Hareketlerin İddiası, Sahiplik Üstüne Düşünceler


Dokunduğun şey üstüne etki bırakabiliyorsan, o şey var olarak anlam kazanır. Kim için? İnsan için.

Eğer yanında olduğu nesnenin, kişinin şeklini etki ile değiştirebiliyorsan, o şeye sahip olmaya hakkın var demektir. Tabiki bu şeyler üzerine egemenlik kurma hakkını vermez. Ancak hakkı kazanabilmek için yeterlilik sağlar.

Bir nesne üzerine etki edebilmek o şey üstüne sahipliğini gösterir, hissettirir. Bir nesneye basitçe dokunmaktan, iterek yerini değiştirmeye, en nihayetinde nesneyi ve kişiyi yok etmeye, öldürmeye kadar giden durumlar kişinin o nesne üzerindeki sahiplik iddiasını perçinler. Bir nesneye etki eden o şey üstünde bir sahiplik iddiasında olur. Bu nesne üzerindeki bu hareket yetkisi ve hakimiyet iddiası gücü kişinin haklı olup olmamasından bağımsızdır. Bir katil bir cana kıydığında bu bir sahiplik iddiasıdır. Ve sahiplik iddialarının zirvesidir, zira böylece nesne üzerinde bu nesnenin varlık ve yokluğu üstünde hüküm yetkisi bendedir hükmünü fiiliyle ortaya atar. Yani kişi bu ameli, bu eylemi, bu hareketi ile ben bu nesneyi, kişiyi yok etme  yetkisine sahibim demiş olur. Varlık ve yok etme yetkisi birbirine karşılıklı bağımlıdır. Zira birşeyi var eden, üreten ancak nesneyi yok etme hakkına sahiptir. Katil böylece bu nesne üzerinde var edebilme iddiasındadır. Bu bir Tanrılık iddiasıdır, şirktir. Kişi kendinde bu yetkiyi görerek Allah’ın sahip olduğu yetkiyle kendini Yaradan’la aynı seviyede görür, gösterir, fiiliyle bunu iddia eder.

Cinayet bütün dinlerde bu yüzden en büyük günahtır. Kişi bu fiili ile Tanrılık iddiasındadır.

Yukarıda ifade edilen düşünceler ışığında şu noktalarda gün ışığına kavuşturulmalı:

– Sahipliğin hiyerarşisi var mıdır. Yani sahipliğin farklı düzeyleri var mıdır.

– Nesne, kişi üzerine yapılan her etkinin farklı bir düzeyde sahiplik iddiaları var mıdır ? Yukarıda soruyla irtibatlı bir şekilde bakarsak, bu hiyerarşik sahiplik iddiaları ile etkinin bağlantısı nedir

– İnsanın doğasında dokunmanın, etki edebilmenin, hükmedebilmenin yeri nedir

Son sorudan başlayalım:

* Bir bebek hayata önce duyarak başlar. Gerçi ilk duygu anne rahminde dokunmayla hissetmeyle başlamaktadır ancak yeni doğmuş bir bebek önce duymaya başlar. Sonra gözleriyle dünyayı inceler. Kokuları hissetmeye başlar. En nihayetinde ellerini kullanmaya başladıkça dokunma duygusuna hükmetmeye ve onu kullanmaya başlar. İşte gitgide organlarına yani duyu organlarına hükmetmeye başladıkça gelişmeye başlar. Görme, duyma, koku alma gibi diğer duyular bir nevi edilgen içe dönüktür. Ancak dokunma duyusu geliştikçe, bu duyuya kişi hükmettikçe, nesneler üzerine etki sahipliği gitgide gelişir.

Bu açıdan dokunma  farklı bir yer işgal eder. Kişi dünyaya dokunma duyularını yönlendirerek şekil verir. Üretim daha çok bu duyuyla bağlantılı organlar vasıtasıyla dış dünyaya yansır. Kişinin ürettikleri, yararlı, yararsız, iyi, kötü sonuçlar doğuran her ürün bu organlar vasıtasıyla yansır.

Eller, kollar, vücut, ayaklar dokunma duygusu ile ilgili temel uzuvlardır. Eylemler genelde bu organlarla dünyada etki bırakır. Kişinin eylemleri bu organlarla dünyaya yansır.

* Sahipliğin hiyerarşisi vardır. Kişilerin fiillerini bir insanın koluna dokunmasıyla inceleyelim.

Elle Dokunma: Bu fiil hissetme fiili olsun.

Elle tokalaşma: Bu fiil iletişim fiili olsun.

Elle güreş: Bu fiil güç gösterisi olsun.

Elle yumruk vurma: Bu fiil gücün eyleme dönüşme hali olsun.

Elle aşırı şiddet: Fiil neticesi ölüm gerçekleşsin.

Bu en aşağıdan yukarıya doğru hiyerarşi de dokunmanın etkisi hem nitelik hem de şiddetin niceliği yönü ile değişmiştir.

Kişi dokunma duyusunun bağlı olduğu organlarla farklı amaçla, farklı eylemleri, bir nesne üzerine farklı şiddetlerde uygulamaktadır.

Öyleyse, bir etki eden, bir etki edilen, bir etki edenin niyeti, bir etkinin amacı, bir etkinin duygusu, bir etkinin niceliği, bir etkinin niteliği konuları ortaya çıkmaktadır.

Bütün bunlar göz önüne alındığında bütün bu etkilerin sonunda kişinin niyeti ve amacı ve en sonunda etkinin sonuçları ortaya çıkmakta.

Etkinin sonucu ise yine niyet ve amaçla değerlendirilebilir.

Ancak bütün bu üçünün yanında bütün bu bileşenlerin gösterdiği resimden bir de bu eylemin haberi ortaya çıkmaktadır.

Bu eylemin taşıdığı anlamdır. Daha doğru bir ifadeyle aslında eylemin taşıdığı iddiadır. Her eylem bir iddia taşır ve etkenin eylemi bu iddiayı dünyaya duyurur. Bu haber, etkenin dünyaya ilan ettiği iddiasıdır.

Kişi eylemi ile tüm dünyaya, kainata ve Yaradan’a okunacak bir mesaj atar. Bu mesaj, eylemin iddiasıdır.

Bu konudaki örnekleri başka bir yazıyla verelim.

Yukarıda açıklananlar bir akıl yürütme eylemidir. Doğru üstüne fikir yürütmedir. Bilen okuyandan arif değildir.

 

 

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s