Doğu Batı Sentezi, Kaos, Cambazlık, Hile…


Doğu ve Batının sentezinden üstün bir memleket doğacağını söyleyenler her zaman var.

Kimileri helenistik medeniyetin bir zirve olduğunu düşünmektedir. Bu kısmen doğru, kısmense yanlış. Zira fiiliyatta ortaya çıkan gerçek  ve pratik uygulama ortadadır.

Soruyu şöyle soralım.

Yunanlılar, İtalyanlar batılı mıdır ?

Batılıdır. İtirazlar olabilir, ancak doğulu olmadıkları kesin. Yüzde 90 batı medeniyetine aitler. Her ne kadar şu an ki yaşayanlar modern batı standartlarına uymasa da genelleme içinde bazı kategorilerle değerlendirildiklerinde büyük ihtimal batının saflarına düşerler.

İranlılar, Azeriler, Ruslar doğulu mudur ?

Doğuludur. Yine buna da itirazlar olabilir, ancak genel çerçeve de değerlendirdiğimiz zaman, özellikle toplumun yaşam tarzına düşünce dünyasına baktığımız zaman doğulu olduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. Batılı olmadıkları kesinlikle söylenebilir. Ruslar üzerinde bir takım kafa karışıklığı olabilir. Ancak genel kanımız Rusların doğulu oldukları yönündedir. Batıyla doğu arasında kalması yönüyle bize benzemektedirler ancak tek bir Rus toplumunun kültüründen söz edilebilir. Derin kökleri ile Ruslar doğuludur ancak son yüzyıllarda batı düşüncesine dönmüş tek bir kültürden bahsedilebilir.

Peki şimdi soralım biz doğulu muyuz Batılı mı ? Çok rahatlıkla buna doğulu olduğumuzu söylemeyi isterdim. Ancak değiliz. Ülkemizde batılı olmayı isteyen çok kişinin olmasından dolayı doğulu değiliz demiyorum. Zira Rusya’da da batılı olma istekleri bizden daha aşırı boyutlara varmıştır. Bu yine de onları doğulu olmaktan kurtarmamaktadır. Ancak biz doğulu değiliz, sebebi de bunlardan çok daha farklı. Tarihsel olarak bir yönümüzle batı kökünden geliyoruz. Bir kökümüzle doğudan. Düşünce yapısının bir kısmı eskiden gelen geleneklerle, bir de balkanlardan gelen çeşitlemelerle Batılı. Doğudan gelenlerle doğulu. Toplumsal yapımıza baktığımız zaman dıştan doğulu görünen ama içinde kımıl kımıl bir batılı toplum. Aslında tam bir kaos.

İşte yazımın başlığında belirttiğim gerçektir Türkiye. Ne olduğu belli olmayan bir yer. Kültürünü belirleyemediğimiz amorf bir yapı. Ele gelmeyen, göze görünmeyen, düşünce de tutulamayan bir varlık. Doğu ve Batı. Hiçbir anlam ifade etmiyorlar aslında.

Türkiye, doğuyla batının sentezinin ne menem birşey olacağını göstermek için, Allah’ın kurduğu bir tasvir, bir resim, bir ibretlik dünya.

Batılı düşünceyle, doğulu düşüncenin garip bir meczi. Bir karışma yok. Sadece bir bulanma var. Bir arada, birbirini tutuyor. İçiçe ve karman çorman ama asla bir değil. Kimin iyi, neyin kötü olduğunun belirsiz olduğu hayüleler dünyası.

Kaos, kaosun yarattığı varlık savaşı, bu savaşın geliştirdiği düzenler kişilikler, bir cambazlık dünyası, bir hile ocağı, tutanın tutanı , gücü yetenin yeteni ezebileceği bir alemde, var olabilenlerin yurdu. Nasıl ve ne pahasına ?

Neyden ödün vererek. Hangi hilenin, hangi kurnazlığın üstün geldiğinin bilinemediği, kazanın ve kaybedenin aynı çamurda yıkandığı bir dünya.

Bir yoklukla varlık meczi. Var olanda yok olan da nasıl var ve nasıl yok olduğunu bilmiyor.

Değerini söyleyemiyor ama hilesini ortaya sürüyor. Çünkü mecbur.

Karartılmış hayal dünyasında kimin dost olduğunu bilmediğin bir yerde gölgeleri dans ettirdiğin, bir kelebek gibi dolandığın, uçtuğun bir arena, bir alem, bir pist.

Sanki bir rüyada aslanlarla, kurtların, çakallarla, kartalların, kedilerle, köpeklerin, tavşanlarla, tazıların var olmasının gerektiği bir gemide yolculuk ediyormuşçasına bir alem.

Yorumların çözümsüz kaldığı, çözümlerin sorusuz kaldığı bir hayal alemi, bir sirk, bir panayır, bir kaos.

Kim batılı, kim doğulu. Doğunun ve batının iyi yönlerini alalım derken, doğunun ve batının ne iyisini ne kötüsünü alamadığımız, büyük cehalet asrı.

Bir karanlığın, başka bir karanlıkla bastırılmaya çalışıldığı bir karabasan.

Yeter aydınlıklar nerede, sen kimsin, ben kimim sorularının bu kadar anlamsız kaldığı, bu kadar boş durduğu bir yer olamaz. Yok.

Afrika’da yokluk içinde doğanın ölüme gebe olmasının kanun olması gibi, bu mavi Afrika’da ise her doğanın çürümesinin kanun olduğu gerçek bir toprak parçası.

Günler geceler boyunca  ayakta görülen rüyaların hayra yorulamayacağı bir gerçeklik.

Doğu ve Batının imkansız aşkının, çirkin meyvesi, bir zina, bir veled i zina.

Ancak her ne olursa olsun özünde iyi olan bir varlığın büyüyüp, iyi işler yapabileceğine olan inanç.

Hepsi ve hiçbiri.

İki düşünce arasında karmaşık ufuklar.

İşte size bir memleket serencamı, bir tarih tahlili, bir hayat muhasebesi, bir dünya meali, gariban bir memleket hasreti yazısı.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s