Sohbet Temelli Düşünce Teorisi Olur mu ? Komşular Ne Derin Önemi ?


Türk milleti olduğu varsayılan Anadolu’da yaşayan halkımızın en güzel hasletlerinden birisi sohbet edebilmesidir. Cana yakındır. Konuşur. Sohbet sohbeti açar, laf lafı açar, aşinalıklar kurulur.

Gelgelelim herşeyin bir iyi yanı olduğu gibi bir de kötü yanı vardır. Sohbet sever milletimiz konuşmayı sever, az dinler, çok konuşur ancak okumaktan hazzetmez.

Çok konuşan halk kesimimiz engin bilgilidir. Konuşmayı çok fazla yaptığı için bu konuda mahirdir. Üstün malumat füruşluğu ve katakulli yeteneği ile her zaman vakit ve vakit profosörlerin, değme diplomatların üstüne çıkar. Diliyle hep haklı olur.

Senden, benden, sağdan, soldan aldığı bilgileri senelerin çene yormasıyla geliştirdiği diliyle kullanır, satar.

Gelgelelim sorun bu tiplerin bir, iki, üç tane olmasından kaynaklanmaz.

Ya nereden kaynaklanır ?

Toplumun geneli böyledir. Bu yapıyla yoğrulmuş bir düşünce sistematiği vardır ortada.

Bakmayın öyle. Ben toplumumun yalancısıyım.

Bu yazıyı okuduğunuza göre muhtemelen siz de okuyan yazan cenahtan bir tipsiniz. Ancak şuna emin olun ki bu ülkede başarı şansınız, çene kuvveti olanlar hariç, zayıftır.

Niye mi. Çünkü sözle düşünce sistemi kurulamayacağına itiraz ettiğiniz için. Olur mu öyle şey, olsa olsa milletinki laf kalabalığı dediğiniz için.

Oysa lafla peynir gemisi yürütebilme yeteneği bizim milletimize has bir niteliktir. Bu sebepten bu vakayı kabul etmezseniz hiç bir olayı analiz edemezsiniz. Türkiye’de sosyal bilimcilerin çakmasının sebebi budur.

Çünkü toplumun sözlü kültürünü önce kabul etmez. Kabul etse fazla önemsemez ve nüfus edemez. Halbuki toplumlar yaptığı faaliyetleri ile değerlendirilir. Toplumumuzda günde 24 saat telefonla konuşmayı başarabilecek tipler vardır. Bunların ne konuştuğu, bunu nasıl yaptığı inceleme konusu olması gerekirken genelde buna burun kıvırılır.

Oysa insan yaptığı neyse odur. Ürünü neyse ona bakılır. Toplumda budur. Faaliyetlerinin % 70’i boş ya da dolu konuşma olan, 27 kişiye 1 kitabın düştüğü ya da düşmediği ülkede, asıl faaliyet konusu olan sözlü kültür göz ardı edilir.

Bu yüzden okuma, yazmaya kafa yoran Türk gençleri başarısız olmaya mahkumdur. Zira bir işi çok iyi yapan kişi diğer konularda açığını kapatabilir. Yeni mezun okuma yazmayla uğraşmış Türk genci henüz bilgi yönünden fakirdir. Oysa işini iyi yapan, yani konuşma işinde uzman olan, iletişimle, lafla malı götüren, lafla peynir gemisi yürütme uzmanı olmuş toplumun büyük bir kesimi vardır. Hayatta bunlarla karşılaşmakta bunlarla iş yapmakta, bunlara iş yaptırmakta, bunlarla dost veya rakip olmaktadır. Muhattap olduğu toplum tam da budur. Hamur budur.

Bu olayların farkında olan bir kısım insanımız okulları biter bitmez kitaplarını kapar. Zira konuşamadıktan sonra yemişim kitabını mantığıyla hareket eder. Okuyacağımda ne olacak mantığının altında, bu okuduklarım değil asıl söylediğim laflar önemli. Aslında bu uyanık vatandaş, “Okursam konuşma melekemi yitirir, zaten toplumda okuyana bakmaz, önemli olan düzene uymak. O da nedir, lafı iyi çakanın borusunun öttüğü düzendir.” demeye getirmektedir.

Oysa bir kısımı okur yazar gencimiz toplumumuzun % 70 vaktini alan temel faaliyetini küçümser. Oysa gerçekte bu toplumda temel ölçüm kriteri laf yapıcılıktır.

Düşünce sistemi değer yargılarını belirler. İnsanların beslendikleri kaynaklar, kitap değilse, tecrübe etme değilse, konuşma ve dinlemedir.

Toplum böylece dinleyerek bilgilenir. Böyle bir toplumda değer yargılarını kişilerin sözleriyle kurar. Sonuçta “komşular ne der”, “konu komşu ne der” gerçeğinin altında yatan saik budur. Zira dile düşmek, söze düşmek bir nevi kitaplara düşmek gibi bir şeydir. Çünkü konuşma temelli düşünce sisteminde var olan bilgi yine ancak sözel olarak aktarımla var olur. Dedikodu diyerek küçümsenen şey aslında tam da toplumun varlığının kendisidir.

Maalesef Türk toplumunun bir işte, bir okulda, bir çevrede bir insanı değerlendirme kriteri, ölçüsü bu dedikodudur. Zira söz yazı gibi bir mahiyet almıştır. Kişinin başarıları onun hakkında söylenenlerle temellenir. Kişinin başarıları, notları, yaptıkları sözlü bir ifadeye bürünmüyorsa bir anlam ifade etmez. Zira bunları açıp okuyup değerlendirme toplumun kültür kodlarında yoktur.

Peki bunlar nerededir ? Toplumun sözlü kültüründe. Sözel varlık içinde var olmayan, kelimelerle gündemde bulunmayan yoktur, yok hükmündedir. Toplumun düşünce dünyası ve değer ölçüleri ancak ve ancak bu sözel alemle şekillenir.

Bu yüzden komşuların ne dediği düşündüğünüzden çok çok önemlidir. Bazı zamanlar bin bir emekle elde edilen bir diplomayı kimse görmez. Ancak komşuların sözleri sizin varlığınıza delil teşkil eder. Peki bu hakikatte yazıyla şekillenen düşünce temelli bir medeniyette anlam ifade eder mi ? Şüphesiz eder. Yazılı metinlerle değerlendirilseniz de bunlar anlamlıdır. Ancak bu noktada belirtilmesi gereken şey, böyle bir toplumda yazılı belgelerin gerçek manasının da incelenebildiği ve yan anlam olarak sözel değerlendirmelere başvurulduğu gerçeğidir. Oysa sözel temelli bir toplumda yazılı olarak anlam içeren bir belge bile, yine sözel kıstaslarla değerlendirilir. Yani onun içeriyi yazıyla ölçülmez, bilakis sözle ölçülür, kıymeti de yine sözeldir.

“Falanca üniversitenin mezunları çok iyidir.” Bu temelli bir söz o diplomanın yerini alır. Oysa gerçekten de o üniversitenin mezunlarının çoğunluğu iyidir. Ancak değerlendirmeyi yapan kişi bu değerlendirmeyi kendi hesabına göre, kendi ihtiyacına göre yazı ve çiziyle yapmaz. Bu üniversitenin mezunları şu konularda iyi öyleyse bunu alayım değerlendirmesini yapmaz. Yaptığı her değerlendirmeyi sözlü kültürün kalıpları içerisinden elde ederek kullanır. Yorumlarını aslında topluma yaptırır. Tüm hesabın kitabın sorumluluğunu ve yükümlülüğünü sözlere, laflara, dedikodulara yükler. Kendi ölçme biçme zahmetine girmez, okumaya, değerlendirmeye katlanmaz. Dinler düşünür. Çoğu zaman işe alacağı elemanın kulağına fısıldanmasını bekler. Zira değerlendirme kriteri, bu toplum içinde şekillenmiştir. Sözel olmayan bir düşünce yapısının, bir değerlendirmenin kıymeti yoktur. Böylece ölçme biçme değerlendirme zahmetine katlanmaktan daha güvenli yol toplumun kabullerinin yer aldığı, her türlü manipülasyona ve etkiye açık olan sözel kültür dünyasıdır.

Ülkemiz sözlerin insanı vezirde, rezil ettiği bir ülkedir. Yanlış anlaşılma olmasın , bu sözler sizin sözleriniz değildir. Zira söz söylemek aklı gösterir. Düşüncenin eseridir. Güzel söz aklı gösterir. Ancak maalesef toplumumuz benzer sözlerin birbirine pazarlandığı, aktif laf ishaline tutulmuş, iyiyle kötünün sözlerle değerlendirilemeyeceği bir yapıya bürünmüştür. Yani sözlü kültürde söz sizin değildir. Ödünçtür, emanettir, toplumun malıdır. Kimse bunun kaynağını belirtmeden sözünüzü alır kullanır. Üstelik düşünme zahmetine girmez ve sizden aldığını daha güzel bir şekilde pazarlar zira bu konu zaten onun uzmanlık alanıdır.

İşte yukarıda ifade ettiğimiz gibi sözlerle varlığınızın biçimlendiği dünyada başkasının sizin hakkınızda ettiği laflar, cümleler, sözler sizi yükseltir veyahut alçaltır. Bu maalesef toplumsal kültürümüzün acımasız varlığının eseridir. Bu tür toplumlarda okuma, yazma, düşünmeyle meşgul olanların bir varlık gösterebilmeleri mümkün değildir. Çünkü sözleri birilerinin pragmatik çıkarları için tedavüle girip kullanılır. Yeri geldi mi değiştirilir, çöpe atılır. İşler kötü gitti mi kaynak siz gösterilirsiniz. İşler iyiyken eserleriniz tedavülde ancak isminiz başka yerlerdedir. Siz aslında varken yoksunuzdur. Böyle toplumlarda en büyük eser, susmaktır. Akıllılar susar, alimler susar. İşte o vakit meydan çenebazlara kalır. Kıyamet o zaman kopar. Ve de kopmaktadır.

Memleketimizin serancamı budur. Bundan sonra da böyle olacaktır. Zafer boş da olsa konuşanlarındır. Öyleyse dolu konuşanlar için yaşasın susmak.

“Sus, susmadıkça konuşanlar hep galip gelecek.”

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s