetenek kavramı pespayeleşiyor. Oysa yetenek ve beceri kelimeleri başarının altın anahtarıdır. Devletin, hükümetin, insanların, insanlığın, milletin temel görevi bu yetenekleri kullanmaktır. Onlara ortam sağlamaktır. Bugün millet ne için Amerika’ya gidiyor. Çünkü giden kişi biliyorki bir yeteneği varsa orada bulunacak. O yeteneği parlatılacak. O yetenekle ekmek yiyebileceği bir ortam bulacak.

Osmanlı bu işi sadece yönetici sınıfı için yapmış idi. Enderunla devleti idare ediyordu. Sadece bu noktada bile Osmanlı büyük bir başarı sağladı. Oysa çağımızda öne çıkmanın yolu sadece devletin idarecisinin yetişmesiyle biten bir iş değil. Toplu halde bu düzen ve disiplinle yeteneklerin avlanması, yetiştirilmesi meselesi var.

80 milyonluk ülkeden iki- üç yetenekli yıldız Türk futbolcu piyasaya yetiştirilirken, Almanya’da iki-üç milyon Türkten, üç tane Alman milli takımı çıkacak kadar yetenekli oyuncu yetişiyor. 33 tane. Bizim 33 katımız. Nüfusu da oranlarsak 33*40. Yani Almanya’nın bize göre insan yetiştirme gücü1320 kat fazla.

Bakın iyi hesap edin. Almanya’nın insan yetiştirme potansiyeli senden 1320 kat fazla. Varın siz düşünün. Amerika ve Çin sporda yeri geldi Almanya’nın üstünde öbürlerini de siz hesap edin.

Almanya ile aramızdaki bu 1320 katlık gerçek fark Milli Eğitim Sistemimizin ve de tüm sistemimizin zavallılığının bir göstergesidir. Afrika’da sıradan bir ülkeden bile daha çok futbolcu çıkıyor. Onlarca oyuncu çıkıyor. Demek ki bizim Milli Eğitim sistemimiz sadece kötü değil, üstelik daha da kötüsü kasıtlı bir şekilde öldürücü. Yetenek öldürücü. Kötünün kötüsü bir rezalet var ortada. Çocuklara hiçbir eğitim vermesek bile 80 milyonluk ülkeden 10-20 arası topçu tesadüfen çıkardı. Bunu Afrika’ya bakıp rahatlıkla söyleyebiliriz. Ancak gelgelelim memlekette futbola bu kadar sevgi varken, çocuklar gece gündüz top oynarken duruma hale bak. Türk çocuğunun futbola yeteneği de var üstelik. Sonuçta elimizde bir iki bilemedin iki buçuk yıldız oyuncu var. Halimizin vahametini görüyor musunuz.

Bilime, sanata bu kadar teveccüh olmadığı için zaten oralardan ne beklenebilir. Futboldaki yetenek ve becerileri harcıyoruz. Bu diğer dallara da işte böyle yansıyor. Bu herşeyi gösteriyor.

Eğer Türkiye’de bir devlet varsa, bir millet varsa, bir hükümet varsa ve de iyi niyetli ise bugünden tezi yok elini başının arasına alıp bu meselelere kafa yormalı. Yetenek ve beceri nedir bunu tespit etmeli. Milli Eğitim ve üniversitenin uyumunu nasıl sağlarım bunu düşünmeli. İnsan kaynağını heba etmekten vazgeçmeli. Bina dikerek, stad yaparak, finans binalarıyla işlerin olmayacağını, işin insanda bittiğini birilerinin bu insanlara anlatması gerek.

Umarım anlarlar ve dinlerler.

One response to “Yetenek Tesbiti Acun’un mu İşi ?

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s