Neden Yeşil Eldiven ?

Son zamanlarda pekçok kişinin blog ( günce ) açtıklarına şahit oluyoruz. İnsanlar bu işe kimisi zevk aldığı için kendini mutlu etmek, kimisi hobisini, seyahat ettiği gördüklerini fikirlerini paylaşmak , bir kısmı fikirlerini düşüncelerini toplamak ve düzenli olarak bir arada görmek, kimileri de para kazanmak amaçlarını taşıyarak başlıyor . Kimisi bunu devam ettiriyor, kimisi vazgeçiyor, kimisi ise bu işi temel uğraşı haline getiriyor.

Ben de bu düşüncelerin herbirisinden bir parça taşıyarak bir blog açıp, fikirlerimi ve çalışmalarımı paylaşmak istedim. Özellikle bir paylaşım sayfası aracılığıyla şimdiye kadar ne yapıp, ne ürettiğimin bir muhasebesini ortaya koymak ve tasnif etmek istedim. Elimde olupta bir kimseye ufakta olsa yarayacak bilgileri paylaşmak istedim. Bilgi ve sevgi paylaşıldıkça artar,  her ikisi de paylaşıldıkça artan yegane kaynaklardır düşüncesiyle bu işe karar verdim. Ayrıca Yüce Peygamberimizin bildiklerinizi aktarmak yönünde ki telkinleri neticesi, kendi içimde olan saklama duygusunu yenerek bildiğim ne varsa elimdeki notlarımla beraber paylaşmaya karar verdim. Böylece internet olduğu sürece insanlar bu bilgilerden yararlansınlar dua etsinler diye düşündüm. Elbette bu bilgilerim ve notlarımın arasında işe yaramayanlar, eksik ve yanlış olanlarda mevcut ancak kendi elimden geldiğince düzeltebildiklerimi, geliştirebildiklerimi zamanım yettiğince ekledim ve sizlerle paylaşıyorum.

 Bu kararın ardından bu günceye, paylaşım dergahına bir isim aramaya başladım. Bu sırada yeni taşındığım evde delik bir eldivenin eşyaların arasında durduğunu fark ettim. Bu yeşil eldiven, her nereye gitsem benle gelen hiç kullanmadığım bir eşya idi. Onu ortada görüncü nasıl geldiğini düşünmeye başladım. Hala sağ:) olmasına da şaşırdım. Bu eldiveni muhtemelen  10-15 sene önce bana annem almıştı. Eldivenimi en son on sene önce ya giymiş ya giymemiştim. Onu bile hatırlamıyorum. Abartısız 5-6 ev değiştirmiş, onlarca yerde ikamet etmiştim. Ama bu vefalı eldiven peşimi hiç bırakmamıştı.

 Bu eldivenin hayatımızdaki insanlara benzemediği aklıma geldi. Bu eldiven insanların aksine, vefakar, cefakar vazifesini ifa etmenin peşinde. Oysa bu onbeş yılda kimlerle karşılaştık, kimleri gördük, kimleri geçirdik, kimleri sevindirdik, kimleri üzdük, kimler vefat etti, kimler kaldı, yeni ziyaretçiler, eski misafirler… Hayat biz birşeylerin peşindeyken gelip geçen tatlı bir şey.

İşte bu eldiven kalanlardandı. Onun aslında benim için işlevsel hiçbir değeri yok ama onun bu hayatta bir anlamı olmalıydı düşündüm. İşte o an anladım ki o yeşil eldivenin anlattığı şey, bu haber aracına bu dergaha bu mekana isim olmakmış. O bizi düşündürdü, vazifesini gördü.

 Hayatı okurken çıkan bir işaretti o; bu işareti böyle yorumladık. Bu kıssadan hareketle lütfen siz de hayatınızda ki olayları, nesneleri okuyun. Yeşil eldiven’i hatırlayın, o bir basit nesne idi fakat aynı zamanda bir mana taşıyordu, biz düşününce manalı bir siteye manalı bir isim oldu.

Herşey hayatta bir anlam taşır. Onu bulacak ve onu anlamlandıracak müthiş varlık biziz. İnsan, yaşadığı olayları herşeyi kendi gözleriyle görüp, duyup, şahit olup doğru yorumlayan varlıktır. Hep uyanık olmak ve doğru anlamlandırmak dileklerimle….

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s