Orta Gelir Tuzağına Kurban Olun…


Türkiye’nin sanayi politikası üzerine pekçok konuşmalar yapılmaktadır. Nihat Ergün’de bu konuya kafa yoran yapıda bakanlardan birisi, bu yüzden kendisini takdir ediyorum. Ancak sanayi politikamızın öyle eleştirilecek yönler var ki. Buna politikaya sanayi demek, bakanlığa da sanayi bakanlığı demek ne kadar doğru. Sanayi ve Teknoloji boyutuda işi tam aktaramıyor. Ülkenin sanayisi, teknolojisi, finansı, tarımı, işçisinin niteliği içiçe geçmiş konular ve bir bütünün parçası. Sanayi, tarım, teknoloji, hizmet, çalışma ve finans bakanlığı desek yine meramımız anlatılmıyor. Ekonomi bakanlığıda olmaz zira bu da pek bir geniş küme zaten bu isimle bir bakanlık var. Üretim ve Hizmet Bakanlığıda sıkıntılı. Vel hasılı kelam konu o kadar geniş ki bir bakanın ve bakanlığın işi değil bu. Bu politika ülkenin hükümetinin üstüne vazife bir bakanın değil. Öyle bir bilinç lazım ki konu her zeminde tartışılmalı. Meclis’te, Toplantılarda, Bakanlar Kurulunda, MGK’da. Yeri geldi mi tavuk üretimi, yeri geldi mi uydu üretimi konuşulmalı. Yem meselesinin en önemli bir mesele olduğu, samanın devletleri çökerteceği anlaşılmalı. Bu konular burada kalsın ve yapısal dertlerimizi özetleyelim.

Bir kere ülkenin ekonomik düzeni rant üstüne kurulu. 1 milyon dolarım olsa ne yaparım diye düşüneyim. Büyük bir şehrin yakınında arsa alır bir yere koyarım. Kazanç tahminim % 50-60’ın üstünde. Hele siyasi bağlantım varsa başarı oranım % 80-90. 1 milyon koysam muhtemelen 10 sene için de 5-10 milyon dolar arası bir para alabilirim. Kimi yerlerde daha fazla. Oysa bir projeye destek öyle mi. Tutmama ihtimali yüzde 50. Öyle 10 sene içinde 5-10 milyon dolar kar ihtimaliniz ise yüzde 50 belki daha az. Şimdi ülkede teknolojik yatırımlar isteyen bakanlar, özelde Nihat Ergün Beyefendi, elini vicdanına koysun. Senin paran olsa ne yapacağı belli olmayan gençlere ” güya vatan millet sevgisiyle” para mı verirsin yoksa yüzde yüz kara yakın bir şeye mi paranı bağlarsın. Birinde kayıp ihtimalin neredeyse yok en kötü paranı al çık. Diğerinde kar ihtimalinin şüphesi yanında paranın tamamının gitme ihtimali yarı yarıya bir oranda. Memlekette 20-30 sene de arazi ve konut konusunda durum bu olacak zira nüfus ve konut talebi artıyor. Rant yine bir numaralı karhane olacak ve sen Ar Ge, teknoparka yatırım diyeceksin. Üstelik teknoparklarda mendebur suratlı üniversite idarelerinin siyasi bakışlarına, menfaatçı bakışlarına maruz kalacaksın. Sanki sen öğrenci, yatırımcı değilsin de oralarda dolaşan ayakaltı bir tipsin gibi davranacaklar. Kiradan, siyasi ranttan başka derdi olmayan üniversite idareleri altındaki teknoparklarda bilim olacak. Güleyim bari. Siyasilerin de bu konuda onlardan kalır yanı olmayacak dertleri menfaat olacak ve biz birinden birinin bizi kurtarmasını isteyeceğiz. Kime başvursan kafan kırılır.

Yine tarım konusu var. Ona hiç girmiyorum. Dünya Gazetesinde Ali Ekber Yıldırım beyfendiyi okuyun oturur ağlarsınız. En son Koç ve başka bir grup hayvancılığa para bağladı ve hükümet ithalat kararı aldı. Adamlar battı ve çekilmek zorunda kaldı. Allah aşkına yaptığın yatırımdan alacağın meyve 10 sene sonra. Sen bir yatırım yapıyorsun, hayvancılıkta yapıyorsun adam yasa değiştiriyor ve 1 senede batıyorsun. Sonra Başbakan çıkıyor diyorki arabaya yatırım yapacak aslan lazım. Peki hayvancılığa yatırım yapana ne yaptında arabaya milyarlarca dolar bağlayacak adam sana güvensin. Bu yüzden bu kafayla birşey olmaz. Devletin kendini bağlayamadığı, çok güçlü olduğu ve kararlarının keyfi ve popülist olduğu bir ortamda yatırım mümkün değildir. Orta gelir tuzağında kalabilirsek ne mutlu bize.

Ülkenin bir süre sonra ortagelirde bile kalamayacağı aşikar. Neden çünkü rantın kıymeti azalacak. GDP içinde imalat sanayinin payı son 10 yılda düştü. Türkiye, ilk 20 üretici arasında değil. Üretimden gelir oranı azaldıkça ülke ivmesini kaybedecek. Tarımda hızla ivme kaybediyoruz. Teknolojide ise intibakımız çok zayıf. Herkes bu işi rant sahası olarak görüyor. Daha tarımda istikrarlı karar alamayan bir hükümetin sanayide alabileceği kararlar yıkıcı oluyor. Özetle bu tablo sonucu diğer ülkelerinde durmadıkları hesaba katılırsa Türkiye’nin maalesef orta gelir düzeyini tutturabimesi zor görünüyor. Önümüzde ki On yılda ülkenin görece ortagelir tuzağının altına düştüğünü görebiliriz. Kağıt üstünde olmasa da gerçek üretim düzeyinde bir çoraklaşmayla karşılaşma ihtimali uzak değil. Aksi ancak ve ancak bilinç düzeyinin arttırılmasıyla, hukukun ve istikararın var olmasıyla mümkün olabilir. Türkiye üretimden,hizmete; tarımdan, tekstile, sanayiden, lojistikten, sağlığa, turizmden, madenciliğe, teknolojiden, el işi emeğine hiçbir sektörünü feda edecek lükse sahip değil. Her sektörde yenilikçi fikirlere, teknolojilere, üretim biçimlerindeki dönüşümlere, pazarlamaya, üretime ihtiaç duyuyor. Bunu anlayacak kafa ancak ve ancak üretim ve satış kafasıdır. Punduna getirip alıp satış kafası ise bunları finanse edebiliyorsa yararlıdır. Yani rantçılar eğer buraları finanse ederlerse bir işe yararlar. Ancak rantçının kafası hep ranta takılı kalır. Bu da işin handikapı, rantçının çelişkisidir ve maalesef her iktidarın oluşturduğu rantçılar yine bu rant kafası dolayısıyla bir süre sonra kaynakları kesildiği için kurur, sermayesini kaybeder. Rantçının kaynağı üretim aklına gelmediği için doğru yöne akmaz ve yeni bir iktidarla birlikte kurur yada kabuğuna çekilir. Okumuş yazmışlardan, işletmecilerden, finansçılardan akıl almak zaten düşünülmediği için çok bilmişler tasviye olur. Türkiye’nin başına gelen yıllarda budur bundan sonra da bu zihniyet devam ederse böyle gider.
Özetin hulasası şudur:
Rant, üretimi yapan faktörleri finansa edecek zeka, birikime ulaşmıyorsa, bu mekanizmalar yoksa, para zekayı satın alamıyorsa, yani ilkokul mezunu, okumuş ama cahil rantçı unsur, parası olmayan ama entellektüel olan mühendis, işletmeci, tasarımcı, zanaatkar, bilim üreticilerini, teknolojik buluş yapan birimleri, insanları idare edip, onların gönlünü yapıp kullanarak, onları finanse ederek yeni üretimler sağlamıyorsa, zararlıdır. Hem ülkesine, hem kendisine. Ve de yok olmaya mahkumdur. Rantla büyümek kötü değil, kötü olan ranttan üretim için yararlanamamaktır. MA böyle der.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s