Yeni Keşifler ve Türk Sanayii Nereye…


Mahfi Eğilmez sayesinde yeni keşifler yaptık.

Mahfi Eğilmez, 12 Aralık’ta incelemiş olduğu ve tespitler yaptığı bir raporu kendi sayfasından paylaştı. Bu raporda, Türkiye’nin sanayi üretimde geri kaldığı görülmekteydi.

Mahfi Eğilmez’in konuyla ilgili yazısı:

http://www.mahfiegilmez.com/2012/12/2023de-en-buyuk-on-ekonomi-arasna.html

McKinsey’in “Manufacturing the future: The next era of global growth and innovation” isimli raporun aslı:

http://www.mckinsey.com/insights/mgi/research/productivity_competitiveness_and_growth/the_future_of_manufacturing

( Mahfi Eğilmez’e bizi bu tür kurumlarla tanıştırdığı için teşekkür ediyoruz. Yorumlarının bir kısmına katılmasam da dikkatle izliyor ve takip ediyorum. Bu vesileyle kendisine buradan teşekkür ediyorum. )

Bu  rapordan anlaşıldığı üzere Türkiye sanayi üretiminin yarattığı katma değerin GSYH içindeki payı oldukça düşük kalmaktaydı. Bu rapor aslında bilenler için malumun ilamından başka birşey değildi. Zira Türkiye son 10 yılda derin bir krizden yeni çıkmış kendini toparlama sürecindeydi. Ancak bu kendini toparlama ülkenin fabrikalarının satılarak, tüketimle, inşaatla finanse edilen bir politik tercihler bütününün eseriydi.

Son dönemde ortaya çıkan Çin’in yükselişiyle Türkiye’nin işçi sayısına dayanan sanayilerinin gerilemesiyle, inovasyon alanda istenen atakları yapamamasıyla maalesef bugünlere geldik. Türkiye’de olması gereken inovasyon çalışmalarını, tek tük büyümeleri sanki birer mucizeymiş herşey halledilmiş gibi yansıtılması sahte bir algı yaratmıştır. Topyekun planlı bir sanayi ilerlemesinden ziyade tesadüflere bağlı olan, bir kısmı da Türkiye’nin nüfusunun ve pazar büyüklüğünün gerekleri olan ilerlemeden kaynaklı ilerlemeler sanki bir politikanın eseri gibi sunulmaktadır. Oysa sanayinin aleyhine giden Türkiye’nin dışındaki sürecin yanı sıra, ülkenin içinde politika yürüten karar alıcıları da sanayiinin aleyhinde olmamakla birlikte yanında kesinlikle yer almamışlardır. Ülkenin sermayesi ve sermaye sahipleri, devletin olan yatırımlarını satın almaya teşvik edilmişlerdir. Aslında bu sermayenin devlete bir borç gibi transferi şeklinde gizli bir borçlanmadır. Zira bu kuruluşlar zaten vardır ve varlığın el değiştirmesinden başka birşey olmamaktadır. Yine ülkede oluşturulan rant anlayışı ile sermaye zorlandığı üretimin rekabet şartlarından, çok daha az sıkıntıyla, çok daha karlı inşaat projelerine, arazi alımlarına, liman ihalelerine, hizmet ihalelerine yönelmiştir. Bu durumda imalat aleyhine inovasyon aleyhine bir durum oluşturmuştur. Ülkenin yükselen yıldızlarının inşaat şirketleri olması tesadüf değildir.

Bu kötü bir durum mudur ? İnşaatla büyümek kötü müdür ? Böyle birşey yok. Müteahitler dışarıda ihaleler kazanıp, üretim yapıp, sermaye biriktiriyorsa problem yok. Türkiye içinde de bu şekilde sermaye biriktirmek mümkün olması çok da kötü birşey değil. Ancak koca bir devletin tüm politikasını belediyeci bir anlayışla, bu noktaya kanalize etmesi birşeylerin aleyhine işlemektedir. Çünkü bir devletin, bir ülkenin belirli kaynakları vardır. İnsan ve para sermayesi, firmalar yani para sahiplerince ve devlet idarecilerince sevk ve idare edilir. Türkiye Cumhuriyeti devleti özel sektörün elinde olan sermayesini kendisinin kurduğu firmaların satın alınmasında kullanmakta beyis  görmemiştir. Bunun etkileri çarpıcı olmuştur. Yeni yatırımlar, yeni keşiflerden ziyade olanın el değiştirmesi ve kolay bir para kazanma yolu ile kazanan ne devlet, ne özel sektör olmuştur. Zor olan rekabetin yerini bu kolay yoldan elde edimler almıştır. Ancak bu noktada devletin borç ihtiyacı gerçeği göz ardı edilemez. Devlet artık öyle bir inkıraza uğramıştır ki satış yapmak zorundadır. Bu satış ise tek yönlü vurmamakta, bilakis özel sektörün kaynaklarını da içine çekmektedir.

Bütün bu hengamede el değiştirmeler, yeni inşaat projeleri, yeni arsalar, milletin ev ihtiyacının doğurduğu yüksek talep, devletin iş bulmak zorunda olduğu kalabalık bir nüfusu inşaatla, tali projelerle istihdam etme amacı ve imalat sektöründe ortaya çıkan Çin faktörü ile birlikte zaten yaratıcı bir eğitim vermeyen eğitim sistemiyle yetişen gençlerinde ortaya birşey koyamamaları, ortamın buna izin vermemesi ve çeşitli nedenlerle Türkiye bu güne gelmiştir.

Rapordan anladığımız kadarıyla, Çin faktörüyle dengeler değişmiştir. Bununla birlikte bize benzer bir durumda olan ve tekstil, ayakkabı ağırlıklı sanayisi olan İtalya ise pes etmemiştir. Çin’in işgücü ağırlıklı imalat sanayindeki payı % 36’lar civarıdır. İşgücü ağırlıklı sektörler ayakkabı, tekstil, mobilya, oyuncak olarak sıralanabilir. İtalya ise bu süreçte dünyada % 7 paya sahip hale gelmiştir. Yani Çin’in ortaya çıkışı İtalya için bir fırsat olmuştur. Çünkü Türkiye, İspanya, Mısır ve benzeri imalat ağırlıklı üretimde ilerleyen ülkeler yarıştan kopmuştur. Yarıştan kopmayan İtalya ise payını arttırmış, Çin ise herkesten pay almayı başarmıştır. Olan Türkiye’ye olmuştur. Çünkü Türk sanayicisi kendinin ve dünyanın farkında değildir şuursuzdur. Çin’den ucuz mal almayı, ucuz hammadde almayı rekabette kendine avantaj sağlayacak zannetmektedir. Çin’den tedarikçilik yapan saf Türk sanayicisi bir süre sonra kendi imalathanesini de kaybetmektedir. Türk sanayicisinin yabancı dili, vizyonu yoktur. Yani bir ticari eğitim bilgisi yoktur. İşletme eğitimini muhasebecilik zanneder. Milliyetçiliği bayrak sallama, dünyayı ise .mına konması gereken bir yer olarak düşünmektedir.

Oysa Amerikalı sanayiciyi dinleyelim:

http://www.mckinsey.com/insights/mgi/research/productivity_competitiveness_and_growth/conversation_with_timken_ceo_james_griffith

Adam çok şeyler söylüyor ancak can alıcı bir noktaya işaret edelim. James Griffith diyor ki, Çin ortaya çıkınca rekabet edilemeyeceğini anladık. Sanayiimizi Çin’e taşıdık. Burada nasıl iş yapıldığını öğrendik. Pazarı tanıdık. Şimdi hem Amerika’da üretim yapabiliyoruz, hem Çin’de. Çin’de üretim yapıyoruz ama pazarı tanıdığımız için Amerika’da ürettiğimiz malları da artık Çin’e satabiliyoruz. Çin büyük bir pazar ve yükselen orta sınıf var. Çin’i takip edebiyoruz.

Evet gördünüz mü farkı. Bizim sanayicimiz böyle bir zihniyete sahip olabilir mi. Devleti idare edenler sanayicilere bu şekilde yön verebilir mi. Hoş bu gibi şeyler insanın içinden gelecek. Vatan duygusu olmayanın sanayi teşebbüsü olamaz, firması olamaz, üretimi olamaz. Olursa tesadüfi olur ve Türkiye’de ki gibi ilk fırtına da yıkılır. Bizim sanayimizi başını alacak Çin’e gidecek. Ama daha ucuz olduğu için değil. Buradaki fabrikasıyla oradakini nasıl entegre edecek, ona bakacak. Ne gibi fırsatlar var ona bakacak. Görecek. Bunun için akıl lazım, dil bilen, iyi eğitimli adamlar lazım. ODTÜ, İTÜ, Boğaziçi başta olmak üzere buraların işletme mezunlarını, endüstri mezunlarını bulacaklar bunların dünyaya bakışlarından istifade edecekler. Muhasebe departmanına adam aramayacaklar. Vizyoner adam arayacaklar. Bulamazlarsa şikayet etmeyecekler.

E peki güzel diyorsun da Türkiye ihracat rekorları kırıyor bu nasıl oluyor. El cevap olması gereken oluyor az bile oluyor. Türkiye gibi 80 milyon genç nüfusu olan bir ülkenin dünyayı titretmesi ve şu ankinin 4 katı kadar ihracatının olması gerekirdi. Zaten artacak birşey bu. Kardan zarardayız. Bizi gibi nüfusa sahip, ilk sanayileşmesi olan Fransa ve Almanya, I. ve II. Dünya Savaşlarını çıkaracak kudrette idiler. Yanlış anlaşılmasın biz de ortaya çıkıp tepinelim demiyorum. Ancak biz işte onların o zaman yakaladıkları demografik avantajı şimdi yakaladığımız halde dünyadaki yerimiz onların elde ettiği pozisyona göre acınacak halde. İsteyen istediğini söylesin.

Eğitimli insanın kıymetini bilmeyen, inovasyonu, AR Ge’yi bilmeyenlerden birşey olmaz. Mühendisine asgari ücretin üstünü layık gören, İşletme, iktisat eğitimini açıköğretim ve sadece muhasebe zannedenlerden birşey olmaz. Turk Telekom’u satan ve onlara Ar GE’ye yatırım yapma zorunluluğu koyan ancak Telekom’un bunu yapmak yerine kotayı doldurmak için okul yaptığı, bina yaptığı bunu AR GE sandığı ve AR GE harcamalarının arttığının sanıldığı bir ülkeden birşey olmaz.

AR GE’yi su kuşu sanan, maliyet kalemi gören, üç beş adam koymak sanan, AR GE’nin insanla olacağını anlamayanlardan birşey olmaz. Sanayicileri ilkokul mezunu olan ancak bunla gocunmayan, daha doğrusu bunu kompleks yapanların olduğu bir yerde birşey olmaz. Sen ilkokul mezunuysan Allah sana fırsat vermiş, eğitimli insandan yararlan. Eğitimli insanında parası yok sana muhtaç. Ama Sen de ona muhtaçsın. Herşeyi ben bilirim havanla olmaz, aklını kullan. Büyük bir firma sahibi ülkede kriz vardı, elemanların eline çanta verdim 40 ülkeye yolladım diye övünüyorsa buradan birşey olmaz. Çünkü elemanlarım dediklerinin kendi yönetici kadrosu olması gerekirken bunları maraba sayan kafadan heç birşey olmaz. Bu adamdan IKEA olmaz. Ağa maraba mantığıyla işleyen özel sektörden birşey olmaz. Yengelerin yönetici executive board olduğu yerde heç birşey olmaz. Kendi yönetici sınıfını yetiştiremeyen özel sektörden birşey olmaz. Aselsan’ın başına adam atanacağı sırada askerlerden başka idareci bulanamayan bir ülkeden birşey olmaz. Özel sektörün Aselsan’ın başına atanacak nitelikli yönetici yetiştirdiği bir ülke olmazsan senden birşey olmaz. Ey parası olanlar bunlar işinize gelmediyse, gidin bir 2B kapatın, hileyle hurdayla dikin gökdelenleri satın keyfinize bakın. 2023’e o yüksek pencerelerden bakın, çünkü sizden başka bir şey olmaz. Koç’tan, Sabancı’dan, Ülker’den zaten bir Samsung çıkmaz, nokia çıkmaz da ne çıkar. Dur düşüneyim. Deli dumrul çıkar. Niye ? Gelenden geçenden para alır. İhaleleriniz hayırlı olsun, memleketimize geçmiş olsun. Boşa klavye yorduk. Bizim memleketimizden birşey olmaz, böyle daha çok ihale görürüz. Samsung’u, iphone’u ve de dört tekerlekli arabaları rüyalarda görürüz.

Muasır medeniyeti yakaladığımız şu günlerde hepinize: Hadi hayırlı traşlar.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s