Şiddet Görenlerin Şaşırtıcı Okuması… Fiillerin, Eylemlerin İddiasının Getirdiği Süreç…


Dokunma üstüne daha önce yazdığımız yazıların bir devamı olarak bir kaç düşünce daha eklemek gerekmektedir.

Fiili veya sözlü şiddet gören kadınların bir kısmı bu durumdan bazen bir yönü ile mutluluk duymaktadır. Benzer bir şekilde patronundan azar işitenlerde de bu durum görülebilmektedir.

Bunun nedenini dokunma üzerine daha önce öne sürdüğümüz tezlerle açıklamaya çalışalım.

Kişi, eylemi ile bir haber vermektedir.

Şiddet eyleminde bulunan şahıs bu eylemi ile dünyaya mesaj verir.

Bir nesneye kişiye şiddet uygulayan kişi bu eylemi ile dünyaya o nesne üzerinde olan hakimiyetini ve sahiplik yetkisini göstermek istemektedir. Eylemi ile  bu amacı taşımasa bile bunu gösterir. Zira Roma hukukuyla gelişmiş olan toplumlarda, bir nesnenin sahibi olan kişinin nesne üstünde üç hakkı vardır. Bunlardan biride kötüye kullanma hakkıdır. Bir hakkı da nesneyi yok etme hakkıdır.

Öyle ise bir nesne veya kişi üzerine yapılan şiddet eylemi toplumun hücrelerine işlemiş bir düşünceyi de açığa taşır. Sahiplikle, kötüye kullanma arasında bir ilişki vardır. Kişi size şiddet uyguluyor, uygulayabiliyorsa, bu etki edilen kişide bu eylemin bir sahiplik eylemi olduğunu fikrini taşır.

Yani sahiplik fikrini ilan eden bir eylem ortaya çıkar. Şiddet gören kadınların bazısı bu durumu kocalarınca sahip çıkılmaya yorumlamalarının sebebi budur. Kadınlar eylemin taşıdığı mesajlardan bir tanesini doğru okumaktadır. Gerçekten de eylemin sahiplikle bir ilişkisi vardır. Eylemin bir iddiası da budur.

Bu noktada belirtmek gerekir ki eylemin ahlaki boyutunu tartışmıyoruz. Eylemin günah boyutuna girmiyoruz. Eylemin iddiasından bahsediyoruz. Kişilerin eylemi nasıl okuduklarını inceliyoruz. Eylem çoğu zaman böyle okunmaktadır. Ancak eylemin iddiası iyi değerlendirilip analiz edilmedikçe ahlaki bir hüküm vermek zordur. Yine eylemin iddiası tam anlaşılmadan bu eylemin neticelerini, iddiasının kişiyi düşürdüğü pozisyonu da anlayamayız.

Zira eylemin sonuçlarını tam okuyamazsak, etken ve edilgen, eylemin taşıdığı anlamları farklı perspektiflerden belli bir oranda okur. Bu tezin devamında eylemin iddia sahibi olduğunu ifade ettik.

Peki bu kainata karşı ileri sürülen iddianın muhatabı kimdir ?

Edilgen kişi mi, kainat mı, toplum mu, insanlar mı, Tanrı mı, Allah mı, yoksa kişinin kendisi mi

Eylemin ( fiilin, amelin ) taşıdığı iddia, kişiyi hangi pozisyona sokar. Kişiye bir hiyerarşi yükler mi. Kişi iddia ile iddiasının ispatını çağırmış olmaz mı ?

Zira her iddia netice itibari ile tartılması gereken bir analiz sürecini gerektirir.

İddialar ya doğru çıkar, ya yanlışlanır.

Bu ise iddianın belli bir süre sonra hakikatle sınanmasını gerektirir.

Zira hakikat ortaya çıktığı zaman ya iddia doğrulanır, ya da yanlışlanır. Bu durumda ya iddiacı kazanır, ya kaybeder.

Demekki iddianın muhasebesinin olduğu bir alan mevcuttur.

İddia sınanır, hakikatle buluşur ve gerçek ortaya çıkar.

Bu da bir süreci, süreyi ve zamanı gerektirir. Bunu da sonraki yazımızda inceleyelim.

 

Burada düşünüyor ve fikir yürütüyorum. Düşünen ve yazan okuyandan arif değildir. 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s