Marifetsiz Küçük Dev Muhterisler Ülkesi


Bu ülkede bir araba neden üretilemez biliyor musunuz ?

Bunun birden fazla ve karışık cevabı var. Ancak bir yönünü çizmek istiyorum.

Maalesef ülkemiz cahiller ve kibirliler ülkesi.

Bizim insanımız homo yorumikusdur. Bir iş yapmaz ama her yapılan iş üstüne yorum yapar.

Bizim millet olamamış yığınlarımız hiç bir şeyi beğenmez. Öyle ki ne yaparsanız yapın muhakkak bunu birşey ile kıyaslar ve asla beğenmez.

Bizim yaratık güruhumuz emeğe kıymet vermez. Özellikle fikri düşünce başta olmak üzere akılla yapılan, emek verilen hiçbirşeye kıymet vermez. Hakkını vermez. Yani hak yer. Hak hukuk bilmez. Korsan CD olayına bakalım anlayalım.   Tabi bunda sadece milleti suçlamıyorum ancak genel olarak fikrin bir kıymeti yoktur. Zira yoruma açıktır. Yamyam cahillerimiz yorum yapabileceği herşeyi eleştirebildikleri herşeyin beğenilmez olduğuna kanidir. Yani ben birşeyi eleştirebiliyorsam o şey değersizdir mantığı hakimdir. Bu yüzden eleştiri kültürümüz gelişmemiştir. Zira eleştirilen kişi aşağılandığını düşünür, otoritesinin sarsıldığı hissine kapılır. Zira bunda büsbütün haksız değildir çünkü cahil yığın eleştirilen şeyi güçsüz telakki eder. Ben bir şeyi eleştirebiliyorsam bu değersizdir der. Bu yüzden siyasetçilerimizin bir kısmı son zamanlarda uyanıp bu eleştirilere sert çıkmaktadır. Aksi halde cahil güruhun huzurunda düşük addedilir.

Yine bizim ülkemizde yaşayan halkın içinden çıkmış her şeyi zahmetsiz elde etmiş bu güruh bir şeye emek vermeden ulaştığı için bir şeyi hemen ve anında ister. Yani en az maliyetle, en kestirme yoldan sonuca ulaşmak ister. Kendisi zahmet çekmesin, yorulmasın ister. Yani bir araba üretilecekse bu ülkede onun bir anda Mercedesle yarışmasını bekler. Oysa şuurdan, akıldan, idraktan yoksun olduğu için, milletin ekonominin emekle, acıyla ve çabayla geliştiğini anlayamadığı için mücadele etmek istemez. Yani bir marka çıksın bu ülkeden kötü de olsa onu alayım, yapanları alkışlayayım, destek olayım olayı yoktur. Anında sonucu ister. Örnek vermek gerekirse, Anadol modeli çıktığı zaman bu araba için söylenmeyen bırakılmadı. Bu araba resmen sözle yok edildi. Halbuki Araba evet asla bir mercedes değildi, aksine ortalamanın altında bir araba idi. Ancak fiber teknolojisi kullanılmış düşük maliyetli bir araç idi. Halbuki millet aracına sahip çıksa idi daha iyisinin üretilmemesi için bir sebep yoktu. Burada destekten kasıt para, alım desteği değil. Zihniyet desteği, moral destek idi. Vatandaş bu araca kendi öz yurdunun arabası olarak sahip çıkmadı. Onun en kötü yönleri fısıltı gazetesi ile, ister iç, ister dış propagandayla pompalandı. İtibarsızlaştırıldı ve yok edildi. Onu üreten grubun, yani Koç grubunun da, hevesi kalmadı, mühendislerin hevesi kalmadı. İşçiler Türk arabası üretiyorumun gururunu yaşayamadı. Yavaş yavaş olacak işleri bir anda isteyen emek vermeden sırtını devlete dayayan insanımız bu işte bir mucize bekledi, bekliyor.

Hz. İbrahim’e gökten bir koç inmesi gibi, bizim milletimiz de gökten bir Mercedes markası inmesini bekler.

Her işimiz böyledir. Her işimizde emek olmasın her şey ham hum şaralop olsun istenir. Arçelik buzdolabı yapar beğenilmez, ülker ihracat yapar bir kulp bulunur. Sporcularımız birinci olur bir eksik bulunur. Hele bir yenilgi alınmışsa yorumcu yamyamlar ve şürekasından tut, sokaktaki cahillere herkes bu durumun üstüne atlar. Bu gündeminden istifade bir parça koparıp kendine bir pay kapmaya çalışan leş yiyici sırtlanlar gibilerdir. Birisi tökezlese de yorum yapsak, bir şeyi beğenmez ruh hali kifayetsiz muhteris güruhun bir numaralı umdesidir. Bu güruh yorum yaparak, lak lak ezikliklerini kapatırlar. Manasızlıkları ve hiçliklerini yok ederler. Zira eleştiren kendinde bir güç vehmeder. Eleştirebiliyorum öyleyse güçlüyüm düşüncesi vardır. Çevresi de kendi gibi cahiller ekibiyse aynı koro eleştirebiliyorsak güçlüyüz, akıllıyız der. Ve daha ileri gidilir ve cümle şuna dönüşür eleştirebiliyoruz öyleyse biz daha iyiyiz daha güçlüyüz, biz en iyiyi biliriz. Bu kültürsüz ve bilgisiz eleştiriler bir sarkaç gibi bu düşünceler etrafında gider gelir.

En son Alphan Manas gibi pekçok kişiler araba üretimi bir markanın ülkeye katılması ile uğraşıyor idi. Ancak bu kişilerin üstüne atmaca gibi saldırmayı bekleyen güruhlar olduğu sürece yapılan her eylem yamyamlar gibi saldırılmaya mahkumdur. Zira bu kişilere de yine apaçi tayfası tarafından baskınlar yapıldı. Gazetelerde bir meze gibi kullanıldılar. Önce Araba markası alınıyor gibi abartı haberlerle şişirme gazetecilik yapılıyor, böylece prim toplanıyor, ancak bu meşakketli işte bir aksilik çıkınca bir eksiklik görülünce haberi yazanlar sanki başkalarıymış gibi haberin konusu kişilere iş olmadı, fos çıktı gibi olayla uzaktan yakından alakası olmayan haberler veriyorlar. Bu nasıl bir cenderedir Yarabbi. Medya değil “Terör Örgütü”. Bunların verdiği zararı Türkiye’ye kimse vermemiştir. Güruhta bunların peşine takılır ve yazar, yorumlar saçmalar. Bir kitap açıp okumadan azade, zeki seviyesinin ne olduğunu bilemeyeceğimiz kişilerin yorumları her yerdedir. Bu yorum yapanlar eleştiri dışında birşey yapmadığı için eleştirilecek birşeyleri de yoktur. Bir eserleri olmadığı için ölçümleri yapılamaz. Zekaları teşhis edilemez. Kıymetleri kendinden menkuldür. Bunların adlarını biliyorum ama yazmıyorum. Siz hepsini biliyorsunuz. TV’lerde yorumcuyuz diyenler, futbol eleştirmenleri, herşeyi bilenler, köşe yazarları var oğlu var yamyam tayfası.

Bu yüzden bu ülkede bir şey ortaya koyup, bunu biz yaptık ey millet bize sahip çıkın demek intiharla eş değerdir.

Bunun bir örneğini imza arabası olayında da görmek mümkündür. Jet pa’nın sahibi kişiyi tanımıyorum. Bu kişinin bu işi başarıp başaramayacağını da bilmiyorum. Olay bir dolandırıcılık olayı gibi lanse edildi. Belki öyle belki değil. Bu konu hakkında bir bilgim yok. Ancak medyanın tavrı o dönem için çok ilginçti. Bu sosyolojik bir vakadır. Resmen bir linç girişimi ile karşı kalan şahıs daha önce yürüttüğü faaliyetlerini yürütemez hale gelip hapse girdi. Yani bu kişi suçlu idiyse daha önce de milleti dolandırıyor idiyse neden daha önce  değil de  o zaman neden hapse atıldı. Adam neden araba değince üstüne çullanıldı.

Dişli olan Koçlar bunun benzerini muhtemelen Anadol olayında yaşadılar. Anadol marka arabanın kaportasını yok inek yiyiyor, yok montaj sanayi, yok bu Koçlar Türk değil, gibi akla hayale gelmedik iftiralarla resmen itibarsızlaştırma cereyanına tabi tutuldular. Tabiki onlara pek fazla güçleri yetmeyince uğraşamadılar. Ancak araba projesi de bir başka bahara kaldı. Zira ben de onların yerinde olsam bir daha böyle çirkef ve pislik saldırılara uğrasam ben de bu işlere girişmezdim. Lanet olsun böyle guruha der işime bakardım. İnsanımız her şeye bir kulp bulma huyu ile birisi bir araba yapsa bu kez de onun kökenini mıncıklayıp bu Türk değil, bunun şu vidası Japon, şurası şöyle diye bir takım zayıf noktalar bulmaya yönelir. Zaten memlekette daha karlı alanlar bakir dururken, hala rant ekonomisi fırsatlar sunarken parası olan birisinin böyle meşakketli bir işe girmesi delilik olur. Zira bu iş inanç, sabır meselesi bir de milletin vırvırına karşı yüzme olayı. Sağır olmak lazım hem de zilzurna sağır.

Yine bu araba konusunda rahmetli Şevket Sabancı’nın girişimleri olduğunu biliyoruz. Toyota’yı Türkiye’ye getiren Sabancı’nın sonu malumunuzdur. Tank yapmayı düşündüğü söylentileri ve bu yüzden öldürüldüğü rivayet ediliyordu. Bu ihtimal bana daha makul geliyor. Zira bir otomobil yapmanın bir gerekçesi olması gerekir. Yani bir otomobili bir ülkeye getirirken, yani otomobil markası oluştururken devlet buna şayet destek veriyorsa bunun bir stratejik noktayı geliştirmesini bekler. Bu motorun yerli üretimi olur, bu jet motoru üretimine katkı olur, bu tasarım yönünden olur, bu çelik endüstrisinin gelişimine katkı olur, bu robot teknolojisine geçiş olur, silah olur gemi olur. Devlet bu sektörde kazanılan mühendislik, teknik ve organizasyon bilgisini bu alanda kullanır. Çünkü bu sanayi büyük bir işletme yönetimi gerektirir. Bu teknik bilgi ile bir aşamaya eş zamanlı geçersiniz.

Volvo, iş makinaları ve çeliği İsveç’te karşılıklı destekler.

Toyota şu an robot sanayi ile başa baş gider.

Jaguar, jet motoru üretimi için bir basamaktır.

GM, teknik organizsayon ve global teşkilat pazar kurulmasında Amerika’ya yön, yol ve yöntem göstermiştir. Yani ABD’yi ABD yapan değerler Ford ve onun ürettiği teknik bilgi ile olmuştur. Bu bir mühendislikten çok bir işletme dehasının ürünüdür. Mc Donalds’ı ortaya çıkaran organizasyon dehasının kökeninde Ford’un ürettiği bakış açısı vardır.

Kore’nin Samsung gibi firmaları, bir ucu ile Daewoo gibi büyük araba markaları ile bağlantılıdır. Yani onlar bir bütünün parçalarıdır. Özetle ileri teknoloji ile otomotiv sektörü arasında bağ vardır.

Yine Wolkswagen’ler, Mercedesler, BMW’ler, zamanında Hitler’in ordularının tanklarının motorlarını oluşturmada teknik destek sağlamışlardır. Burada kasıt bunların sağladığı teknik güçtür. Almanya’yı sanayi devi yapan, ilaç sanayini kurduran bu teknik üstünlüğüdür. Motoru yapan kişi, çelik sanayini güçlendirir, böylece dünya çapında her fabrikayı kurabilir. Fabrika kurabilen dünyayı yönetir.

Yine Fiat markasının motorlarını yanılmıyorsam helikopterlerde kullanıyorlar.

Yine burada adını sayamadığım pekçok marka aslında ülkenin belli bir sanayi kolunu geliştirir, o ülkeye stratejik bir değer olarak katkı sağlar. Sadece para yönüyle değil, teknik ve mühendislik yönüyle.

Otomotiv sanayi diğer sektörlerler iç içe geçer. Zira bu işin en önemli kısmı finansman meselesidir. Bir otomotiv sanayinin finansmanı üstün bir organizasyon zekasını ve yönetim becerisini gerektirir. Bu işletme yönetimi konusudur. Buna ise külli bir yönetim becerisi ile bakmak gerekir. Öyleki bu alan mühendislikle, işletme yönetimi ilminin bir araya karıştığı, uluslararası ilişkilerden, hukuka, finansa siyasete ve askeriyeye uzanan çok çeşitli ilişkiler bütününün dengeli bir şekilde bir araya getirilmesini gerektiren ince nazik narin bir konudur. Bunu başaran devlet ve ülke tarih sahnesinde varım diyebilir. Bunu başaramayan bir millet nükleer bombada yapamaz, bilim de üretemez. Bakın, Hintliler araba üretebiliyor. Demek ki bir aşama kaydetmişler. Bir organizasyon yetenekleri var. Hindistan kültürünün bir parçası olan Pakistan’da bunu beceriyor. Bu milletler araba yapabiliyor. Bu onların işbirliği yapabilip, organize projeler üretebildiklerini gösteriyor. İşte araba yapmak bunun için önemlidir. Biz Türkler teşkilatçı bir milletiz yalanıyla herkesi uyutmakla olmaz bu. Teşkilat demek İşletme yönetimini ülke idaresine hakim kılmakla olur. Yani para, hukuk, insan kaynağını bilimsel bir temelde yönlendirip, teknik hizmetleri sevk idare edebilme yeteneğini denetlenebilir bir şekilde ortaya koymakla olur.

Bu siyasal mezunlarının hakim olduğu bir ülkede maalesef mümkün değildir. Zira bunlar maliye, muhasebe çalışmayı ve devlette bir yerlere gelmeyi yeterli gören, teşkilatın ne olduğunu bilmeyen genel bir kültürde yetişmiş insanlardır. Önce mülkiye, sonra Türkiye, önce harbiye, önce tıbbıye denilen bir ülkede değil araba çivi üretilmesi bile mucizedir. Bu mucizeyi de zaten okumuşlarımız değil, ilkokul mezunlarımız başarmaktadır. Emin olun şayet onlar okumuş olsa idi Türkiye bugünkü seviyesine gelemezdi. Zira biz de eğitim size verilen sabit konumlandırmaların belli olduğu hiyerarşik bir araçtır. Organizasyon ve işbirliğini aktarmaz, gerçeğin üstünü örter. Sadece var olan hiyerarşi de size bir makam, sözüm ona saygın bir meslek sağlar.

Kısacası bütün bunları algılayabilecek bir halkımız yok.  Televole kültürü içindeki medyamız, gazetecilerimiz ve halkımıza bunları söylesen ne söylemesen ne. Daha taşa konuşurum, bloglarda kendi kendimi avuturum daha iyi. Biz denize şişeye koyduk bildiklerimizi, attık. Belki bir bilenin eline ulaşır.

Bizim guruhumuz yani onlar diye tabir ettiğimiz yığınlar,  sokağa birisi çıksa da onu eleştirip prim yapsak derdindedir. Onlar için konuşmak icraatların en büyüğü, eleştirmek hazların en hasıdır.

Bu yazıyı yazmama sebep bir yazıyı aşağıda paylaşıyorum. Yamyamların yorumları Türkiye’nin genel kanaatidir. Haberi okuyun ve altındaki yorumları okuyun. Allah aşkına bu ülkede ne yapılabilinir. Adamların emeği yetersiz olduğu doğru ama emin olun en yeterlisi bile yapılsa aynı vampirler yine köşelerinden birer yılan gibi girişimcileri ısırmayı bekleyeceklerdir. Çünkü güruh yorum yapabileceği bir şeye değer vermez. Hele ki Araba konusunda ağzı olan vampirlerimiz ellerini oğuşturmaktadır. Her girişimciye sabır diliyorum. Zira ancak sağırlar Türkiye’de bir araba üretebilir.

Türk arabası için emek veren herkesi kutluyorum. Tomofil’i yapanların ellerine sağlık. Azimle daha da iyisini yapacaklarını inanıyorum.

http://ekonomi.haberturk.com/otomotiv/haber/779933-babayigitlerden-elektrikli-yerli-tomofil

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s