Türkiye Yüzünü Doğuya Mı Döndü ?


Memleketimizdeki beyinleri havaya uçmuş insanların akılları bir türlü gerçekleri göremiyor.

Şuuru bödöröflemiş, kafaları uçmuş, manipülatif bilgilerle uyuşmuş beyinler kendisine ne verilirse onu yemekle meşgul bir halde iken nasıl olup da gerçeğe baksın. Olaylar üstünde nasıl kafa yorsun ve hakikati görsün, görebilsin.

200 seneyi geçmiş ve 300 seneye yaklaşmış bir zamandır  gaflet uykusundayız. Batılı ne derse onu görürürüz. O ne gösterirse onu anlarız. Cahil olduğumuz, menfaatsever olduğumuz için de ne söylerse hem yanlış anlarız hem de işimize geldiği şekilde anlarız.

Mesela tanzimatçılar, ittihatçılar batılılaşmayı istedikleri gibi aldılar. Biraz alaturka, biraz padişahın yetkilerinden gasp, biraz özgür yaşam, içki konusunda  cinsellik konusunda özgürlük gibi.

Cumhuriyet kurucuları, batının kavramlarını yeni sistemi dizayn ederken kendi tekellerine uygun anladılar. İşlerine geldiği gibi yorumladılar. Farklı bir laiklik anlayışı ile din ile ilgili her mevzunun üstüne gidip, İslamla ilintili her kavramı dönüştürdüler. Bu kavram ve değerleri korumak isteyen insanları zorladılar.

Ondan sonrakiler Nato’dan böyle yararlandı.

Ondan bir sonrakiler liberalleşeceğiz diye kendi çıkarları için Cumhuriyetin kurucularının getirdiklerinin bir kısmını harcadılar.

Şimdikiler Avrupa Birliği değip işine gelenleri aldılar. İşverenin işine geleni, kendi iktidar alanı geliştireni aldılar.

Vel hasılı kelam son 300 senede hep idareciler konuştu. Onların batıdan ne anladıkları ve uygulamaları tarihe damgasını vurdu vuruyor. Her gün işine geldiği gibi çeviren iktidarlar hep hükmediyor. Bu böyle.

Bu tarihe bakınca düşünenlerin, hakikati arayanların sesi hiç duyulmuyor. Şu 300 sene de şu düşünürde Batı hakkında bunu söylemiş, bu kavramın aslı buymuş, hadi gelin şunu yapalım diyenlerin sedası duvarları aşmamış.

Halk Batıdan baştakiler neyi uygun görürse onu anlamış. Düşünce güdük kalmış. Varsa da sesi hiçbir yere ulaşmamış bir vaziyette.

Evet, işte Türkiye’nin yönü Batıya dönüktür. Her zaman Batıya dönük. Ama nasıl dönük ?

Asıl soru bu.

Türkiye, düşünce alanında batıya hiç dönmedi. Yüzünü eski bildiklerinden çevirdiğinde yeni birşeyler üzerinde kafa yormadı ki. Cahillik baki kaldı. Bırakılan yerine hiç birşey alınmadı güzel dostlar. Alınan şey iktidarların bize aktardığından ibaret şeyler. Bir de batıdan gelen incik, boncuk. Yeni makineler, ihraç mallar vesaire. Bizim Dünyanın en büyük 16. ekonomisiyiz diyorlar ya. Onun aslı “Batılıların” Ticaret kitaplarında ne diye geçiyor biliyor musunuz ?

“Türkiye Dünyanın 16. Büyük Pazarıdır.” “Market” diye geçiyor, güzeller güzeli dostlar.

Ve kitapta teknolojik yeniliklerden, ticarete ülkelerin hangi konularda üstün oldukları ifade ediliyor. Ve Türkiye’nin ismi sadece ve sadece bu 16. büyük pazar bahsinde geçiyor.

İşte bizim Batıdan aldığımız şey, iktidarların bize anlattığı fikirlerdir. Onlar Batıya benzeyeceğiz diye kendi işlerine, menfaatlerine ne gelirse onu getirirler. Biz de bunu Batı sanarız, Batı istiyor sanarız. Oysa nedir Batı ?

Batıyla doğrudan tek ilişkimiz, oradan gelen mallar değilde nedir ?

Bir de arada gelip giden Yurtdışındaki vatandaşlar, üç beş kazıklanacak turist, IMF heyetleri, yalandan harcirah almaya gelen yabancı uzmanlar vesaire.

Allah aşkına Batı’nın müzik üreticileriyle, bilim insanlarıyla, düşünceleriyle, kültürüyle içiçeliğimiz bir bağımız bir alakamız var mı. Bizim düşüncemizi merak eden var mı. Onu bırak. Bizim onların ne düşündüğü hakkında doğrudan bir ilgimiz var mı ?

Yok.

Öyleyse Türkiye’nin yönü nasıl Batıya dönük oluyor.

Türkiye, Avrupa’nın bir ihracat pazarı ise bu hep devam ediyor ve edecek. Bu yönüyle Batılıyız.

Onların uzmanları geliyor, gidiyor mu. Geliyor gidiyor, gelecek gidecek. Sorun yok.

Batı kurumları ile entegrasyonda sıkıntı var mı. Yok. Olmaz, olmuyor.

İngilizce eğitim yine önemli. Vesaire vesaire.

Velhasılı kelam “Alaturka Batıcılık” hala devam ediyor.

Türkiye, Batıya dönükten kasıt yukarısıysa işte durum bu.

Hakikatte ise Türkiye’nin yönünün ne tarafa olduğu meçhul.

Niye derseniz çünkü daha yönlerini bilmeyen aptallar sürüsünün olduğu bir ülke bu.

Türkiye’nin Ortadoğu’ya dönmüş olması, Doğu’ya dönmesi değil. Bilakis Güneye dönmesi demektir.

Ortadoğu’nun mecazi anlamda bir Doğu-Batı metaforunda yeri yoktur. Zira Doğu-Batı ekseninde bir karşıtlık ve iki güç odağı vardır.

Bu zamanında Pers-Makedonya, Doğu-Batı Roma, Haçlılar-Hilaliler, Osmanlı-Avrupa, ekseninde olmuştur.  En son örneğinde Amerika-Sovyetler karşıtlığı mevcuttur.

Oysa şu hali ile Ortadoğu, karman çorman bir vaziyette olan bölgesel bir alanın ifadesidir. Büyük güçlerin, İsrail’in ve bölgesel güçlerin kapışma alanı haline gelmiş bir bölgedir. Buranın merkezi bir kuvvetle tanımlanması mümkün değildir.

Türkiye bir süper güç değil. Bölgesel bir güç bile sayılamaz. Türkiye, bir Doğu gücü olmadığına göre Doğuya dönüyor demekle kendine dönüyor manasının çıkması lazım.  Bu da mümkün değil.

İran, bir Doğu gücü kabul ediliyorsa, ona yönelik bir dönüş zaten tarihsel olarakta, fikri anlamda da mümkün değildir.

Rusya’ya yönelik bir dönüşten söz ediliyorsa bu abesle iştigaldir. Halihazır iktidarın icraatları ortadadır. Ülkedeki davalarla zaten buraya dönük destekçi kuvvetlerin bir kısmı tasviye edilmiştir. Zaten tasviye olmasalar dahi Rusya’nın halihazırda ortaya koyduğu bir vizyon ve karşı duruşta yoktur. Rusya bu güçte de değildir. Üstelik, gücünü döneceği tarafa doğalgazla yüzde 50 bağlı olan bir ülkenin akıl sağlığı da yerinde değil demektir. Zira zaten bağımlı olduğu bir kudrete dönüş, emrine girmekle açıklanır.

Peki Türkiye yönünü Doğuya dönüyor ne demek. Burada eski aptalca alışkanlıklardan gelen bir ifade tarzı var. Ortadoğu politikalarına dönüş kastediliyor.

( Doğuya dönüşten kasıt aslında : Türkiye kendine dönüyor yani bir kuvvet oluyor ifadesini içeriyor gibi geliyor. Ancak bunu idrak edecek kafalar olmadığı bir ülkede, tüm politik emirleri müttefiklerden alan, düşünceyi ve stratejiyi onların emrine veren yapıların mevcudiyeti maalesef bu ifadenin geçerliliğini imkansız kılıyor. Batılı Türkiye’nin Doğuya, yani kendine dönmesini istememektedir. Ancak zaten daha bu cümlenin manasını idrak edememiş beyinsizlerin ve cahillerin ülkesinde, kendine dönmeyi celallenme, Osmanlıcılık saflığında arayanlar maalesef bu düşü gerçekleştiremezler. Ancak hayallerle avunurlar.)

Yukarıda ifade edilen nedenlerden dolayı Türkiye’nin Ortadoğu politikalarına dönüşünü yönünü “güneye dönmek” olarak ifade etmek en doğrusudur. Aksi halde hem yanlış anlamalar kaçınılmaz olacak gerçekler ıskalanacaktır.

Zira sürekli olarak Türkiye yönünü Doğu’ya döndü ifadesinin muallaklığı ve içerdiği korku dolu anlamlar neticesi, Batılı bir bakışla meseleleri incelediğimiz için ülke çıkarlarını göremeyeceğiz. Çünkü Türkiye’nin gerçekten bir Doğusu vardır.

Türkiye’nin Doğusu, Türki Cumhuriyetler, Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan ve Onun ötesinde Afganistan, Pakistan dolasıyla Hindistan, İran, Moğolistan, Çin ve en nihayetinde Japonya yönünü ifade etmektedir. Ancak Türkiye’nin Doğu yönü söylemini darlaştırırsak bu Türki Cumhuriyetler ve yakındoğumuzu ifade etmelidir. Dolaylı olarak İran ve Rusya ifade edilmelidir. Merkez bu ülkeler olmalıdır.

Özetlersek Türkiye’nin Doğusu bunları ifade ederken özünde Türkiye’nin Asya politikalarını ifade etmelidir.

Türkiye’nin bir Asya Politikası var mıdır ?

İşte bu soruları sorabilmek için gözümüzün önünde ki gerçekleri görebilmek lazımdır. “Türkiye Yönünü Doğuya mı dönüyor” ifadesinin içerdiği binlerce muğlak anlamın içerisinde kaybolup giden hakikat olmaktadır.

Türkiye’nin Rusya’ya ve Kafkaslara dönük politikası ise “Türkiye’nin Kuzey Politikası” olarak nitelendirilmelidir.

Rusya, Karadeniz, Kafkaslar ve bunlar dolayısıyla Tuna, Balkanlar politikaları Türkiye’nin Kuzey politikaları diye ifade edilmelidir.

Türkiye, gerçekliği ile düşünmeye başlarsa, yani kendini merkeze koyarsa, ve düşünce dünyasını buna göre ortaya koyarsa ancak doğru kararlar alabilir.

Aksi halde bu düşünce bataklığında, söylem çamurunda ve propaganda rüzgarında savrulur.

Yukarıda ki yazıda özetle “Türkiye’nin yönünü Doğu’ya dönüyor” ifadesinin içerdiği muallak anlamı ve kullanış maksadını ortaya sermek istedim. Bunun bize verdiği zararı açıkladım. Türkiye’nin aslında Batıya da dönük olmadığını ifade ettim. Batıya dönük olmakla kasdedilen şeylerin hep devam ettiğini edeceğini de yazdım.

Aslında olması gereken tanımların doğrusunu yazdım. Böylelikle Politika geliştiricilerin doğru kavramları doğru yerde kullanarak, doğru düşünmelerini murad ettim.

Umarım birilerinin işine yarar.

Saygılar

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s