Dokunulmayan Nesnenin Varlığı Sorunu Üzerine. Gökdelen Örneği.


Bir önceki yazımızda dokunmanın taşıdığı iddialar konusunu işledik. Her eylemin bir iddia taşıdığı tezini ileri sürdük.

Bu tezden hareketle devam edelim.

Bebekler dünyayı dokundukça tanır. Bebek dokundukça dünyada var olduğunu anlar. Dünya ile ilişkisi dokundukça olur. Bir şeyin gerçekte var olup olmadığını ancak dokunarak anlarız. Bir şeye dokunabiliyorsak artık o şey vardır. Acı veren, ısıtan, sert veyahut yumuşak olsun, dokunulunca bir algı oluşturan şey artık kişi için vardır.

Dokunulmayan şey ise yoktur. Dokunulmadan kavranan şeyler canlı nesneler de olsa aslında birer düşüncedir. Bir kısmının var olduğunun iddiası ise bir inançtır.

Kişi dokunmadığı şeylerin var olduğuna ancak inançla kanaat getirir. Bunu varsayar veya  buna inanır.

Yukarıdaki ifadeyle neyi kasdediyoruz.

Mesela kişiler gökdelenlerin önünden geçmektedir. Ancak bu gökdelenlerin dışlarına kimse dokunmamıştır. Hatta bu gökdeleni inşaa ettiren sahipleri bile bunların dışlarına dokunup bunları incelememiştir. Öyle ise bu gökdelen onlar için henüz yoktur. Zira dokunulup tecrübe edilmemiştir. Zira gökdelenlerin camlarını silenler için bir gökdelen varken, gökdelenin sahibi için aslında gökdelen henüz var olmamıştır.

Peki böyle bir durumda gökdelenin durumu sahibi için nedir. Gökdelen için para vermiş olan bu kişi için gökdelen yoksa bu kişi parasını nereye harcamıştır.

Bunu şöyle açıklayalım. Gökdelen yararlıdır diyen ve ona hiç dokunmamış olan kişi aslında var olmayan bir şeye yararlıdır demektedir. Bu durumda bu kişi kendisi için henüz var olmamış bir şeyin yararlı olduğunu tecrübe etmemiştir. Onun iddiası gökdelen dediği kavrama olan inançtan gelir. Zira dünyada varlığı tecrübe edilmemiş, kendi için dokunarak varlığı gerçekleşmemiş, şey üzerine düşünceler, fikirler ancak bir inanç teşkil eder.

Böylece gökdelen üzerine fikri olan bu şahıs aslında gökdelene inanmaktadır.

Gökdelen gerçekte bu kişi için yoktur. Gökdelen aslında çoğu insan için yoktur. Çünkü kendi boyutlarında ona dokunarak, onu tam hakkı ile tecrübeden kişi sayısı çok azdır. Zaten bu da anlamsız bir uğraş olacaktır. Öyle ise çoğunluk için gökdelenler aslında dünyada var olmayan bir inançtır.

Yukarıda ifade edilenler gökdelenin fiziki olarak yokluğunu ifade etmemektedir. Sadece insanlar için dokunmayla tecrübe edilip varlığından emin olunmadığını ifade eder. Bunun anlamı da kişinin onun üzerine etki edememesini açıklar. Yine kişinin kullanacağı nesneler içinde olmadığını gösterir. Yani varlığını bildiğimiz ama hiç görmediğimiz Everest’i nasıl dokunarak tecrübe edemiyorsak, şehirlerde onlarcasını gördüğümüz, belki içlerine girip çıktığımız gökdelenleri de tecrübe edemiyoruz. Onlar da en az dağlar kadar insana uzak fiziki oluşumlardır. Bunların varlığı insan için birer düşünceden ibarettir, tecrübeden değil.

Bu düşünüş biçimi insanın nesnelerle olan ilişkisine bakışında yeni ufuklar açabilir. Gökdelenler gibi çoğu nesne dokunulamadığı için, üzerinde etkimiz olmadığı için gerçekte varlar mı. Bunun üzerine düşünmek gerekmektedir. Gökdelenler yararlıdır, gökdelenler böyle sembollerdir diyen insan oğlunun aslında var olmayan bir düşünceyi yarattığı ve ona inandığı gerçeğini kavramamıza yardımcı olur. Zira gökdelenler bu açıdan yararlı etki edilebilir tecrübe edilmiş barınaklar olmaktan ziyade, insanın üstünde etkisinin olmadığı, uzak, tecrübe edilmemiş, birer düşüncedir ve en nihayetinde onların varlıkları sadece birer inançtır.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s