LİMON AĞACI


KİTAP NO: 0250
İSMİ: LİMON AĞACI Bir Arap, Bir Yahudi ve Ortadoğu’nun Kalbi
YAZARIN ADI: SANDY TOLAN Çev:Özkan ÖZDEM
TARİH, YER : Eylül 2009 İstanbul
OKUNDUĞU TARİH:  Ağustos 2012
YAYINEVİ: Pegasus Yayınları

KONU:

Sandy Tolan tarafından yazılmış bir kitap. Kitapta 1947’de İsrail kurulmadan önce Bulgaristan’da yaşayan bir Yahudi ailenin kızı Dalia’nın İsrail’e göçleriyle yerleştikleri içinde bir limon ağacı olan evin önceki sahipleri olan Filistinli Beşir’le tanışmaları konu ediliyor. Bu iki ailenin karşılaşmaları etrafında geçen hikayede İsrail’in tarihi, Yahudilerin İsrail’e nasıl ve neden hangi şartlarda göç ettikleri, İsrail’in kurulması ile Filistinlilerin zorunlu göçe tabi tutulmaları anlatılıyor. 1900’lu yılların başından 2000’li yıllarda utanç duvarının örülmesine kadar geçen süreçteki tarihi olayların bir kısmı yazar tarafından bu olayların etrafında aktarılıyor.

Ramla kasabasının el değiştirmesi. Kovulan Arapların mülteci kamplarında bilenmesi. Filistinlilerin Araplarda yedikleri kazık. İsrail devletinin Yahudileri manipüle etmesi. Yeni bir vatan için Yahudilerin kitaplarında yazanları yok sayması. Çaresizlikten doğan bir gaddarlık. Haklının nasıl haksız hale düşmesi. Mazlumun zalime dönüşmesi. İnsanın dönüşmesi. İnsanın, insanlığın hikayesi. Yahudilerin hikayesi bir toplum üstünden insanlığın dönüşümünün hikayesi. Yahudi milletinin hikayesine bakınca onlar hepimiz için bir ibret olsun diye var diyorsunuz.

Kitabın Değerlendirmesi:

Bu metin edebi bir şaheser değil. Özellikle çeviri olduğu için her halde bir duygu aktarımı olmuyor. Çeviri kötü. Cümleler kimi yerde düşük düşük. Çeviri İngilizce’den yapılmış. İbranice aslı var mı bilmiyorum ama acaba ondan yapılsa daha mı iyi olurdu yoksa çeviri mi özensiz diye düşündüm ancak bir karar veremedim. Yine de kitap anlaşılıyor, dilden fedakarlıkla konuya kendinizi bırakıyorsunuz. Kitabı kötü diline rağmen bitirebilmiş olmamı kitabın konusunun iyi olmasına bağlayabilirim.

Kitapta genelde olan olaylar tarafsız bir gözle verilmeye çalışılmış. Yani tarihler olaylar objektif aktarılmaya çalışılmış. Ancak yazarın Filistinlilerin başına gelenleri hissetmesi, yani onların duyguları ile hislenmesi mümkün olmamış. Olayların dışında duruşunu kitap boyu muhafaza etmiş. Maalesef onların yerine koyup hislenmesi mümkün olmamış. Empati kuramamış. Sadece kuru ifadelerle onların ne düşündüklerini aktarıyor ve kendi düşüncelerini yediriyor. Zaten kendi bakış açısı hissediliyor. Yer yer Arap’ları hayvan yerine koyan ifadeleri alt metinlere yediriyor. Mesela “döllenmek için dua ederler, erkek evlat isterler, aşırı heyecanlı olurlar, kızgın olurlar vs”. Önyargılarını kitaba yedirmiş ve millete ulaştırmış. Kendi alicenaplığını bol bol ifade etmiş. Ve Araplarla konuşmasının temelinde ise onlara karşı duyduğu korku var. Romandaki kahraman korkuyu gidermek için konuşuyor yoksa Araplara karşı en ufak bir saygı veyahut merak duymuyor. Yazarın kahramanı aracılığı ile aktardığı diyaloglar ve yaptığı yorumlar o kadar ürkütücü ki sanki uzaydan gelmiş birisi var ve yeni bir tür olan bu yaratıklarla iletişim kurmaya çalışıyor gibi bir izlenime kapılıyorsunuz.

Yazar “kitapta bizim bir ülkemiz yoktu. Burası ülkemiz ve geldik. Sizin evlerinizi işgal ettik tamam. Ama biz gitmeyeceğiz evinizi de vermeyeceğiz. Fedakarlık yapın barışalım” diyor. Filistinliler ise, “arkadaş bak burası bizim ülkemiz. Siz bizi evimizden kovdunuz. Evimizi verin anlaşalım” diyor. Ancak Tolan ifade ettiği gibi Yahudiler bu evleri işgal etmişler ve geri dönülemeyecek bir yola girmişler. Çıkmayacaklar. Bu evler bizim diyor. Filistinli adam da evini istiyor. İşin tuhaf tarafı Tolan bu durumdan bahsediyor ama evden çıkmaktan bahsetmek bir tarafa romandaki kahraman Beşir’in evden çıkın demesini anlamıyor. Adamı teröristlikle suçluyor. Hem adamın evini almış, hem de adama sen hiç fedakarlık yapmıyorsun diyor. Adamın zaten bir sınırı kalmamış ki. Vereceği her şeyi elinden almışsın. Fedakarlık yapacak neyi kalmış. Yurdu yok. Ve bir arada yaşayalım diyor. Adamda diyorki iyi güzelde kardeşim biz nerede nasıl yaşayacağız. Tolan ve romandaki kahraman Dalia buna bir cevap vermiyor.

Kitabı okuyunca barış marış olmaz kardeşim sonucuna kendiliğinden ulaşıyorsunuz. Üstelik yersen Araplara anlamaya çalışıp biraz hak verir gibi yapıp Araplar haber anlamaz tipler olarak çizilmiş. Kitabı okuyunca Yahudilere de üzülmüyor değilsin ama gelgelelim kanı kanla yumazlar. Birilerinin sana yaptıklarını başkalarına böyle çektirerek nasıl düzelteceksin. Hem kendi elinle düşmanlar yaratarak ne yapmaya çalışıyorsun ? Kitap bu soruları sorduruyor. Yazarın Yahudilerin yaptıkları katliamlara keskin bir itirazı yok ancak yine de hak yerini bulsun diye yer yer ifade etmiş, ufak eleştiriler yapmış.

Yine romanda Filistinlilerin Yahudi varlığına itirazlarının olmadığı anlaşılıyor. Ancak kitapta bu Beşir’in 1917’den önce gelenleri istiyor diğerlerini istemiyor diye aktarıyor. Oysa genel hatları ile Kudüs’te zaten Yahudiler mevcut idi. Buna genel olarak Müslümanların bir itirazı yok. Ancak insanların evinden sürülmeleri ve Kudüs’ün tek tipleştirilmesi, yani Yahudileştirilmesine itiraz olduğu açık. Araplar ve Hristiyanlar kalmasın bir tek Yahudiler olsun istiyorlar. Bunu ise korkuyla, ve baskıyla yerleşikleri kaçırarak yapmaya çalışıyorlar. Ancak kendilerine bir itiraz olduğu zaman ise tüm konuları kendi çerçevelerinden yansıtmayı müthiş bir maharetle beceriyorlar. Ancak gerçeklerin üstü örtülmüyor. Filistinliler de bir yere gitmiyor zaten gidecek yerleri de yok. Yahudilerin bir anlayış geliştirip bir düzen kurabilmeleri zor görülüyor. Yıllarca devletsiz kalmış bir millet tüm acemiliyi ile keskin bir milliyetçilik davası güdüyor. Ancak takip edilen bu modern ideolojik yaklaşımın bir kutsal mekanda denenmesi ateşle oynamanın ta kendisi. Bu yüzden sıkıntıda buradan kaynaklanıyor. Kitabın akla getirdiği sorulara ve sorunlara Yahudilerin verebildiği cevapların yetersiz olduğu anlaşılıyor. Ancak yine de Tolan’ın bir cevap aramış olması bir umut var mı acaba sorusunu cılız da olsa akla getiriyor.

Allah sonumuzu hayretsin. İngilizceniz varsa kitabı İngilizce aslından okuyabilirseniz daha iyi olur. Kötü bir kitap değil, okunabilir. İsrail’in kuruluşunu ve İsrail sorunun tarihini genel hatları ile öğrenmek istiyorsanız kitap fena değil. Bir hikaye etrafında kısaca olayları aktarıyor. Zor zamanlardan geçen Ortadoğu’da ortaya çıkacak olan bir üçüncü dünya savaşının arefesinde olduğumuz şu günlerde modern zamanların dayattığı ulus devleti ideolojisinin bizi sürükleyeceyi yeni bataklığın Ortadoğu’daki hikayesi.

 

 

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s