İnsanın Üstünlüğü ve Emanet


İnsanın tüm diğer varlıklardan üstün tutulduğu, şerefli olarak yaratıldığı Kutsal Metinlerde ifade edilmektedir.

Kuran’ı Kerim’den anlaşıldığı üzere Allah, insanı ilk yarattığında katındaki meleklere ve diğer varlıklara insana secde etmelerini emreder. 

Melekler insanın ilk yaradılışında Allah’a yeryüzünde kan dökecek bir yaratık mı yarattın diye sorarlar. Allah, ise insanı onlara tanıtır. Hz. Adem’e şeylerin isimlerini söylemesini ister. Ve Hz. Adem, Meleklerin isimlerini bilemedikleri şeylerin isimlerini sayar. 

İşte bu noktada aklımıza şu soru gelir. İnsanın üstünlüğü nasıl oluyor da kainattaki bazı şeylerin isimlerini meleklerden daha iyi bilmesi ile mümkün olabilir. Oysa meleklerin günahı yoktur. Erdem olarak onlar daha üstünler. Oysa insan kan dökmeye, günah işlemeye meyillidir.

Evet, nasıl olur da adları bilen üstündür.

Bir şeyin ismini bilmek pek çok anlamı içerir. Bir cismin ismini bilen kişi o cismin yaradılış maksadını da bilir. Yani bir isim aynı zamanda bir amaç içerir. Yani insan için ad verme bir çağırma işi değildir. Aslında insanın bir cismin ismini bildiğinde o ismi Allah vermiştir. Bu isme dair amaçları da o isme iliştirmiştir. 

Biz Platon gibi hakikati gölgelerle görmüyoruz. Bilakis direk bir şeyin amacıyla birlikte ismini biliriz. Bizim gölgelerle ilişkimiz ancak hakikat konusunda olabilir.

Hakikat, mana , amaç, isim bu noktada sıralı bir şekilde konumuzu açıklamaya yardımcı olacak kelimelerdir.  Açalım:

Platon insanların hakikati tam göremeyeceklerini mağara metaforu ile açıklar. Bu hakikate ve isimlere ilişkin en bilinen felsefi görüşlerden bir tanesidir. Yine bunun gibi pekçok görüş hakikate dair felsefe disiplinler altında incelenmektedir. Varoluş ve hakikat sorunu temel tartışmalardandır. Bu gölgeli alan insanı karanlıklarda bırakır.

Kur’an ı Kerim’de ise hakikate yaklaşım, Hz. Adem’in yaradılış hikayesi ile aktarılır. Bu kıssa ile insanın yaradılleış amacı, hakikate dönük tavrı, dünyaya dönük tavrı, kainata bakan yüzü, onun bilgiye dönük bakışı, bilgi, hakikat, cisim ve isimlerle olan ilişkisi temel olarak verilir. Böylece varoluş felsefesine dönük temel zeminimiz kurulur. Allah (c.c.) bunu Kitabında ” Biz sizi Karanlıklardan aydınlığa çıkardık” diye ifade eder. Peki burada özetlenen bakış açısı nedir, işte bunu burada açıklamaya çalışıyoruz.

İnsanın adları bilmesi, yanlız bir çağırma işlemi değildir. Bu adlar aynı zamanda bir mana içerir. Yani “Elma” ismini ele alalım. Burada söylenişin önemi dilin cinsinin önemi yoktur. İngilizce “Apple”‘da elmayı tanımlar. Bu aynı elma ismini tanımlar ve burada bir farklılık yoktur. Zira ifade edilen şey manası ile işareti ile amacı ile bir hakikatin temsilidir. İki dilde elmanın ve Apple’ın işaret ettiği şey Allah’ın yarattığı cisimdir.

Bu ortaklığı sağlayan şey Allah’ın en baştan insana adları öğretirken bunları “yaratma amacı”, “kullanma amacı” bilgisini vermesidir. Bu amaçların oluşturduğu tüm bilgilerin toplamı da “hakikattır.” Yani bir insan “elma” derken bir papağan gibi bir çağırma eylemi yapmıyor. İnsan elmayı işaret ederek bilinçli olarak bu kelimeyi kullanıyor ise; Aynı zamanda bilerek ve isteyerek “bir amacı olan, bir amaca yönelik yaratılmış, ne olduğu kendisine bildirilmiş, hikmeti kendisine malum, yaratılış amacında şüphe içinde olmadığı” bir cismi ifade etmektedir. İşin özünde bir cismi elma olarak çağırdığımızda diğer insanların bunu anlamalarına şaşırmamazın temelinde Allah’ın bize bu yeteneği ve gücü vermesi yatar. Bu ortak düzlemi yaratan şey Allah’ın bize verdiği bu yetenek ve güçtür. Bu doğuştan beri vardır. Kişiye birisi “Apple” dediğinde İngilizce biliyorsa aklına elma geliyorsa, soyut bir varlık geliyorsa ve bunda şaşırmıyorsa bu Allah’ın ona bahşettiği bu özellik rol oynar. Zira kişinin aklına hangi elma sorusu gelmez. Kırmızı mı, bu elma denen şey yuvarlak mıdır, patatese mi benzer, soğan mıdır, bu uçar mı gibi garip gurup sorular gelmez. Elma dendiği zaman geçmiş deneyimleriyle ilintili olmakla beraber temel bir figür aklında belirir. Bu soyut cismin beyinde oluşturduğu düşünce bulutu belli kalıpları içerir. Bu kalıplar nelerdir:

“Elma” denilince, aklımıza bunun kullanım amacı, neye yaradığı, ne için yaratıldığı, neye benzediği soruları gelir. Bu temel kalıpların cevapları tüm insanlarda ve tüm dinlerde aynıdır. Birisi cerbeze yapmak istemiyorsa, sizle iletişim kurma niyeti taşıyorsa, sizi anlamak için çaba içindeyse “elma” dediğinizde gerçek manasıyla bu amaçları aklına getirir. İşte şeylerin taşıdığı bu amaçlarla işaret edilen şeyin mahiyeti tam anlaşılır. Böylece niyet edilen işaretle “elma” ismi taşıdığı amacıyla cismi sıfatlandıran bir anlamı oluşturur.  Bu ortak amaçlar bütünü cismin hakikatine ulaşmamızı sağlar. Bir cismin dünyaya dönük bir amacı, ahirete dönük bir amacı, kişiye dönük bir amacı, çevreye dönük bir amacı vardır. Yani bir cismin içerdiği binbir amacı vardır ve binbir şeyle ilişki içindedir. Bu ilişkiler yumağını çözebilmek hakikate yaklaşmaktır.

İşte özü ile diğer insanlarla iletişim kurabilmeği sağlayan isimler, kainatla da , Allah ( c.c.) ile iletişim kurmayı sağlar. İnsanın kurduğu bu ilişkilerde bazı zaman bir cismin anlamının birkaç amacını bilmesi yeterli olmaktadır. Dünya ile çok meşgul kişiler “elma” ismi için yenilir, meyve sınıfındadır, gıdadır, satın alınabilir, yuvarlaktır, tadı hoştur, biraz serttir, gibi amaçlarıyla özetlenebilecek 10’a yakın amaçlarıyla sıfatlandırılan bir elma anlamı ile iş görebilir, iletişim kurabilirler. İnsan bir cismin taşıdığı amaçlara dönük bilgisini çoğalttığı zaman hakikate daha çok yaklaşır ve böylece daha zengin iletişimler kurar.

Allah’ın bu nimeti ile insan karanlıklardan kurtulur ve iletişim kurmak mümkün olur. Onun lütfu keremine binlerce şükürler olsun. Biz bunu bilerek varoluş hakkında sağlam bir duruş içinde olabiliyor ve elmanın isminin neden elma olduğuyla ilgili şaşkınlığa düşmüyoruz. Bunun manasının ve amacının gayesini biliyoruz. O manayı oluşturan bileşenleri biliyoruz. Elbette bunlar üzerinde düşünüp, derinleşmek ve hakikate ulaşmak her insanın gerçek vazifesidir. Bu emanet, düşünce emaneti, isimlerin manasının bilinmesi emaneti ağır bir yüktür.

Peki isimlerin manasının bilinmesi neden ağır bir yüktür. Ve neden insanı üstün kılar ve neden bazen aşağıdan aşağılara düşürür.

Çünkü Allah cisimleri Hz. Adem’e öğreterek kendi hikmetini ona öğretmiştir. Yani ona yaratılışta murad ettiği amaçları açıklamıştır. İnsanoğlu Elmanın neden yaratıldığı bilgisini bilir. Onun amacını bilir. Ve onun neye yaradığını bilir. Çünkü öğretilmiştir. Allah, bu elmayı neden yarattığı konusunda ki binlerce amacı bilir. Mesela bir “Elma” insanlara, canlılara gıda olsun diye yaratılmıştır, aynı zamanda yenilince çekirdekleri hayvan posaları sayesinde taşınır, bu yüzden yenilir ve böylece ağaç tohumlarını sağa sola saçabilir, elma tohum taşır, elmanın suyu şifa verir, elma güzel durur, elmanın çiçeği böceklere yuva olur, elma ağacı elmalara yataklık ederken bir yandan oksijen taşır, insanlar yararlansın diye vardır, yine elmalar içindeki kurtlara yuva olur, böyle sayılıp götürülecek binler amaçlar bir temel hakikate ve hikmete bizi ulaştırır. İşte insan bu maksatları, amaçları bildiği için bu manalardan istifade eder. Elma isminin taşıdığı amaçları bilen insan bu amaçlar üzerinde düşünme yetisine sahiptir. Aynı zamanda bu amaçlara amaç ekleme, bu amaçların bir kısmını değiştirme, dönüştürme gücüne malik olur. Bu ise hakikati ve elmanın taşıdığı manayı değiştirir. İşte insana verilen emanet budur. 

Yani insana isimler emanet edilmiştir. Bu isimlerde taşıdığı anlamlarla bir hakikati ifade eder. Anlamı oluşturan amaçlardır. Özetle sıra: İsim, ismin taşıdığı amaçlar, amaç sıfatları, anlam ve hakikat. İnsan bir isimle hakikate ulaşır. İnsan hakikate ara adımları iyi anlayarak ve bu sırayı düşünüp, inceleyerek ve takip ederek varır. Hakikatle isim arasındaki bağı bu amaçları iyi anladığında kurabilir.

Bu noktada ismi iyi anlayan, hakikate tam vakıf olur. Bu noktada insana emanet edilen temel gerçek ismin zarfı ile mazruf olan hakikatin bağıdır. İşte insan kendisine emanet edilen ismin amaçlarını değiştirebilir, dönüştürebilir, ismin içerdiği anlamları manipüle edebilir, isme bambaşka amaçlar, farklı sıfatlar yükleye bilir. Öyle bir an gelir ki isim artık hakikate ona ulaştıracak amaçların dışındaki binlerce yeni ve karışık amaçlarla çıkmaz bir yollar ağıyla bağlanır. İsim yine en başta verilen amaçları taşır ancak büsbütün yeni amaçlar, manüpülatif ifadelerle anlam o kadar bozulur ki isimden hakikate ulaşmak imkansız olur.

Böyle yapan insanlar emanete hıyanet eder ve aşağıların aşağısına düşer, insanlıktan çıkar, başka bir yaratık olur ve cehennemin dibini boylar. Hakikate saygısı olmayanın sonu hüsrandır.

Peki günümüzde böyle oluyor mu ?

Olmaz mı. Öyle bir çağda yaşıyoruz ki her kelime , her isim yaralı. Hakikatle isimler arasına kurulan barikatlar, ağlar öylesine çetin öylesine çetrefilli ki. Doğu yanlış, yanlış doğru olmuş.

Anlam kaydığı için iletişim imkanı kalmamış. Elma dediğiniz vakit insanların akıllarına gelen binlerce farklı amaç farklı anlamlar oluşturuyor. En masumu ile reklam sektöründe kullanılan bir elma figürü aklımıza bir firmayı getiriyor. Oysa elmanın taşıdığı amaçlara eklenen bu amaç bizi elma isminin taşıdığı temel hakikate ne kadar yaklaştırıyor.

Elma isminin muradı başka amaçları üzerine düşünülmüyor, düşünülmeye fırsat kalmıyor. Bu basit bir örnek. Bunun dışında ise daha farklı öyle temel kavramlar var ki içerdikleri anlamlar öylesine manipüle edilmiş ki kimin aslında ne söylediği ismin taşıdığı amaçlar unutulmuş.

İnsanlar kelimelere öyle amaçlar eklemlemişler ki , Allah’ın murat ettiği amaçların yanına kendi öz menfaatlerini ilişkilendirmişler. Böylece ismin taşıdığı anlam büsbütün farklı bir mecraya kaymış ve hakikatle bağı karışmış. Zira kopmaktan ziyade bir karışma hali var. Bir örtülme hali var. Böylece hakikate giden yolların üstü yeni amaçlarla örtülüyor. Kafir örten demek. İşte bu amaçları isimlere yükleyenler hakikatlere giden yolları zorlaştırıyor ve adete üzerini örtüyorlar ki böylece hakikate ulaşılmasın.

Bu kelimelere örnekler verelim:

Hürriyet, Özgürlük, Demokrasi, İnsan Hakları, Doğruluk, Dürüstlük, Menfaat, Bireysellik, Toplum, Millet, Vatan, İnsanlık, Kardeşlik, Para, Ticaret, Faiz, Kadın, Erkek, İnsan, Duygu, Doğa, Tanrı, Bilgi, Okumak, Kitap, Dünya

İşte en temel kelimeler. Bu kelimelerin içerdiği yeni amaçlar bizi öylesine farklı bir dünya algısına taşıyor ki birkaçını saydığım bu isimlerle hakikatin arasında ki bağın kurulması imkansızlaşıyor. Bu kelimeler insanların kendi menfaatlerine dönük kurduğu amaçları içeriyor.

Allah insanlara kelimelere amaç yükleyebilme yeteneğini verdi. Bu insana anlamı değiştirebilme yetkisini veriyor. Bu muhteşem gücü insana vermesinde ki murad, insanların hangi güzel işleri yapabileceğini görmektir. Bu maksadın dışına çıkıp dünyada sonsuza kadar kalacağını sanan gafiller bu yetkiyi kendi menfaatlerine dönük olarak kullanmakta ve zarar etmektedir. Böylece dünyayı bozmaktadırlar. 

İnsanlar, isimler ve anlamları konusundaki bilgileri sayesinde dünyayı ve kainatı değiştirebilir. Bu gücü onlara veren Allah bunu bir emanet olarak vermiştir. Dünyayı imar edelim diye vermiştir. Dünyanın hakikatini bozalım, manasını canımızın istediği noktaya taşıyalım diye değil.

Bugün dünyadaki felaketlerin, GDO’lu ürünler üretmenin, insan ırkını bozmanın, herşeyin temelinde bu yetkinin yanlış kullanılması yatmaktadır. İnsana emanet edilen kainat değildir. İsimlerin manasını değiştirebilme gücüdür. İnsan böylece kurduğu terkiplerle, çalışarak ve düşünerek şeylerin amaçlarına vakıf olur. Amaçları çoğaltabilir. Aslında bu Allah’ın en başta koyduğu amaçların keşfinden başka birşey değildir. Ancak burada kişilerin manüpülasyonları ve menfaatleri devreye girer ve isimlerin manaları bu yeni amaçlarla bozulabilir. Bu yüzden kelimeler, sözler insanın namusudur. Emanete hıyanet en büyük suç sayılmalıdır. Hakikate ulaştıracak olan amaçları bulmak her insanın vazifesidir. Bilim adamlarının, ilim adamlarının, sıradan insanın varoluş gerçeği de budur.

Emanete hıyanet etmeyelim. İsimlere sahip çıkalım. Onların içerdiği amaçları okuyalım.

Oku, Yaradan Rabbinin Adıyla Oku. O Seni bir Kan Pıhtısından Yarattı.O Sana Kalemle Yazı Yazmayı Öğretti.

Hiç Düşünmez misiniz.

Bunların Allah’ın ayetleridir.

Emanet isimlerdir. Amaçlardır. Manalardır. Hakikattir. Hakikate ulaştıran ise Kainaatı bize Okul Yapan Yüce Allah’dır.

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s